1. 5237 sayılı türk ceza konunun 36. maddesi uyarınca;
    fail suçun icra hareketinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerde, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz.
    fakat tamamlanan kısım esasen bir suç oluşturduğu taktirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
  2. şimdi görünce başlığı bir heyecanlandım. eski bir cezacı olarak yorum girme aşkım depreşti:

    -gönüllü vazgeçme teoride yazarların el üstünde tuttuğu bir kavramdır. suçtan geri dönmek isteyenler için icabında 'altın köprüler' kurulmalıdır. gönüllü vazgeçme bu altın köprü metaforunun kurumsallaşmış halidir.

    -vazgeçmenin gönüllülükle, yani suç işleme ve işlememe konusunda serbest irade halen mevcutken tamamen failin iç dinamikleri senebiyle gerçekleşmesi şarttır.

    -bu iç dinamiği tetikleyen unsurun ne olduğu farketmez: fail karşılaşacğo yaptırımı düşünmüş olabilir, ezan okunmuş-kilisenin çanı çalmış olabilir, fail fiili yapmaya cesaret edememiş olabilir...

    -failin fiili elinde olmayan nedenlerle gerçekleştirememesi gönüllü vazgeçme kurumunu oluşturmaz, tamamlanmamışsa teşebbüs olur.

    -aynı şekilde failin suçu herhangi bir dış etken nedeniyle burakması da genellikle kabul edilmez. misal polis arabasının siren sesini duyup kaçmak amacıyla fiili gerçekleştirmediğinde gönüllü vazgeçme uygulanamaz.

    ben bu kadarla iktifa edicem, hevesimi aldım:)genç ceza hukukçularını buraya bekleriz:)
  3. şahsi cezasızlık nedenlerindendir. iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer şeriklere etkisi yoktur. çünkü adı üzerinde "şahsi cezasızlık" nedeni.

    etkin pişmanlıktan farkı gönüllü vazgeçmede suçun tamamlanmamasıdır. fail burada icra hareketlerini tamamlamaktan kendi iradesi ile gönüllü olarak vazgeçmekte ve suçun oluşmasına engel olmaktadır. ( dip not: buraya kadar tamamlanmış başka bir suç varsa o suç gönüllü vazgeçme kapsamında değildir. şartları varsa fail etkin pişmanlıktan yararlanabilir.)

    teşebbüsten farkı ise, gönüllü vazgeçmede suçun tamamlanamamasının failin iradesi veya çabasıyla olmasıdır. oysa teşebbüste suç failin elinde olmayan sebeplerden dolayı tamamlanamamaktadır. fail suçu işleme isteği ve gayretindeyken dış etkenler sebebiyle suç tamamlanamamaktadır.

    failin suçu işlemekten neden ve nasıl vazgeçtiği şöyle önemlidir. korkmuştur, cesaretini kaybetmiştir, mağdura acımıştır, alacağı cezayı düşünüp vazgeçmiştir vs. bu noktada etkin pişmanlık vardır ve faile ceza verilmez ancak fail suçu işleyeceği sırada etraftan polis diye bağrılır, fail yakalanmaktan korkup suçu işleyemez; cesaretini kaybedip iyi nişan alamaz ve ıskalar; ona doğru koşan polisleri görür, alacağı cezayı düşünürken suçu tamamlayamaz işte bu durumlarda teşebbüsten bahsedilir ve fail indirimli ceza alır.

    kilit nokta failin iç dünyasından kaynaklanan iradi bir vazgeçmenin olmasıdır. fail burada suçu tamamlamak istememekte, neticenin meydana gelmesini istememektedir. dış etkenler devreye girip suçu tamamlayamıyorsa bu teşebbüstür. şöyle diyebiliriz: gönüllü vazgeçme = did not, teşebbüs could not. gönüllü vazgeçmede yapmıyor, canı yapmak istemiyor, yapma imkânı varken yapmamayı seçiyor. teşebbüste yapamıyor. şartlar elvermiyor. durumu olsa okuyacak.**

    şartları:
    -suçu işleme kastı olmalı.
    -suçu işlemeye yönelik icra hareketleri başlamalı.
    -icra hareketleri tamamlanmadan vazgeçilmeli.
    -vazgeçme gönüllü olmalı.
    -suçun tamamlanamaması ya da neticenin önlenmesi failin iradesi ve çabasıyla olmalı.

    aslında bir üstteki entry oldukça açıklayıcıydı ama genç ceza hukukçusu denince heyecanlanıp üzerime alındım nedense. biraz kanun, kitap karıştırıp editlerim.