• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
humans
oldukça gelişmiş robotlar olan ve sentetik (synth) denilen androidler günümüz zamanında insanların günlük işlerine yardımcı olmak için kullanılmakta, banliyö yaşantısı süren bir ailenin hayatına bu androidlerden biri girdikten sonra olaylar beklenmedik boyutlara ulaşmaktadır. robotların başlangıçta insanların hayatınlarına getirdiği kolaylıklar, sonrasında hiç beklenmedik olaylara neden olacaktır.
  1. birinci sezonunun birinci bölümünü şimdi izledim. 'yolunda gitmeyen yapay zeka' meselesine aşinayızdır hepimiz ama dizi gene de izlenmeye değer bence.
    ingilizler fena kotarmıyor bu bilim kurgu işini. aklıma gelen diğerler iki iyi dizi;

    (bkz: primeval)
    (bkz: orphan black)
    doris
  2. "heyecanlanmak için henüz erken" temkiniyle geride bıraktığım bir pilot bölüm oldu. zaten dizide de ilk bölümden çıtayı çok yükseltmeyen, mevzuyu zamana yayan olumlu bir kaygı var. ingiliz aksanına ve tabiatıyla dizilerine özel bir ilgim olmasına rağmen oyunculukları pek ortamın doğalına uygun bulmadım. nedense tiplerde durum komedyeni havası var. robotu * bozulan emekli albay ve robotu hariç.

    !---- spoiler ----!
    gelecek bölümlerde önümüze sürülecek metin ve alt metin namına umut verici şeyler de var:

    - asimov'un üç robot yasası'na atıflar,
    - buram buram dalgalanan isyan devrim özgürlük bayrakları,
    - "makineler dünyayı ele geçirecek" insanları,
    - insanların synth'lerle geliştirdikleri yaver, günlük, arkadaş, yoldaş, seks partneri ve bunun gibi ilişkisindeki çeşitlilik,
    - azınlık, öteki, kölelik gibi kavramların işlenmesi,
    - kamusal görevlerinin makineleşmesiyle toplumun yapısındaki değişim ve dönüşüm.
    !---- spoiler ----!

    tüm bu ögeler pembe bir ruj mu yoksa çatlağa sürülen dudak koruyucu mu ilerleyen bölümlerde göreceğiz. bilim kurgunun bilim ve felsefe odağında ağza bal çalıp; insanlı robotlu; seven, ezen, savaşan ve sevişen figürlerin dramatik veya aksiyon dolu, her hangi bir zaman ve koşulda çekilmişçesine hikayesine dönüşmez umarım.
  3. yapımcıların ellerinde bir buçuk saatlik filme yetecek kadar fikir varmış da, 8 bölümlük sezona yaymak zorunda kalmışlar gibi. ilk bölümden itibaren o kadar "pek bir şey" olmuyor ki, aralara fazlaca olağan gündelik hayat serpiştirmişler. bilim kurgu aşkına iki kırıntı dahi olsa izlerim insanı olmama rağmen devam etmekte zorluk çekiyorum.
  4. ikinci sezonu başlamadan korkutan dizi. ya kaliteyi tutturamazlarsa, çünkü çok güzel başladı. yavaş yavaş ilerliyor derken son 3 bölümde konular birden hızlandı. bu hız korkutuyor, ikinci sezonda umarım bir kalite kazası olmaz.
  5. orijinali real humans adında bir danimarka dizisi olan ingiliz uyarlaması. bunun da abd uyarlamasını görürsek şaşırmam.
    şaka bir yana ai konusu artık yeterince özgün olmasa da, ve her şeyi dahi bir bilim adamının deneylerine bağlamak da her ne kadar klişe olsa da, dizi kendini sıkmadan izlettiriyor. çünkü dizi konuya her yönden yaklaşmaya çalışmış, bilinçli robotlar olsa veya bilinçsiz ama insan gibi görünen robotlar olsa, insanların hayatlarını nasıl etkilerdi sorusuna olabilecek bütün ihtimalleri düşünerek cevap vermeye çalışmışlar. bu yönden başarılı bir dizi. .
    sentetiklerin oyunculukları da güzeldi. anne rolünde the it crowd'dan tanıdığımız katherine parkinson ve dedektif rolünde de utopia'dan arby var. (tamam diziyi bu yüzden izlemiş olabilirim)
    son bir şey; robotları neden insan şeklinde yaptıklarına bir açıklama bekledim ama göremedim. ev işi yapmak için tasarlanan makineye insan şekli vermek onları yavaşlatmaktan başka işe yaramaz sanıyorum.