• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
Yazar karen horney
içsel çatışmalarımız - karen horney
"ben insanın var olan potansiyellerini geliştirmek ve 'iyi' biri olmak için hem becerisi hem de arzusu olduğunu düşünüyorum; bunlar bozulduğunda başkalarıyla ve dolayısıyla kendisiyle ilişkisinin de bozulacağını düşünüyorum. insan değişebilir ve hayatta olduğu sürece değişmeye devam edebilir."horney'nin nevroz teorisi kendinden öncekilerin aksine "yapıcı"dır. freud'un insanı harekete geçiren dürtülerin ancak denetim altına alınabileceği, en iyi ihtimalle "yüceltilebileceği" teorisini ters köşeye yatırır ve insanın içinde bulunduğu koşullar değiştirilerek kendisinin de deği-şebileceğini söyler. nevrozların altında yatan çatışmalar hafifletilebilir, hatta fiilî bir biçimde çözümlenebilir ve böylece kişiliğin gerçek anlamda bütünleşmesi sağlanabilir. freud'dan sonraki kuşakların en özgün psikanalistlerinden biri olan karen horney, kültürün ve çevrenin önemini vurgulayan ve yabancılaşma sorununu, kendini gerçekleştirme ve özgürleşmeyi merkezine alan bir yaklaşım geliştirdi. yeni ve dinamik bir nevroz teorisi ortaya koyan horney, içsel çatışmalarımız'da, "insanlara yaklaşma", "insanların aksine gitme" ve "insanlardan uzaklaşma" durumlarındaki temel çatışmaları ele alıyor. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. öteki yayınlarından ruhsal çatışmalarımız adı ile yayınlanmış eserdir. bu kitap ile ilgili bir açıklama yazısı yazmıştım.

    ruhsal çatışmalarımız, karen horney’in dördüncü kitabı olup horneyan psikanalitik kuramda önemli bir yere sahiptir. bu kitapta, horneyan teorinin yapı taşını oluşturan bir çok kavram tanımlanır, bu kavramlar ve daha önce tanımlanan kavramlar ayrıntılı olarak betimlenir, betimlenen bu yapıların birbiri ile ilişkisi sistemli olarak açıklanır. ayrıca bu kitapta horney nevrotik süreci bir gelişimsel süreç olarak bir bütün içerisinde ele alır, nevrozların güncel görünümünün bu nevrotik çatışmaların dengeye ulaşma ve bu dengeyi koruma çabalarının bir ürünü olduğunu ifade eder. karen horney’in daha önceki kitaplarında zaman zaman bahsettiği ancak yapısal bir bütünlüğe ulaşmayan fikirleri bu kitapta yeni kavramlar ile birlikte bütünleştiği için, bu kitabı horney’in olgun teorisinin yapı taşlarından biri olarak görebiliriz.bu yapı taşı, özellikle hornayan kuramın kişilerarasılığını içermekte, nevroz’un dış dünya ile ilişkisine ağırlık vermektedir. horney’in, bu kitapta “nevrozlar ve insan gelişimi” adlı eserden sonra tamamlanacak olan “gelişimsel bir nevroz kuramı”nın kişiler arasılığını inşa ettiğini söylemek yanlış olmaz.

    kitaba genel bir bakış ile baktığımızda, kitabın üç bölüm üzerine inşa edildiğini görürüz. birinci bölüm, bir nevroz’un gelişimini, ikinci bölüm gelişen bu nevrozun kendini sürdürmesini, üçüncü bölüm ise nevrozun sağaltımını içermektedir.

    horney, birinci bölümde, daha önceki yazınlarında bahsettiği nevroz kuramının temelini değiştirmeden üstüne yeni yapılar koyarak genişletir ve bütünleştirir. nevroz’u temel çatışmanın üzerine inşa eder, temel çatışmanın felç edici etkisinde ortaya çıkan çözüm girişimlerini, bu çözüm girişimlerinin kendi içindeki çatışmalı yapısını, çatışmaların nevrotik bir dengeye ulaşma sürecinde geçirdiği süreci ve kullandığı mekanizmaları betimler.nevrotiğin kullandığı mekanizmaları açıklarken, bu mekanizmaların kendisi ve özellikle çevresiile olan ilişkisinin üzerinde durur. bu vurgu, horneyan kuramın meşhur tiplerini oluşturmuştur. “insanlara yönelen”, insanlara karşı ve "insanlardan izole" tip ayrıntılı olarak betimlenmiştir. horney bu tipleri betimlerken bir tipoloji kaygısı gütmemiş sadece, kullanılan mekanizmaların ve sahip olunan nevrotik çatışmaların yapısının, diğerleri ile olan etkileşimi sonucu ortaya çıkan, kişilik örüntülerini sınıflandırmıştır. buradaki vurgu, nevrotik eğilimlerin, içsel çatışma ve süreçlerin, diğerleri ile etkileşimi ile ortaya çıkan ve sonucunda diğerleri ile olan etkileşimi biçimlendiren bir yapı olmasıdır. bu çift yönlü etki horney’in kuramının kişiler arası doğasını oluşturan önemli yapılardan birisidir.

