1. “yaşamlarımızın her saniyesi sonsuz kere yineleniyorsa, isa’nın çarmıha çivili olduğu gibi biz de sonsuzluğa çivilenmişiz demektir. bu, insanı dehşete düşürecek bir olasılık. sonsuza kadar yinelenme dünyasında her attığımız adıma dayanılmaz bir sorumluluğun ağırlığı gelir çöker. işte nietzsche, sonsuza kadar yinelenme düşüncesine bunun için yüklerin en ağırı demiştir (das schwerste gewichte).

    sonsuza kadar yinelenme yüklerin en ağırıysa, bizim yaşamlarımız bu ağırlığın karşısında göz kamaştırıcı bir hafiflik içinde belirmektedir.

    peki, ağırlık gerçekten nefret edilesi, hafiflik de göz kamaştırıcı mıdır?

    yüklerin en ağırı ezer bizi, onun altında çökeriz, bizi yere yapıştırır bu ağırlık. öte yandan her çağda yazılmış aşk şiirlerinde, kadın erkeğin bedenininin ağırlığı altında ezilmeyi özler. o halde yüklerin en ağırı aynı zamanda yaşamın sağladığı en şiddetli doyumun da imgesidir. yük ne kadar ağırsa, yaşamlarımız o denli yaklaşır yeryüzüne, daha gerçek, daha içten olur.

    işi tersten alırsak; bir yükten mutlak biçimde yoksun olmak insanoğlunu havadan daha hafif kılar; göklere doğru kanat açar insan, bu dünyadan ve dünyasal varlığından ayrılır, yalnızca yarı yarıya gerçek olur, devinimleri önemsizleştiği ölçüde özgürleşir.

    hangisini seçmeli o halde? ağırlığı mı, hafifliği mi?

    parmanides aynı soruyu mö altıncı yüzyılda atmıştı ortaya. dünyayı çifter çifter karşıtlıklara bölünmüş görüyordu: aydınlık/karanlık, incelik/kabalık, sıcak/soğuk, varlık/yokluk. karşıtlıklardan her birinin bir yarısını da olumsuz olarak nitelendiriyordu. bu olumlu ve olumsuz kutuplaştırmasını çocukça denecek kadar basit bulabiliriz. yalnız bir sorun var: hangisi olumlu; ağırlık mı, hafiflik mi?

    parmanides şu karşılığı veriyordu: hafiflik olumludur, ağırlık olumsuz.

    doğru bilmiş miydi, bilmemiş miydi? iş burada. bir tek şundan emin olabiliriz; hafiflik/ağırlık karşıtlığı bütün karşıtlıkların en gizemlisi, en çift anlamlısıdır.”

    varolmanın dayanılmaz hafifliği, milan kundera, çvr. fatih özgüven, can yayınları. 1.basım: ağustos 2015

    kaynak: https://mutlaktoz.wordpress.com