1. insan nasıl bir süre sonra soğuğu hissetmiyor ise bir süre sonra duygu denen naneyi hissetmeyi bırakabiliyor tabi elinde olmadan istemeden. hamdım piştim yandım sözündeki yanmak kısmı oluyor sanırım bu durum. pek çok ilişki yaşamak veya arkadaş, dost dediğin insanların gerçek yüzünü gördüğün zaman başlıyor bilemiyorum. insanların yüzünü siktir git demek yerine gülüp geçme noktasına gelmek acı bir durum olsa bile üzüntü, mutluluk hissetmemek çoğu zaman insanın kendi yararına oluyor. bir süre sonra sevmeyi sevilmeyi, üzülmeyi ve üzmemek için çabalamayı özlüyor olsada bir zaman sonra geçiyor bu durum.
    edit :
    destek alın demiş yazarlardan biri ekleme yapayım; iki sene önce sevdiğim kız ile en yakın arkadaşım ikiside kıza karşı deli gibi bir şeyler hissettiğimi bildiği halde sevgili oldular ali cengiz oyunları çevirerek bana karşı ve aynı sene içinde değer verdiğim bir arkadaşımın cenaze namazını kıldım. bunu atlatmanın tek yolu hayatı toz pembe gösteren ilaçlardır. inanın bana hayat pembe falan değil ve ben hayatı sahte pembe göreceğime siyah ağırlıklı olarak görmeyi yeğlerim.
    edit 2 :
    egoistlik diyen olmuş. kimse için çaba harcamamaktan kaynaklanan bir sorun demişler. aslında tam tersi olduğunu düşünüyorum ben. etraftaki insanların (yada bana denk gelen insanlar.) hep bencil davranışlarını alttan alma sonucu oluyor. dedim ya siktir git demek yerine gülüp geçtiğim için herkesi hoş tutalım kırmayalım dediğim için. ben üzüleyim onlar üzülmesin dediğim için. boşverin içinizde kalmasın kırın geçin alttan almayın çevrenizde kalan insanlar daha samimi olur böylece. onlarda göte göt der sizin gibi kimse kimseyi kıramaz doğru söylediği için alttan almaz daha gerçekçi olur tam anlamıyla dost olur.
  2. belki sevdiğin biri vardır ona delicesine aşıksındır ama onu göremeyince hemde uzun süre göremeyince hislerin artık yavaş yavaş sönüyor.(kendimden biliyorum)
    bir ses, bir gülüş, bir bakış, bir resim, bir şarkı
    bazen seni alıp dünyanın en mutlu insanı yapabilir, yeniden sönen ateşin külleri tekrardan canlanabilir.(bunuda kendimden biliyorum)

    bazen iyidir, bazen kötüdür hissizleşmek. karşındaki insanı düşünmeden konuşur edersin kalpmi kırarsın insanların gözünden mi düşersin belli olmaz.insanları umursamazsın en güzel yanı o.
  3. öyle bir şey yoktur.

    hissizleştirilmek vardır.
  4. son 1 seneden fazladır içinde bulunduğum durumdu gerçekten böyle bir durumun olduğunu düşünmezdim ama yıprandıktan sonra böyle hissetmenin vücudun kendini koruma mekanizması olarak görüyorum istemeden insanları kırıyorsunuz. herşeyin bir anda bozulabileği aslında özel olan seylerin bir süre sonra anlam ifade etmeyeceğini deneyimliyorsunuz . tekrardan kucukte olsa bir his uyandırabilecek biri mutlaka giriyor hayatınıza insan olduğunuzu hatırlıyorsunuz ama ilk başlarda alışkanlıkları yıkmak elbette zor . bu süreci gecirmek sonraki adımlar için kesinlikle önemli ve size çok az insanın yasayabileceği sizinle ölecek olan birçok şey katıyor siz eskisi gibi olmasanız bile.
    iynco
  5. ben hissizleştiğim düşüncesiyle profesyonel yardım almaya gittim. buna büyümek, olgunlaşmak, alışmak deniyor, eski coşkunun olmaması doğal, ittir dit dedi bir müddettir tanıdığım psikiyatrist kadın.
  6. daha çok empati yeteneğinin gelişmemesinden kaynaklı durum. yani bir ana evladını kaybedince onun durumuna üzülmek için illa evladını kaybetmiş olmak gerekmiyor. değeri üreten emektir, o kişinin durumu için düşünmek de bir zihinsel emektir, karşıdaki için hiç emek harcamamış insanlar olaylar karşısında hissizleşir. yani bu durumun egoizmle de alakası vardır. bir köpeğe bile emek verip büyütmek ya da bir ağaca, evladını kaybeden anne karşısında bişeyler hissetmenizi sağlar, tek başına ve kendi için yaşayan insanlar, veya kendi için yaşayıp bunu farkedememiş insanlar kendilerine bir şey olmadıkça, sevdikleri için olağanüstü sorunlarla karşılaşmadıkça bu rahatlık batmasını yaşarlar. ben bir psikolog olsam bahçe işleriyle ya da evcil hayvanlarla uğraşmasını salık verirdim
  7. sürekli bilimle ilgilenmenin de doğurabildiği bir sonuçtur. duyguların beyinde gerçekleşen biyokimyasal tepkimeler olduğunu bildiğinizde daha kolay olur.
    bb
  8. evet bu tanım banada uyuyor. giderek hissizleşiyorum. umursamama yada kabullenme bilemiyorum. ama ivme aşağı gidiyor. hep gelse diye beklerken gelsede olurrrr gelmesedeee evresi başlıyor. bir sonraki evre gelmesin istemem evresi. daha da ötesi adını bile unutmak
  9. yaş aldıkça tüm hislerinin büyük bir ivme ile azaldığını bildikçe ve deneyimledikçe, yaşamanın bu anlamda ne kadar zavallıca olduğunu düşünmüşümdür hep. kısacası hissizleşmekten kaçamazsınız.
  10. umursamazlaşıyorum diyelim biz ona...