1. eindhoven kentinde bir sömestr yaşadığım, güzel anılarla yad ettiğim nezih memleket.
  2. 1820'lerde erkeklerin boy ortalması 1.65 metrenin altında olan ülke. artık ne yediler ne içtilerse o zamandan beri bu hale gelmişler.
    http://www.randalolson.com/wp-content/uploads/historical-median-male-height.png

    diğer ülkelerde de durum aynı sayılır gerçi. insanlık olarak uzuyoruz efendim, durduramıyoruz. ilginçtir grafikte stabil hale geçme durumu da yok gibi. son 15 yılın verilerine de bir bakmak lazım:
    http://www.scientificamerican.com/article/why-are-we-getting-taller/

    ki bakınca, görünen artık bir yavaşlamaya girmiş olduğumuz. bundan sonra fazla uzamayız gibi.
  3. önümüzdeki hafta rotterdam şehrinde yüksek lisansa başlayacak olduğum ülkedir. burada yaşayan başka youserlar varsa mesaj atması ne iyi olur.
  4. avrupa'da görüp en az haz ettiğim şehirlerden birisi olan amsterdam'ın başkenti olduğu krallık. tam adı hollanda krallığı'dır. yani kingdom of the netherlands falan filan...
  5. 2016'da 94 milyar dolarlık tarım ihracatı yapan ülke. yüzölçümü konya'dan biraz fazla.

    bizde de tarım, çiftçi ölmüş durumda.
  6. akp'li aile sosyal politikalar bakanımız sayın fatma betül sayan kaya hanım'a yaptıkları terbiyesizlik yüzünden boykot ettiğim ülke.

    kendi çapımda protesto uygulayacağım!

    ey hollanda! milletim ve devletim içim gay olmaktan vazgeçiyorum. inşallah 16 nisan'da başınıza taş yağacak.

    bu parti meselesi değildir devlete yapılan bir saygısızlıktır. devletimi ve ülkemi seven bir gay olarak tüm lgbt arkadaşları protesto amaçlı olarak karşı cinsle ilişkiye davet ediyorum.
  7. portakal keserek protesto ettiğim ülkedir. reis'in damarına basmaya devam ederlerse sabah namazıni orda kilacagiz. bir gece ansızın 82- amsterdam 83- rotterdam
    seed
  8. bir türlü protesto edemediğim ülke.

    tüm benliğimle aidiyet içinde olduğum bu kutsal siyasi yapılanmaya hizmet yolunda bana da görev düşmüştü sonunda. 91 model bej renkli şahinimin bagajına doldurduğum "evet" yazılı broşürlerle köy köy, kahvehane kıraathane geziyor, "neden evet verecekmişiz ki delikanlı?" diye soran ihtiyarlara ağzımdan köpükler saça saça çünkü onlar hayır diyor, çünkü onlar vatan haini diyor, arabama atladığım gibi sol arka hoparlörü patlak olmasına rağmen son ses açtığım teybimden dombırayı dinliyor ve yükselen milli şuuruma bir türlü engel olamıyordum.

    işte herşey yolunda gibi gözükürken o vahim olay yaşandı. hollanda bizim bakanı kendi torpahlarımıza almamışıdı. nasıl olabilirdi ? kan kafatasımın içinde küçük bir yer kaplayan beynime sıçradı. kendimi gençlik kollarına mensup değerli kırtasiyeci kardeşlerimi gezip hollanda bayrağı alırken buldum. hiçbir zaman kim olduklarını anlamasam da hep düşman bellediğim dış mihraklar tarafından hırpalan gururumu yanıma alıp bayrağı tutuşturmak üzere benzin almak amacıyle benzinliğe gittim. yıllardır tüplü arabaya binip pır pır gezmekten farkedemesem de benzinin fiyatı tahminimin üç katı çıkınca cebimdeki son parayla anca yarım litre benzin alabildim.

    herşey hollandayı protesto etmeye değerdi artık gözümde. konsolosluğun önünde bayrağı kol yerleri eprimiş deri ceketimin iç cebinden güçlükle çıkardım, kuru fasulyeye ekmek bandırmaya alışmış ellerimle zorlanmadan bayrağı benzine bandırdım ve yaktım. yandaş medya dedikleri candaş medyada yayınlanan görüntülerim infial yarattı. malesef hollanda bayrağı yerine rus bayrağı yakmıştım. olay siyasi bir kriz aşamasına girmeden önlenebilse de ilçe başkanımızdan paparayı yediğimle kaldım.

    gönül verdiğim turuncuya yanlış yapan turuncu portakallara haddini bildirmeliydim. işimi garantiye aldım. google'da arattığım hollanda bayrağının internet kafede a4 çıktısını alarak kadın kollarımızın binasına ziyarette bulundum. yıllardır üniversitelerden atıldıkları için ev geçindirmeye katkıyı dikiş, nakış ve çeyiz işlerinde bulan başörtülü kardeşlerim bana 10 dakikada hollanda bayrağını dikip verdiler.

    soluğu önce benzinlikte sonra tekrar konsoloslukta aldım. ritüelimin tekrarını 10 liraya aldığım çakma zipponun sesi sonlandırdı ve kameraların önünde hollanda bayrağını cayır cayır yaktım. tekbirlerimi alkış sesleri destekliyordu. kahramanlığımı izlemek üzere eve gittim. akşam yemeğinin ardından hanım yere serdiği örtünün üzerine meyve dolu tepsiyi getirdi ve haberler başladı. ayvayı keyifle soydum, bıçağın ucuna takıp oğlum samet'e şefkat dolu gözlerle uzattım. o sıra habere dalmış olan oğlum teşekkür edeceği yerde " bubaa bayrağı yan tutmuşsun, fransız bayrağını yakmışsın" dedi.