1. beynin ortasında limbik sistem denilen bölge vardır. bu bölge duyguların düzenlenmesinde rol oynar. sevilen biri, sevindiren bir olay, vb gibi durumlarda limbik sisteme uyarı gider. burası da gerekli yüz kaslarının kasılmasını sağlayan bazal ganglionlar denen bölümü uyarır. beynin düşünerek iş yapan kısmı olaya hiç karışmadan salilseler içinde gülünür. gülmek eylemi böyle gerçekleşir.
    yüzümüzde çok sayıda kas vardır. düzinelerce minik kasın uygun sıra ve özenli bir uyumla çalışması gerekir. içten gelen bir gülümseme yüz ve göz etrafındaki kasları faaliyete geçirir. bu nedenle gerçek gülümsemede gözler güler.

    zoraki gülmek için ya da biri gülümse dediğinde bu komut işitsel korteks ile dil merkezlerinin de dahil olduğu beynin yüksek düşünme merkezleri tarafından anlaşılır buradan çıkan uyarı beynin ön kısmında bulunan motor kortekse iletilir. motor korteks istemli hareketlerin beynimizde yapıldığı yerdir. samimi gülme olayındaki gibi tüm kaslar uyum içinde çalışmaz.

    bu fark vesikalık fotoğraflarda ve içten gülünen sponten fotoğraflarda açıkca belli olur. karşıdaki insanın gülerken yüz ve göz kaslarıda gülümsemesinin içtenliğini ya da zorakiliğini ele verir.
  2. samimisi ve içten geleni, yaşama yönelik bağlayıcı eylemdir.

    "...gülmek sana bahşedilmedi
    gülmüyorsun çocuk
    ve keşfedilmedi uslanmak
    uslanmıyorsun.
    gitmek hâlâ ‘döneceğim’ demekse
    ve hâlâ oyun bozan çocuksa en güzel çocuk,
    oyunu giderken bozuyorum
    kızıyorsun.
    çünkü, ne büyümesini istedim kuzuların
    ne gökyüzünün ıslanmasını
    yani ağlamasını çocukların

    oysa yaşamak beyhude yolculuktur.
    anladım ki, bir çocuk ağladıkça çocuktur."

    sonra bir gün - zafer ekin karabay
    ozee
  3. sabah 6 buçukta uyanmamdan belliydi zevksiz bi tatil günü olacağı..
    9 buçukta geri yatıp öğlen 2 de uyanmaksa daha rahat kanıtlıyordu artık bu günün saçma sapan geçeceğini, ama yataktan kalkarken yine de gülebildim..

    bugünü de gördük işte dedim, çayın altını yakarken.
    güzel günlerin geleceği umuduyla geçen sıradan bir gün daha olacağının belirginliği yüzümdeki gülümsemeyi geçen her saniyede siliyordu.. memleket tüttü burnumda, sevdiklerimden ve muhabbetten uzak bir çay daha içildi rastgele hazırlanmış özensiz kahvaltı soframda. ya dert edecektim ya da son 6 aydır yaptığımı yapacaktım.
    amman be boşver dedim, güzel olacak ya sonunda herşey güzel, şimdi vaktidir gülmenin ve de geçmenin..zamanı gelecektir elbet sığındığın limanda geçmeden kalmanın ve huzurla gülebilmenin.

    tanım: bazen içten gelir, bazense sadece sallamamak içindir hayatı.

    herkese içten gülümsemeler dilerim.
  4. gülmek, yüzüme hiç yakışmaz, ama gülmemek de kalbime yakışmıyor.

    yüzümün şekli yüzünden kalbimi hapsedemem ki ben, yaşasın gülmek ve kahkahalar atmak*
  5. insanların gülerken yüzünün aldığı ifade ile hayvanların korktuğun da yüzlerinin aldığı ifade neredeyse aynıdır. yani birini gıdıkladığımız da korkmuş olur. *
  6. gülerken çalıştırdığımız kas sayısı somurttuğumuz zamandan daha azmış :)
  7. bununla ilgili şöyle bir bilgi edinmiştim yakın zamanda. ayna nöronlar sebebiyle karşımızdaki esnerken esniyoruz, gülerken tebessüm ediyoruz.. empatinin bilimsel açılımı desem doğru olur mu bilmiyorum ama işin kökenine indikçe durum benim gibi cılız bir meraklı anlatıcı için böyle.

    gülümsemek için pek çok kere sebep arıyoruz, güne somurtarak başlıyoruz ve nasıl başlarsa öyle devam eder efsanesi ile birlikte günü tamamlıyoruz. peki hiç sabah uyandığınızda ayna karşısında daha fazla kalmayı, dahası gülümsemeyi denediniz mi? çookk keyifli bişiy bu ama.. biri gıdıklamış gibi gülün gerekirse. nasıl da sizi etkilediğini göreceksiniz bu durumun. daha pozitif başlayacaksınız, gülümseyen bir yüz ifadesi ruhunuzun da iştahını kabartacak ve pozitif etkiyi karşılaştığınız insanlara bulaştıracaksınız.. gülmek sihirdir, unutmayın ve bana göre bir kadının en güzel makyajıdır da..