1. beni yıllar öncesine götürdü,

    mahalle aralarında (istop) yakan/yakar top, kukalı saklambaç oynanan, bazen ortasında iki taş ile kale yapılıp üç korner bir penaltı sözleriyle başlanan, bazen cam kırılmasıyla sonuçlanan, dili bir karış dışarıda, nefes nefese kalmış halde, tanu çolak havalarında golünü kutlayan çocukların koşuştuğu,
    yaşayanların bir çoğunun birbirini tanıdığı ve neredeyse şimdiki akrabalık bağlarından da daha yakın olduğu
    mahallelerde, sokaklarda dolaştırdı beni,

    o mahallelerin, sokakların köşe başında küçük, bazen derme çatma içindeki satılan her şeyin, üst üste karmakarışık halde durduğu, sizin girdiğinizde etrafa bakınsanız da (daha önce devamlı aldığınız ve yeri değişmeyen bir şey değilse) bulamayacağınız bakkal amcadan sorduğunuz anda sizin elinize tutuşturduğu horoz şeklinde, yassı, değişik renklerde şeker.
    herkes de başka renk sever haa, öyle aynı rengi kimse almaz yanındakiyle mecbur kalmadıkça.
    aynı renkten bir kıza aldın, o da kabul ettimi senden mutlusu yok artık..:)