• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
happiness - todd solondz
yalıtılmışlık... yabancılaşma.. mutluluk. amerika’da hepsini birlikte alabilirsiniz. ya da belki ayrı ayrı alma şansınız yoktur. yeni bir televizyon alın mutlu olun. yetmedi mi? yabancılaşmayı deneyin. televizyon alacak paranız mı yok? o zaman yalıtılmış bir hayat yaşayın. 'mutlu olun', eğer işe yaramıyorsa 'mış gibi' yapın. ikiyüzlülüğü de ihmal etmeyin...

30 yaşındaki joy jordan; anne ve babasının, florida güneşi altında yeni bir yaşama doğru uzaklaşırlarken arkalarında bıraktıkları new jersey’deki evde, yalnız yaşayan, bekar bir genç kadındır. yaşlı çiftin sevgiden yoksun ve acıklı evlilikleri ise, cazibesi yıllar önce sönmüş olan diane’ın tehdi altındadır. öte yandan hayattan umudunu kesmemiş olan joy, doğru erkeğin ve kariyer başarısının hemen köşeyi dönünce karşısına çıkabileceğini düşünecek kadar saf gözlerle bakmaktadır yaşama. halihazırdaki erkek arkadaşı andy’yi kaybettikten bir süre iş değiştirip yetişkinler için eğitim veren bir 'hayır kurumunda' işe başlar. buradaki öğrencilerinden rus göçmeni, taksi şoförü ve bir hırsız olan vlad ile romantik bir ilişkiye de girecektir.

joy’un iki kızkardeşi, mutlu bir evliliği olan trish ve başarılı yazar helen, bir yandan joy’a küçük gören ve acıyan gözlerle bakmaktan ve bunu dile getirmekten geri durmazken, bir yandan da itiraf edemedikleri kendi sorunlarına sahiptirler. gerçek yaşamda karşılaşılan tehlikelerin yazılarına getireceği duygusal otantikliğin peşindeki helen, telefon tacizlerinin kurbanı haline geldiğinde; sapığın, yan dairedeki yakışıklı değilse de zararsız görünen yalnız genç adam, allen olduğundan bihaberdir. helen’e platonik bir şekilde aşık olan allen’in kendi başındaki dert ise, pek de göründüğü kadar zararsız olmayabilen kristina’dır.

allen hastalıklı romantik dertlerini psikoloğu bill ile paylaşır. pek tabii ki bill’in helen’in kızkardeşi trish’in kocası olduğunu ve kendi 'küçük' tutkuları olduğundan habersizdir. bill bir yandan ergenlik acıları içerisindeki oğlu billy’nin kendi sorunlarına cevap bulmaya çalışırken, bir yandan da küçük çocuğun okul arkadaşlarında sapkın bir çekicilik bulmaktadır.

1998 cannes film festivali’nin uluslararası eleştirmenler ödülünü oybirliği ile haketmiş olan bu film, tematik ve biçimsel olarak todd solondz’un bir önceki eseri oyun evine hoşgeldiniz’in devamı olarak kabul edilebilir. solondz bu denemesinde de, bir öncekindeki kadar başarılı olmayı ve tüm eleştirmenler tarafından saygıyla selamlanmayı bilmiş görünüyor.
  1. 11 ödüllü 1998 yapımı senaryosunu ve yönetmenliğini amerikanın en bağımsız yönetmeni todd solondz’un yaptığı ve sadece todd solondz’un yarattığı bir tür olan gerçekçi-rahatsız edici-vurucu-kara mizah-komedi-nin harmanı sıra dışı bir film.

    kendisi de filmleri için:’’benimkiler mutsuz komediler.’’ demiştir.

    amerikan sosyal ve aile yapısını yerin dibine sokan, toplumsal yabancılaşmayı, cinsellik, ahlak gibi kavramların en diplerine dalan, solondz’un dilini en sivrilttiği filmi.

    sapık, deli bozuk, tutunamayan karakterleriyle bir yandan eğlenceli de.

    adına da aldanmamak lazım. filmde anlatılan mutluluk değil aslında. her kareye güzel güzel serpiştirilmiş mutsuzluk.

    üzerine pompalanmış sürekli mutluluk peşinde koşan günümüz insanının daha fazla mutsuzluğa gömülmesini sarsarak anlatıyor.

    filmde kullanılan müzikler ile o sırada işlenen hikaye arasındaki zıtlık da ayrı bir rahatsız edici güzelliklerden.
  2. hasta ruhlu bill'in tüfeğiyle parkta katliam yaptığı sahne, o sahnede büründüğü ifade ve solondz'un o sahneye uygun gördüğü müzik, şu güne kadar izlediğim çoğu komedi filminde gülmediğim kadar güldürmüş ve eğlendirmiştir beni. şiddetin absürtlüğü üzerine birkaç kelam edebilecek, yahut bir deneme yazabilecek çapta biri olsaydım, bir yerlerinde -coen'lerden fırsat bulabilirsem tabii- happiness'tan da bahsetmeye çalışırdım.

    tüm rahatsız ediciliğiyle beraber, bence bu film biraz olsun ilgiyi hak ediyor.
  3. !---- spoiler ----!

    film boyunca birinin hayırlı bir iş yapmasını bekledim. ve cevabı filmin sonunda köpek verdi.

    !---- spoiler ----!