1. hiç bir konuda tam olamamanın doğal bir getirisidir.
    baran
  2. sıkıntı fikir sahibi olmakta değil, zannediyorum ki bu başlığın hatırlattığı olgu her dediğinin doğru olduğunu düşünen kişi profilidir. insanlar az bilgi sahibi oldukları konularda da bilgileri elverdiğince bir sonuca ulaşabilirler. düşünmenin sonucudur bu. insanlarımızın kendi aralarında konuşurken asıl ulaşması gereken ufuk düşüncelerinin yanlış olabileceği fikridir. bu zannedildiği gibi de kötü değildir, eğer bu kafa yapısında iseniz çok daha fazla bilgiyi, görüşü, farklı bakış açısını daha rahat öğrenebilirsiniz. benim dediğim doğru, beni rahatsız eden düşünmemi gerektiren şeyleri kabul etmem mantığı ekranlarda; mecliste ve birçok yerde gördüğümüz kavgaların asıl sebebi. sorgulayan birey olmanın da ötesinde, yanlışlanabilir olmayı kabul etmek gerekiyor.

    yukarıda anlatmaya çalıştığım sorunlar asıl aşılması gereken meseleler. az bilgisi olup da birşey hakkında yanlış sonuca varan insan eğer farklı düşüncelere açık ise onu normal çizgiye çekebilirsiniz ancak bir konu hakkında çok bilgisi olmasına rağmen yanlış sonuca varmış ise ve muhatabınız yanlış düşünebileceğini teoride daha kabul etmiyor ise , işte o zaman yapılabilecek birşey yok.
  3. her konuda bilgi sahibi olmak daha güzeldir.
    o yüzden ilber ortaylı, celal şengör gibi entelektüelleri dinlemekten zevk alıyoruz.
  4. her* konuda yeterli bilgiye sahip olmak mümkün olmadığından, hepimizin içinde bulunduğu durum. önemli olan yeterli bilgi sahibi olmadığımızın farkında olup, yaptığımız yorumlara dikkat etmek. gerektiğinde yorum yazmadan önce konu hakkında bir ön inceleme yapmak. daha fazla bilgiye sahip olduğumuz konulara nazaran, daha açık fikirli olmak vs.
    ulgan
  5. günümüzün hastalığı "bence", "bana göre", "bu da benim fikrim" gibi lafların arkasına sığınarak her konuda aklına geleni söyleyerek insanları yanlış yönlendirmek. evet bir konuda yeteri kadar bilgimiz olmasa da gözlemlerimiz sonucu fikirler oluşturabiliyoruz ancak her konuda bilirkişiymişiz gibi konuşup insanları yanlışa yönlendirmeye gerek yok. haydi bir bok yiyip hiç bilmediğimiz ya da yanlış bildiğimiz (yeteri kadar araştırmama kaynaklı) bir konuda konuştuk, en azından doğrusu gösterildiğinde "ben yanlış biliyormuşum" diyerek o bilgiyi alabilmemiz gerek. hiç "bence" bile demeden bilmediği her konuda atıp tutanlar daha da kötü ama bu yazıda daha masum gözüküp en az onlar kadar tehlikeli olanlar hakkında yazmak istedim.

    "bence"leri yolun ortasında bırakılıp trafiği engelleyen bir aracın yakılan dörtlülerine benziyorum. adam o dörtlüleri yakınca yediği bokun tamamen düzgün bir iş olduğuna inanıyor ve hatta "kardeşim böyle araba bırakılır mı?" falan dediğinizde "dörtlüleri yaktık ya birader"e gidiyor ya iş, bu da öyle.

    mantık şöyle işliyor: sen lafına "bence" diye başla ve o konuyu çok iyi biliyormuşsun gibi konuş, sonra insanları istediğin kadar yanlış yönlendirebilirsin. kimsenin de bir şey deme hakkı olmaz çünkü sen "bence" dedin (yol ortasında durup dörtlülerini yakmış araba gibi). baktın o konuyu bilen birine denk geldin ve çok üstüne geliyor ikinci silahı kullanmanın vakti gelmiş demektir: "bu da benim fikrim, saygı duymak zorundasın". baktın daha da ileri gidip sana o konu hakkında bilgi/kanıt/belgeler göstermeye çalışıyor, en güçlü silahını çıkart: karşıdakinin tipiyle, konumuyla, bilgileriyle veya sunduklarıyla alay et, eğer sabırlı çıkarsa da "sen beni ezmeye çalışıyorsun, bana cahil demeye getirip hakaret ediyorsun" diyerek mağdur ol. emin ol çevrende sana destek olanlar çıkacak ve böylece sana gerçeği göstermeye çalışan kişiyi yıldırabileceksin. eğer karşına senin dediklerine inanıp zarar gören biri gelirse de anında "ama ben demiştim 'bu benim fikrim' diye, sen niye benim dediğimi yaptın ki?" deyip işin içinden sıyrılacaksın.

    daha yazacaklarım var da onları da bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak başlığına yazarım.
  6. saçmadır, gevezeliktir. tam olduğumuza öyle büyük ölçüde inanmışız ki tuhaflığı fark edemiyoruz. ilk haber siteleri fark etti bu gerçeği. "yorum yaz" kutusu koydular. yorumlarımıza bakıp analiz mi yapacaklardı? sonra daha akıllı kimseler tartışma platformlarını ortaya çıkardılar. onlar yine insaflıydı. forum adı altında belli konulara ağırlık verdiler. güvenlik, saat, moda, müzik vesaire. sonra boşluğu, yani insanların yorum yapmak konusunda ne kadar istekli olduğunu gören birisi sözlük kurdu. sözlük temasının bu ülkeden çıkması tesadüf mü? kötü de olmadı. hiç olmazsa tartışma usulleri öğrenildi, olayların çok boyutlu olabileceği kavrandı. insanlar bağlantılı yeni yeni konular öğrendiler. her yorum mu kötüdür? asla. bilgiyi kavramanın ve ortaya yeni bilgi koymanın yolu tartışmaktır ama her şeyin uzmanı olanlar var ki itiraz bile kabul etmiyorlar. daha doğrusunu öğrenmek için yapılan her yorumu toplum için bir umut olarak görüyorum.
  7. her konuda fikir sahibi olmayan insan mı var?

    bir insana bir olgu hakkında ufacık bir ipucu verirseniz o insan o olgu hakkında fikir sahibi olur. çünkü sahip olduğumuz beyin böyle çalışır. sanırım burada eleştirilmek istenen her konuda yargı sahibi insanlardır. ufacık ipucları bile o olguyu iyi-kötü vs. şeklinde yargılamalarına yeter.
  8. her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bil demişler.
    her şeyin bir şeyini biliyorum (tabi ki her şey değil ama fena sayılmam) lakin her şeyini bildiğim bir şey yok şuan.