• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.40)
homo deus - a brief history of tomorrow - yuval noah harari
çok satan; sapiens: insanlığın kısa bir tarihi'nin yazarı yuval noah harari, bize çok da uzak olmayan, yeni sorunlarla karşılaştığımız bir dünyayı öngörüyor. harari, homo deus'ta ,ün kazanmış bilim harmanıyla tarih, felsefe ve alakalı tüm bilim dallarıyla geleceğimizi inceliyor.

homo deus, yirmi birinci yüzyılda şekillenecek planımızı, rüyalarımızı ve kabuslarımızı keşfediyor.
beklenen ölümlerden, yaratılacak yapay zekaya; temel soruları soruyor: nereye gidiyoruz?
hassas dünyamızı kendi yok edici güçlerimizden nasıl koruyacağız?
bu evrimin yeni aşaması.
bu homo deus.
  1. dnr'dan geçen haftalarda aldığım, hayvanlardan tanrılara: sapiens kitabının yazarı olan yuval noah harari'nin yeni kitabı. şu an türkçe çevirisi yok ve ingilizce satılıyor. geleceğimizi, yaptıklarımızı ve bizi inceleyen bir kitap. daha yeni başlamış olsam bile dili çok ağır değil ve anlaşılıyor. hem ingilizcenizi geliştirmek hem de bilgi edinmek istiyorsanız aradığınız şeyin ta kendisi. hatta yavaş yavaş kendim çevirmeye bile başladım ( hem kitabı daha iyi anlıyorum hem de ingilizceme katkı sağlıyor.). ayrıca kolektif yayınları da kitabı çevirmeye başlamış. birkaç aya türkçe çevirisinin çıkacağını tahmin ediyorum.
    düzenleme: metindeki hataları düzeltti
    7.1.2017 editi: kısa bir süre önce türkçe çevirisi de çıktı.
  2. "tarihte ilk defa yemek yiyerek ölen insan sayısı(obeziteye yüksek kolestrole vurgu) açlıktan ölen insan sayısını geçmiş" diyerek çok önemli bir saptamada bulunulmuş bir kitaptır. daha 90.nci sayfadayim bitirince editleyeceğim.
  3. yine çok efsanevi bilgiler edindiğimiz geleceği yorumlamaya çalışan bir tarih kitabı.

    kitap ne anlatıyor sorusunu belki de en iyi şu alıntı cevaplayacaktır: "tarihi öğrenmek için en iyi motivasyon geleceği tahmin etmek değil kendinizi geçmişten kurtararak başka yazgılar tasavvur edebilmektir"
  4. (bkz: hayvanlardan tanrılara sapiens-insan türünün kısa bir tarihi - yuval noah harari) okuduktan sonra ciddi bir beklenti ile başlamıştım kitaba maalesef beklentimin altında kaldı.
    başlıca sebep kitabın çok fazla tekrara düşmesi ve yeni şeyler vaadetmemesi oldu. bu durum bende sanki ticari nedenlerle yazılmış bir kitap izlenimi verdi.
    sapiens'i okumamış birisi için kitap biraz eksik kalabilir ama sapiens'i okuyan içinse biraz yavan gelebilir. bu kitapta harari tek tanrılı dinlere yüksek dozda eleştiriler getirmiş ve birazda kapitalizm güzellemeleri var gibiydi. önceki kitapta olduğu gibi tarım devrimine çokça anlam yüklenmiş. yuval noah harari'nin veriler ışığında sunduğu teoriler , olası gelecek senaryoları tartışılabilir ancak görünen o ki insanoğlu kendi kendinin sonunu hazırlamaya uzak değil.
    '' yazı dili, gerçeği betimlemenin en mütevazi yolu olarak kabul görürken zamanla gerçekliği yeniden şekillendirmenin bir aracına dönüştü. resmi makamların raporları çıplak gerçeklerle karşılaştırıldığında ,kendinden ödün veren genellikle gerçeklik oldu. vergi kurumları, eğitim sistemleri ya da herhangi bir bürokratik durumla muhatap olmuş herkesin bildiği gibi ,gerçekler bir şeyi değiştirmez .belirleyici olan her zaman elinizdeki formlarda yazanlardır.''
  5. fazla popüler olduğu için okumak istemediğim bir kitap daha. kim bilir bu saçma fobim yüzünden neler kaçırıyorumdur.
  6. kitabın %25i dolu sayılır, gereksiz laf uzatmalar ve tekrarlanan cümleler çok ama okumaya değer
  7. plajda açtım okuyorum da aklıma bir şey takıldı. "deyyus bir eşcinsel" hakkında bir kitap okuduğumu düşünen olur mu ki?

