1. bir ayağın çukurda, ihtiyar maria,
    geldim seninle gerçekleri konuşmaya:

    bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
    ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
    ancak açlık vardı paylaşılan.

    geldim seninle umudundan konuşmaya,
    kızının nasıl olduğunu bilmeden
    doğurduğu o üç ayrı umuttan da.

    sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
    bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
    sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
    doktor ellerimin yumuşak utancında ov.

    dinle, emekçi büyükanne,
    inan gelen insana,
    göremeyecek olsan da geleceğe inan.
    tüm bir hayat boyunca umudunu boşa çıkaran
    acımasız tanrıya da dua etme.
    yağlıkara okşayışlarının büyümesini görmek için
    ölümden acımasını isteme;
    gökler yeşil ve karanlık hüküm sürüyor sende,
    her şeyden öte kızıl bir intikama sahip olacaksın,
    şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi,
    huzur içinde öl yaşlı mücadeleci.

    bir ayağın çukurda ihtiyar maria,
    o gideceğin günlerden biri
    otuz kefen tasarımı
    bakışlarıyla selamlayacaklar seni.
    bir ayağın çukurda, ihtiyar maria,
    suskun kalacak odanın duvarları
    birleşince ölüm astımla
    ve sevdaların boğazına dizilince.

    bronzdan dökülmüş üç okşama
    (geceni hafifleten tek ışık)
    açlıkla kuşanmış üç torun
    her zaman bir gülümseme buldukları
    yaşlı kıvrık parmaklarını özleyecekler.
    hepsi bu olacak, ihtiyar maria.

    bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
    ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
    ancak açlık vardı paylaşılan,
    geçti keder içinde hayatın, ihtiyar maria.

    bulandırdığında gözbebeklerinin acısını
    sonsuz dinlenmenin buyruğu,

    ömür boyu angaryadaki ellerin
    son şefkatli okşayışı içine çektiğinde
    onları düşüneceksin... ve ağlayacaksın,
    zavallı ihtiyar maria.
    hayır, hayır yapma
    bir hayat boyu umudunu boşa çıkaran
    umursamaz tanrı'ya kendini teslim etme,
    ölümden aman dileme,
    korkunç bir açlıkla kuşanmıştı hayatın,
    sonunda kuşandı astımla.

    fakat bildirmek istiyorum ki sana
    umutların kısık ve yiğit sesiyle
    intikamların en kızılı ve yiğit olanıyla,
    ideallerimin en doğru boyutuyla
    yemin etmek istiyorum.

    sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
    bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
    sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
    doktor ellerimin yumuşak utancında ov.

    huzur içinde yat, ihtiyar maria,
    huzur içinde yat, ihtiyar mücadeleci,
    şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi.
    yemin ediyorum ki...