1. uzun zaman sonra tekrar basarmaya başladığımdir.

    gundemle ilgilenmek;

    sizi basit tartışmalara sürükler,
    kamplastirir,
    bu kamplasma neticesinde aklınız sadece bir kabile uyesininki gibi çalışır.
    ince düşünme ve hissetmeyi engeller,
    siradanlastirir,
    donuklastirir.

    neden mi?

    çünkü size kendi gündeminizi unutturur.

    not: işbu yorumdaki duygu, gündemle ilgilenmenin tam da sebep olduğu şeydir.
  2. yapamadığım, yapanlara da saygı duyduğum eylem. sahi nasıl yapıyorsunuz? ben internete girsem saçma sapan insanların saçma sapan açıklamaları, televizyonu açsam tartışma programlarının saçmalığı, insanlarla görüşsem onların bu konuları açması... valla ben kaçamıyorum gündemden, boğuluyorum her geçen gün.

    bazen oturup benim yaşlarımda standart bir avrupalı veya amerikalı'nın nelerle uğraştığını düşünüyorum veya neler düşündüklerini, kafalarını nelerin kurcaladığını falan. imreniyorum onlara be.
  3. benim son 2 yildir politik gundeme karsi yaptigim eylemdir. neden derseniz ne desek gg ve mevcut hukumetin algi yonetimine maruz kalmamak. mhp yi saymiyorum bile, chp den de umudumu kesmistim ama ta ki sirin payzin in programinda sera kadigil'i gorene kadar. ben bu kisinin pesinden giderim diyebilecegim tek kisi oldugu kanisindayim. cunku kendisi nereden geldigini, nereye gittigini ve nerede oldugunu bilen tek kisi benim gozumde.
  4. ilgilenince de kendimiz çalıp kendimiz oynadığımızı gören insanların düştüğü hata. şayet halihazırda iktidara çanak tutacak kadar kör veya çıkarcıysanız, ya da ülkeden umudu kesmiş ve yurtdışına çıkma isteğine/imkanına sahipseniz, gündemle ilgilenmemeniz anlaşılabilir. aksi takdirde bu lükse sahip olduğumuzu düşünmüyorum. mesela tüm günümü oyun oynayarak geçirdiğim dönemde tek yaptığım kendi geleceğimi zorlaştırmak oldu. bu da böyle bir şey işte. gündemle ilgilenmeyi geçtim, gündemin bir parçası olana kadar birbirimizi yüreklendirmeliyiz.
  5. bu durum bizim doğamıza, kültürümüze çok da yabancı değildir. hatta bülbülün ötmesiyle ilgili çeşit çeşit türkülerimiz var.

    ötme bülbül ötme
    şen değil bağım
    **
    ötme bülbül ötme bülbül
    derdi derde katma bülbül

    gibi benim derdim bana yeter bir dert de sen katma bülbül bakışı daha uygun. asıl bize yabancı olan gündemle ilgilenmektir. zaten bu yüzden gündem konusunda aşırı bocalıyoruz toplum olarak. hatta komik bi hal alıyor bizim gündemle ilgilenmemiz. düşünecek olursanız bütün bir toplum olarak güncel olaylara yaklaşımımızdaki tuhaflıklar gözünüze çarpacaktır. akış şöyle; fikir beyanı -> etiketleme -> ad hominem ->küfürleşme -> kapanış

    sözün özü, zaten beceremiyoruz.

    yarıda kaldı şarkılar aman
    bu yaraya deva değil zaman
    ateş düştüğü yeri yakar
    bu düzeni bozuk dünya yalan
    ötme bülbül ötme can ayazda kışta
    sen gülü terk etme şarkılar şiirler yasta
    abi
  6. Kişisel olarak gündemim farklı olduğu için daha önemli mevzuların gerisinde olduğum aşikardır (aşikar'ın ikinci a harfi şapkalı).

    Mesela benim için bugün öğleden sonra fark ettiğim gündem ; i.d. isimli şahsın m.d. isimli eşine üçüncü çocuğunun kendisinden olmadığını iddia etmesi sonucu dna testi istemesi, test sonucuna göre çocuğun kendisinden olmadığı için haklı çıkması.
    Bunun üzerine m.d, canlı yayında yoğurtçu bayram'ın (bunu y.b. olarak kısaltmayacağım) isteği dışında cinsel ilişkiye girmesi sonucu olduğunu iddia etmesidir.
    Yoğurtçu bayram da az önce yüzünde maskeyle canlı yayına çıkmış. (Yetişemedim izlemek için)

    Tüm bu olaylar seda sayan'ın programında oluyor bu arada.

    buyursunlar ilgili haber

    Youreads'in fularsporlu üyelerine de olayın en büyük mağduru olan üçüncü çocuğun ruh halini irdelemek düşüyor.

    P.s: başlığı yoğurtçu bayram olarak mı açmam gerekiyordu emin değilim. Moderasyonistan karar verebilir buna. Saygılar
  7. maalesef elimde değildir. her yayınlanan haber, her gelen data piyasayı etkiliyor. mecburen gündemin tam içinde buluyorum kendimi akşama kadar. bu denli içinde olduğumdan da bireysel ilgimi kaybettim. siyaset, güncel gelişmeler, komşu ülkelerin yaşadıkları, global devler ve gelişmekte olan ülkeler...
    mesai içinde her gelişmeyi, sebep sonuç olarak irdeler ortaya bir analiz çıkartırım ama akşam olduktan sonra konu hakkında tek kelime etmem, düşünmem.
    parov
  8. doğru kaynakları kullanarak ilgilenilebilir.
  9. ben bu kararı ilk kez aldığımda didim'deydim, haberler, ülke gündemi vs üzerimde yılgınlık yaratıyordı. bir daha haber okumayacaktım, televizyonda haber bültenlerini zaten izlemiyordum da internet için ayırdığım süremi de kısıtlamayı düşünüyordum ve o dönem ekşi gündemi ile haşır neşir olmaktan vazgeçme eğilimdeydim. sahilde güneş, kum ve deniz'in tadını çıkarırken hiç olmayacak bişey oldu. gezi olayları bir başladı pir başladı. elimden telefonu düşüremez oldum, geceleri uykusuz sürekli haber takip edip twitter ile tanışıp nerede neler oluyor kırmızılı kadından duran adam'a, kadar saatlerimi harcadım. ben bu kadar haberin olanın bitenin sosyal medya ile olsa da içiçeyken konu komşum ingilizler için sıradan bir gündü ve diğer günlerden farklı değildi. onlar romanlarını okumaya devam ettiler. anlamadılar bir şey. bizler ise istediğimiz kadar gamsız, duyarsız olmaya çabalasakta ülke bizimdi. belki olan biten olumsuz durumlara elimizden bir şey gelmiyor olabilir, bu diyarda yaşamayıp avrupa'ya avustralya'ya yelken açabiliriz, amma yine ucundan kıyısından merak ederiz. belki bir fenerbahçe galatasaray derbisine göz atarız.

    gündemle ilgilenmemek bir lüks aslında, gamsız bünyelere ilaç gibi gelir yada gamsız olmak isyeyenlere. benim komşu timuçin bey balkonunda sözcü gazetesi ile türk kahvesini yudumlar, kayınpeder ise sabah gazetesinde yazan duble yolları övebilir. ikisi de gündemden kopmaz birbirlerine çok uzak oldukları halde günaydın yada iyi günler dileyecek kadar bir o kadar da yakındırlar ama farkında değillerdir.