    birinci bölümde ayrıca, daha önceki kitaplarında ipuçları verilen, “ideal öz” tanımlanıp açıklanmıştır. ideal öz, çocuğun potansiyeline ulaşmasını engelleyen felç edici şartlarda, gerçek özün zayıflaması sonucu oluşan sahte bir benlik ve sahte bir güven kalesidir. gerçek özüne inancı kalmayan nevrotik, onun yerine “güvende” hissetmek için ideal olan bir öz yaratır. ideal özün bu savunma işlevinin vurgulanması önemlidir. ideal öz’ün, nevrotiğin yine diğerleri ile olan ilişkisi sonucunda, hissettiği kaygı ile mücadele etmesi için oluşturduğu savunma olarak betimlenmesi,kuramın kişiler arası doğasına dikkat çeken diğer bir önemli unsurdur. ideal öz, savunma amacı ile oluşturulmasına rağmen, yapı gereği daha fazla savunma yaratacak unsurlar ortaya çıkarır. burada horney,daha çok ideal özün diğerleri ile ilişkisine odaklanmış, diğerleri ile sınanan bu özün,yeni savunma gerektireceğini ifade etmiştir. bu yeni savunmaları özelilkle, dışşallaştırma mekanizması ile açıklamış, dışşallaştırmayı, “yansıtma” mekanizmasından daha geniş ve çok işlevli bir yapı olarak betimlemiştir. yine burada da karşımıza çıkan, savunma yapılarının, kişiler arasılığıdır. bu bölümü özetlemek gerekirse, horney, birinci bölümde, bir nevrotiğin, kendi ve çevresi ile mücadele ederken, sistemli olarak geliştirdiği bir nevrotik denge durumunun inşasını betimler. bu betimlemeyi yaparken özellikle, kişiler arası ilişkiler tarafından etkilenen biçimlendirilen ve kişiler arası ilişkileri etkileyen ve biçimlendiren çift taraflı bir etkileşim sistemi kurar.

    horney, kitabın ikinci bölümünde, “temel güven duygusunu” telafi etmek için kullanılan mekanizmaların yarattığı, nevrotik dengenin yapısı üzerinde durur. bu dengenin işlevini açıkladıktan sonra, dengeyi korumak için oluşturulan yapıları ve bu dengenin sonuçlarını açıklamaya girişir. bu bölüm, nevroz’un kişinin işlevini ve yaratıcı potansiyeline ulaşmasını nasıl ve ne yönde etkilediğini açıklaması ve nevrozlardaki güncel yapıyı vurgulaması açısından önem taşımaktadır. kişiliğin güncel yönüne yapılan bu vurgu, daha önceki kitaplarında bahsedilen, ego’nun işlevlerine daha fazla odaklanma konusundaki horney’in görüşlerinin devamı ve geliştiricisidir. horney,nevroz’u tekrarlama zorlanımı olarak görmeye karşı çıkarak, nevrozun güncel yapısının kendi içinde nevrotik çatışmalar yarattığını ve nevrozun geçmiş ile ilişkisini, geçmişte oluşan ( bkz: 1. bölüm)ancak sadece geçmişi tekrarlamak yerine kendi dinamikleri ile kendine özgü bir yapı olması ile açıklar. ikinci bölümde, nevroz’un güncel görünümüne odaklanmasının nedenlerinden birisi de budur. ayrıca, bu yaklaşım, horney’in nevrozları semptomoloji şeklinde yorumlamamasını ve semptomların çocukluktaki kökenlerini arama yönünde isteksiz davranmasını da açıklar. horney, nevrozun semptomolojisini açıklamak yerine, güncel nevroz yapısının, kişinin kendi potansiyeline ve yaşam işlevlerine olan zararlarına odaklanır. horney, bu yöntemini, kuramının, “yapıcı” doğasının bir göstergesi olarak yorumlar. ona göre nevrozun en çok zarar verdiği, kişiliğin bütün olarak kendisidir. horney’e göre psikanaliz tek tek semptomlara odaklanmak yerine, kişiliğin güncel yapısı ve işlevine odaklanmalı, kişiliği, bilinçdışı nevrotik çatışmalardan ve genel olarak nevrozun felç edici etkisinden kurtarıp, kişinin potansiyeline ulaşmasına yardımcı olmalıdır. kişiliğe bütün olarak odaklanan bu görüş, günümüz kişilik bozukluklarına yaklaşımda büyük bir potansiyel vaadetmekte ve semptomlara odaklanan günümüz bazı psikoterapilerinin kişilik bozukluklarında işlevsiz ve yetersiz kalmasının nedenlerine yönelik bir fikir vermektedir.