1. insanın iç muhasebesi ile dışarıya pazarladıkları arasında dağlar kadar fark vardır. neler neler söylemek istersin de dudaklarının arasından sadece kuru bir "tmm" çıkar. örneğin;

    soru: proje ne durumda queen bey.

    iç ses: valla durumu çok iyi. keşke bir fırsatı olsa da bizi de yanına aldırsa.
    dış ses: son rötuşları yapıyorum müdürüm.*
    queen
  2. soru: seni cuma namazda göremedim queen.

    iç ses: cenabet cenbet namaza geliydim de çarpılaydım demi? hem bu aralar ateistlik revaçta biraz onlarla takılcam ben.
    dış ses: bacam koptu hocam! allah belamı versin bacam koptu! yoksa biliyorsun beni kaçırır mıyım!
    queen
  3. soru: sizi anlatan en iyi şey nedir?

    iç ses: mallık. on kere okur atarım o maili yine yanlış yine yanlış.
    dış ses: zekam. kimsenin düşünmediği şeyleri düşünürüm hep. aykırı biriyimdir de.*
    queen
  4. iç ses : off çok kötü baskı yaptı dur şurda bi tane sessiz atayım,

    dış ses : öhöhöhöhöhöhö
  5. yaklaşık on yıla yakın süreden beri, dış sesimden çok iç sesimle muhatabım. ona nasıl bu kadar kulak verir oldum hatırlamıyorum ama uykularımdan rüyayla karışık iç sesimle uyanmakla başladı her şey, sonrası hiç kesilmedi. uykusuz geceler, okurken, film izlerken, hatta yolda tek başına yürürken. şu an o ilk dönemdeki halleri pek yok iç sesimin ama hala daha çok sesi çıkıyor, ben de onla yaşamayı öğreniyorum yıllar geçtikçe. anladım ki susmayacak bu ses, beni çekmeye devam edecek kuyudan aşağıya ama ben de ona inat tutunmaya. nedeni de sanırım biraz yalnızlık.