1. "temel ilke, türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir. ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.

    yabancı bir devletin koruyup kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez.

    halbuki, türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!…

    o halde, ya istiklâl ya ölüm!

    nutuk- sayfa 28-29
  2. mustafa kemal'in bazı insanların sevgisine ihtiyacı yok. hatta hiç kimseni sevgisine ihtiyacı yok.
    bundan öte tarihi bulunduğu şartlar altında değerlendirmekten aciz kimselerin sevgisine hiç mi hiç ihtiyacı yok.

    söylediklerini, yaptıklarını kavrayacak, ortaya koyduğu bazı fikirlerin o zaman için önemini ve bazı fikirlerinin de zaman ötesinde olduğunu anlayacak insanların bu ülkede yaşamaya devam edeceğine dair inancı var sadece.

    ben de bir iki cümlesini paylaşayım.

    bu ülkede yukarıda bahsettiğim insanların yaşamaya devam edeceğine duyduğu inanca dair bir cümlesi.

    "bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, hint'ten, mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur. "

    ilmin, fikirlerin zamana dair doğruluklarının nasıl değiştiğine dair görüşü,

    "ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. "

    "doğru" !!!!! tarihsel değerlendirmelerin karşısındaki fikri.

    "biz, eğer millet ve tarih önünde herhangi bir hata işliyorsak, bunun sorumluluğunu vicdan ve sağ duyumuzda hissetmekten ve ödemekten, hiçbir zaman çekinecek insanlar değiliz."
  3. "biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."
  4. dünyanın kabul ettiği ve aziz hatırasına saygı ve sevgide kusur etmediği ulu önderimizin günümüze ışık tutan sözleridir. her ne hikmetse bazı ideolojileri savunan insanların bir önemsizleştirme, çamur atma, aşağılayıcı tavır alma gibi eylemlere hedef oluyor. üstelik onun kurduğu laik ve demokratik rejimi sayesinde bu söylemleri yaptıklarını unutarak garip bir ironiye imza atıyorlar.

    " cumhuriyet, demokratik idarenin tam ve mükemmel bir ifadesidir. bu rejim, halkın gelişimini ve yükselişini sağlayan, onlardan esirlik, soysuzluk, dalkavukluk hislerini uzaklaştıran bir yoldur."
  5. "bu memleket tarihte türktü, halde türktür ve ebediyen türk olarak yaşayacaktır." 1923

    şimdi olaya şöyle bakmak lazım dostlar ;
    " bu memleket tarihte türktü " yıl 1923.
    1923 yılına gelene kadar türklerin tarihi osmanlı devleti ile sınırlıydı daha öncesi yok bilinmiyor yani bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar bilmiyor geçmişini. ne zaman ki mustafa kemal'in emri ile türk tarih kurumu kuruldu ve türklerin geçmişi araştırılmaya başlandı o zaman bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar tarafından bilinmeye başlandı.

    "halde türktür" yıl 1923.
    burada türklükten kasıt, mustafa kemalin benimsemiş olduğu milliyetçilik görüşü. atatürk milliyetçiliği.

    "ve ebediyen türk olarak yaşayacaktır "
    burada ise bir dilek, bir istekden bahsedilmiştir. kesin bir yargı söz konusu bile değildir. bu topraklarda türk olarak yaşamak için hiç bir zaman azınlıklara zulüm veya azınlıkları katletme gibi bir şey olmamıştır olmayacaktır. en azından cumhuriyet tarihinde olmamıştır.

    son olarak tarihi olay, olgu veya sözleri dönemin düşünce yapısına göre değerlendirmek gerekir. tarihin ilk kuralı budur. tarihi olayları günümüz zihniyeti ile değerlendirmek tam olarak bir aptallıktır. o yüzden bu düşüncenin zıttı ile hareket eden kimse bok atmaya çalışmasın
  6. iki mustafa kemal vardır: biri ben, et ve kemik, geçici mustafa kemal… ikinci mustafa kemal, onu “ben” kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! o, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. ben, onların rüyasını temsil ediyorum. benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. o mustafa kemal sizsiniz, hepinizsiniz. geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken mustafa kemal odur.
  7. sağlam kafa, sağlam vücütta bulunur