• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
Yazar boris vian
günlerin köpüğü - boris vian
"yaşamda önemli olan, her şey için bir yargıya varabilmektedir. sonunda kitleler bireyler haklı çıkar. yaşam kurallarının sayısını azaltmak gerekir, yaşamı sürdürmek için onları izlememize ihtiyaçları yoktur. aslolan iki şey vardır: güzel kızlarla aşk, ve new orleans'ın ya da duke ellington'un müziği, ikisi de aynı şey. geri kalan yok olmalı, çünkü geri kalan çirkindir, ileride gelecek olan sayfalar tüm gücünü tamamen gerçek bir öyküden almıştır., çünkü başından sonuna kadar ben hayal ettim.
  1. filminden sonra keşfettiğim kitaptır. öyle güzel öyle akıcı anlatır ki yazar, gerçekle bağı pamuk ipliği olan her şey gözünün önünde belirir. ve bu tuhaf dünyada dahi göz yaşlarınızı dökmeyi başarır.
  2. son dönemlerde fazla popüler olan bir kitaptı. sanırım bir köşe yazarı bahsetmiş filan olmalı- benim almak istediğim kitaplar listemdeydi. kitabın bir arkadaşımda olduğunu öğrendim, sağ olsun getirdi de okudum.

    birazcık abartıldığı kanaatindeyim. uğultulu tepeler, bu kitaptan çok daha üst bir seviyede bana göre. yalnız bu kitaptaki bazı göndermeler, imgeler, metaforlar muhteşemdi.
    kitabın son 50 60 sayfasına kadar olan bölümü sıkıcı geldi fakat sonradan ortaya çıkan müthiş trajedi, karakterlerin değişimi, ortamın değişimi filan derken çok iyi bir kitap okuduğumu anladım. yazar tam bir jazz ve duke ellington hayranı. kitap da bir jazz kitabı aslında. 2 günde yazıldığını düşünürsek fazlasıyla spontane ve doğaçlama diyebiliriz örneğin.
    kitabın geneline yayılan absürdlük kimilerince kitabın şahaser olarak adlandırılmasına neden olsa da benim hoşuma gitmedi. marquez' in yüzyıllık yalnızlık kitabında da gerçeküstü olarak addedilebilecek pek çok unsur mevcut olsa da hepsi bir yerden sonra çok doğal ve gerçek geliyordu -ki bu yüzden büyülü gerçekçiliğin üstadı deniyor bu adama- ve sıkmıyordu sizi, aksine hikayeyi zenginleştiriyor, hikayenin sizi daha da sarmasına neden oluyordu; bu kitaptan ise o tadı alamadım ben. o gerçeküstülük kitaptan uzaklaştırdı beni.

    --spoiler--
    cenaze töreninin öncesi ve sonrasındaki diyaloglar muhteşemdi.

    kitabın bitirilişi -son cümle- gördüğüm en iyi son cümlelerden biriydi.

    silahların, insan ısısıyla/kanıyla/vücuduyla üretildiği bölüm muhteşemdi.
    --spoiler--
  3. !---- spoiler ----!

    ana karakterin isa ile diyaloğu kısa ama etkileyiciydi.

    !---- spoiler ----!
  4. boris vian'ın en "yüreksöken" kitabıdır. göğsünde çiçekler açan chloe ve onu yaşatmak için her şeyini feda etmeye hazır colin'in aşkı akıldan çıkmaz. en sevdiğim kitaplardandır. çizgi romanı ve filmi de kitaba yaraşır güzelliktedir. romanın üstüne çizgi romanın okunması onların da üstüne filmin izlenmesi ve duke ellington eşliğinde uzaklara bakıp bakıp ah edilmesi tavsiye edilir.

    colin, chloe'nin adını öğrenince sorar:
    afedersiniz, sizi duke ellington mı besteledi?

    https://www.youtube.com/watch?v=6YKWKIfEN8Y

    muazzam.
  5. orijinal ismi; "l'ecume des jours" olan kitap.
    edebiyata aşık ve aşk romanlarına karşı ihtiyatlı davranan biri olarak, bu romanın sadece bir aşk romanı olmadığını söyleyebilirim. bu roman aynı zamanda müzik kitabı ve yemek kitabı ve bir felsefe kitabıdır.
    sade ve akıcı üslubuyla günlerin köpüğü, rus edebiyatı, ingiliz edebiyatı ya da klasik fransız edebiyatı derinliğinden ziyade latin amerika edebiyatı türüne yatkın. büyülü gerçekçilikle sürrealizm arasında bir tür olan bu fantastik, psikedelik, sinestezik kitabı okumamın sonuna kadar petit danone meyveli yoğurdunun üzerinde bulunan renkli, patlayan minik top şekerlerinin damakta bıraktığı garip bir his yaşadım.
    romanın sırf şu satırı üzerine onlarca sayfa yazı kaleme alınabilir;
    "colin metrodan indi ardından merdivenleri tırmandı. yanlış yönden yukarı çıktı ve yönünü bulmak için istasyonun çevresini dolaştı. sarı ipekten bir mendille rüzgarın yönünü buldu ve mendilin rüzgarla taşınan rengi, molitor havuzbuz pistinin havasına bürünen şekilsiz büyük bir binanın üstüne kondu."
    (çv. elif ertan, e yayınları, syf. 31)
    birazdan yazacaklarım kimilerine göre çok abartılı, absürt ya da zorlama gelebilir. buna rağmen kitabı okurken yaşadığım bu duygu sekansını samimiyetimle dile getirmekten kaçınmayacağım.
    kitabı okurken çoktan unutmuş olduğum, zihnimin dehlizlerinde kaybolan, bir anı kaydı nedendir bilmem 4k çözünürlüğünde birden beliriverdi;
    bu kayıtta 6 yaşlarındayım. hemen yanında, köşenin bir tarafında yaban gülü diğer tarafında büyük bir tatlı çekirdekli kayısı ağacının bulunan, bulgur zamanı buğday yıkamak, pekmez zamanı üzüm çiğnemek, sıcak yaz aylarında kuyudan motorla doldurumuş soğuk sularda serinlemek ve her daim bahçe sulamak için kullandığımız havuzun başında kayısı dalının gölgesinde babannem ve benden küçük iki kardeşimle oturuyoruz. birden başımın üzerinde herhangi bir böceğe tam manasıyla benzetemediğim, fakat şimdi uzun süre görsel taramalar yaparak bir erkek şahin güvesi olabilme ihtimalini kuvvetle muhtemel bulduğum, çok güzel uçan, başının iki tarafında eğrelti otu yaprağını andıran antenleri olan ve yumuşak, tüylü, turuncu bir karna sahip tuhaf bir böcek uçmaya başladı. aynı anda ortama, henüz benzerine rastlamadığım büyüleyici güzellikte bir koku yayılmaya başladı. (bu feromonal kokuyu ancak türlü çiçeğin pudralı kokusunun eşsiz harmonisi ile mukayese edebilirim. ) böceği yavaşça avucuma aldım sonra bıraktım ve uzun süre arkasından uçuşunu takip ettim.
    işte bu kısa kayıt o kadar içtendi ki ömrüm boyunca unutamayacağım kendimi en huzurlu hissetiğim değerli bir kaç anım arasında yerini aldı. teşekkürler boris vian, teşekkürler sana.!
  6. evet kitabı güzeldi ama beni daha çok şaşırtan güzel kitapların sinemaya uyarlanması çoğu zaman hayal kırıklığı yaratırken filminin de kitabı kadar güzel olması oldu.