    olursa belli belirsiz de olsa bir tepki versin istiyorum, önemli değil ama çok komik olur.

    bir eleştiri olarak; " hammaddeye dayalı küresel ekonomi modeli de bilgi ekonomisine dönüşüyor...bilgi en önemli iktisadi kaynak haline geldikçe savaşların karlılığı da azaldı...çin'in californiya'ya saldırıp silikon vadisi'ni ele geçirmesinin hiçbir manası yok...bugün barışa savaşın mantıksızlığı olarak bakıyoruz."

    doğruluk payı elbette var ama iyi niyetli yaklaşımla fazlasıyla iyimser ve cahilce, kötü niyetli yaklaşımla batı yanlısı ve fütursuzca bir değerlendirme.

    2 dünya savaşı ve soğuk savaş yaşayan batı artık bu işin tüm diğer boyutları bir yana vekalet savaşları yürütüyor ve hatta terörizmi kullanıyor. batı, harari'nin belirttiği faktörler ve diğer başka nedenlerle kendi topraklarında, kendi insanlarının öldüğü, yaralandığı bir savaş istemiyor. new york'ta ya da londra'da yaşayan birinin çok kolay satın alabileceği bir güzelleme olmuş.

    bunun dışında bir kısmı malumu ilam ama harari yine sade ve net diliyle basit ve yalın ama çarpıcı bir şekilde meramını anlatmış. güzel noktalar yakalamış, tezlerini teknik verilerle desteklemiş. yine bir eleştiri olarak tezlerini okurken insanın aklında bitiveren karşı argümanları da 1-2 sayfa sonra biraz laf kalabalığıyla tezlerine argüman yapıvermiş.

    bir sapiens değil ama yine de okuyana faydalı hatta okunması gereken bir kitap.

    buraya sırf altını çizdiğim yerleri yazsam külliyat olur. belirli bir yerden sonra direkt fotoğrafını çekmeye başladım. harari'nin işlenmiş verilerinden rahatsızlık duymak hem doğal hem gereksiz. çünkü bilgi ham haliyle de orada sizin almanız için yatıyor. okuyun, lütfen okuyun. okumasanız da bolca maruz kalacağınız önemli bir kitap çünkü bir sürü gülünç pseudo aydınımız kaynak göstermeden yazıp çizecek yani intihal yapacak.
  8. okunması gereken ve uzun zaman alan araştırma sonucu ortaya çıkan bir kitap.
    evet, popüler kitaplar beni de rahatsız eder. ama bu kitap bu ünü hak ediyor.
    çok fazla bilimsel deney ve sosyolojik çalışmaların sonuçlarını çok güzel bir şekilde sunmuş.
    insan ve hayvan yaşam biçimini, ekonomik ve sosyal güdülerin bize yaptırdıklarını aktarırken, hayvanları insanlaştırmanın aslında hayvanları ne kadar değersiz gördüğümüzün bir kanıtı olarak sunuş şekli de takdirlik.
    kitap tüm canlıların güdüleri üzerinden hareketle aslında varlığının farkında olan canlılar mı daha güçlüdür? sorusunu soruyor ara ara.
    yakın siyasi tarihte yaşananların temel nedenine ulaşmaya çalışırken; savaş, barış ya da ailesel durumları nokta atışla birleştirebiliyor. bir hayvanın insandan daha değerli olmadığını gösteren şey ne? sorusu gibi baştan kabul ettiğimiz ve aslında belki de hiç düşünmediğimiz benzer soruları soruyor.

    ekleme: paranoyakça olmasın ama sanırım dini ritüelleri dolayısıyla birbirine bağlı toplum bireylerini bireysel olarak düşünmeye ve dinsel ya da siyasi açıdan onları ayrı görüşlere sevketmeye çalışıyor gibi de duruyor. yani, bazı kısımlar ve bölümlerde öyle ifadeler var ki, 20. yy daki dünya nüfusunun büyük bir bölümünü ağaç kökleri gibi birbirine bağlayan ortak şeyleri reddeden yapısı enteresan.