1. ayrıntı yayınları iki cilt olarak divanını yayınlamış. mehmet kanar çevirisiydi sanırım. bu şairin yeri bende başkadır. aslından okumak için temel farsça öğrenmeme vesile olmuş gelmiş geçmiş en büyük şair. hafız'ın şiraz'ını görmeye niyetlendim birkaç kere olmadı. inşallah olur ilerde. ilber ortaylı antik yunan avrupa için neyse iran bizim için odur diyor. hakkı var. goethe'ye bile doğu-batı divanını yazdırmış. büyük şairler ve yazarlar büyük filozoflardır.

    şirazlı hafız da denir ona. 1390 yılında ölen bu dev şairin nerede ve nasıl yetiştiğini bilmiyoruz. şiîrlerinden, çağının kültürünü yakından tanıdığı anlaşılıyor. yurdunu ele geçiren timur ile görüştüğünü de söylerler.

    sanatıyla çağında büyük bir üne kavuşup, çevre ülkelerin bile ilgisini çektiği bir gerçek. ondan önceki şairler, iran şiirinde, destan ve kaside çığırını açmış, rubai alanında yenilik yapmışlardı. hafız’la iran şiirinde gazel türü kurulur: bu türe yalnız bir bütünlük kazandırmakla kalmaz o, şiirin dünyasını değiştirir: onun iran nazmına getirdiği en önemli yenilik, gerçek insan sevgisini, yaşamı, sevinci, günlük olaylar karşısında edinilen duyguları, insan eğilimlerini konu olarak alıp işlemesi. firdevsi ile destana, eski masallara yönelen şiir, hafızla bu dünyanın nimetlerine döner. islâm düşüncesinin ortak kavramları, din deyimleri pek seyrek görülür hafız’da; çağdaşlarının birçoğunda görülen gerçeküstü varlıklar dünyasına eğilim duymadığı açık; tasavvuf kavramlarının yer aldığı beyitlerinde bile, gerçekçi duyuşların etkisi geniş bir yer tutar. ve bu yanıyla, ortaçağ’dan çok, gerçekçi bir yeniçağ şairidir o. çağından yakınma, döneminin uygunsuz olayları, insan değerinin yeterince bilinmemesi, düzenin bozukluğu, vefasızlık, devlet adamlarının kötü davranışları gibi konulara da gazellerinde geniş yer veren hafız, iran olsun, türk olsun, doğu şiirini yüzyıllar boyu etkileyip duracaktır. yığınla sanatçı yürüyecektir izinden; ama hiçbiri de onu geçemeyecektir. doğu’nun aşılmadan kalmış -belki- tek şairidir hafız.

    çok güzel değil ama bir dizesini ekleyeyim. "başkasıyla mey içiyor, bana gelince somurtmakta."
  2. âşık

    ey aşk ateştir senin nesebin

    ''ey aşk! ateştir senin nesebin.
    niteliğin dumandır, kaynağın ise rüzgar.
    su tufana dönüştü toprak da küle.
    senin kokunla ateş rüzgara karıştı.
    şirin siz her saray bisütun gibi viranedir.
    ferhat'sız her dağ bir saman çöpüdür rüzgarda.
    yedi nesil öteye tüm atalarımız gamdı,
    bize miras kalan hep sonsuz keder oldu.
    rüzgar esince toprağımızdan senin kokun geliyor.

    sadece sen kalacaksın;
    biz hepimiz gidince...''

    ------------------------------

    şarabın teranesi

    dedi lâl rengi saf şarap kadehe

    dört yerde dört cevherim hep ben

    asmada zümrüdüm, şişede akik

    küpte süheylim, kadehte güneş

    kim demiş bana haram; içerken beni

    doğumda helalzade, olur haram?

    ------------------------------

    biz gamsız sarhoşlarız aydın karanlıklarız

    biz gamsız sarhoşlarız, aydın karanlıklarız
    hem kadehle solukdaş, hem ayrılıklarız!

    sevgilinin kaşları eğdi kaderimizi
    o günden bugüne dek düşmüş yaratıklarız.

    ey gülüm, sen daha dün parçaladın göğsünü
    ama biz ta doğuştan kızıl şakayıklarız!

    lale gibi ortada yalnız kadehi görme
    şu yaramıza da bak, gör nasıl aşıklarız.

    şiirdeki renge, hayale bakma hafız,
    sadece boş levhayız, dokundukça çınlarız.

    ------------------------------

    mektubun leyla'dan başka kimi var
    ya leyla'ya gider ya leyla'dan gelir

    pirimiz dedi ki, takdir kaleminde hatâ olmaz
    hataları örten temiz bakışlara âferin!

    çocuktum, aşık oldum ihtiyar
    ihtiyardım, aşık oldum çocuk!

    daraldığında elin, iç, eğlen, sarhoş ol
    bu varlık kimyası kârûn yapar dilenciyi

    ömür katarlar ömrüne insanın farsça söyleyen güzeller
    bir müjde ver sâki neşeli rintlere

    getir sun mutluluk sermayesini ey sâki,
    hep kubad’ın tacı gibi parıldayan şaraptan.

    gül ve şarap meclisinde gül, tatlı öttü dün gece bülbül
    getirin sabah şarabını, uyanın ey sarhoşlar

    giymedi ya hâfız kendiliğinden şaraba bulanmış bu hırkayı
    mazur gör bizi ey namus timsali şeyh

    olmayın riyakarlık edenlerden
    bir yanda yüksek sesle kur'an'ı dillendirirken
    öte yandan ahlaksızlığını sakladığını zannedenlerden

    ------------------------------

    meyhane yolu

    olursam sarhoşluk yüzünden helak,

    sarhoşların töresiyle atın üstüme toprak.

    asma tahtasından yapın tabutumu,

    meyhane yolunda verin toprağa beni.

    meyhane suyuyla gasledin beni,

    sonra bir sarhoşun omzuna koyun beni.

    dökmeyin mezarıma şaraptan başka.

    getirmeyin matemime rebaptan başka.

    ancak şartım var: ölünce ben

    inlesin mutlak mutrib ile çengzen.

    hey hafız, kaldırma başını sarhoşluktan,

    istemez çünkü sultan vergiyi haraptan.

    ayrıca

    "bazı âcizler olur ki, biraz güç kuvvet kazanınca kolunu bükeceği âciz aramaya başlar."

    "ey başkalarının acıları ile acılanmayan, sana insan demek yakışık almaz."

    "ben flütteki bir deliğim, dost'un nefesinin geçtiği, dinle bu müziği...."

    (bkz: zolf bar bad - mohsen namjoo)