• youreads puanı (5.50)
  1. “ bendeniz, haşmet ibriktâroğlu. dedemin dedesi osmanlı sarayı’nda ibrikçibaşıymış. dedem paşa, amcam süferâgat, babam da zengin bir hovarda, hem de tüccâr…

    beylerbeyi’nde bir yalıda dünyaya gelmişim. vâlidem, daha ben bir yaşındayken yakışıklı bir zâbitle kaçmış. peder, içkide iki hanı, bir koca köşkü yemiş bitirmiş. ehh…servetin geri kalan kısmını da, ayıptır söylemesi, biz batırdık…

    tüccârlığın, bir zamâne sanatı olarak inceliklerini kavrayamadığımızdan, birkaç işten anlamazın aklına uyup, birkaç madrabazın eline çevirsinler diye para bıraktık. iflasla beraber yalıyı da sattık. bir çul artmamacasına geriye kalan ne var ne yoksa, hepsini dağıttık. şimdi çok rahatız elhâmdülillâh! mütevazı bir meslekte karar verdik, geçinip gidiyoruz…

    efendim, mesleğim seyyâr fotoğrafçılık. haaa! başka bir iş yapamaz mıydım? yapardım tabii. ama kendi başıma buyruk olmak istedim. yâni, böyle iki üç kuruş için hürriyetimi falan satmak istemedim yâni! (esneyerek) rakı balığı akşam da bir kaçırmışım kî, sormayın!

    paralar suyunu çekince, varlıklı dostlar da arayıp sormaz oldular. bunlar bizim semtin insanları, âilenin nâmı buralarda hâlâ yaşar, eh, bizde insancılız, kalenderiz. bu, iki fakülte bitirmiş lemân hanım, evinde fransızca dersi verir. edebiyât bilgimizi, bize vesikalık çektiren öğrencilerden haber alınca bizimle pek alâkadâr olduydu, ama okumuş kadınla yuva kurmanın zorlukları vardır. haaa, bu da han hamam sahibi belkıs hanım, bizi yakışıklı ve kibar bulurmuş, ama zengin kadınla evlenilmez kî! kasap sâlih de benim için ‘efendi çocuk!' dermiş bitevîye, kızı tombul ayten hep böyle pencerede oturur, isteyen çıkmıyor mu ne, babası bana vermek istermiş ama esnaf kızı, o da zorluk çıkarır evlenince...

    her şeyden vazgeçtik, şu meretten vazgeçemedik! hep sipâhi, hem iki paket günde!

    ah güzel istanbul ! nasıl da bozulmamış o bin yıllık güzelliğin. ey canım boğaziçi ! bi zamanlar dedelerimizde içlenmiş bu güzelliğinin karşısında . nasıldı o bimen şen’in eski bestesi.. ah ah atalarımızda geçmiş bu sulardan, mağrur ve akılcı. nerde orta asya, nerde viyana kapıları.. ah yorgun haşmet, miskin haşmet …

    bu da istanbul hatırası, gerçekte kaldı mı, bilmem ama, benim gönlümde hâlâ bir güzel istanbul yaşar. “
    ee