• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.33)
iki kadın - yavuz özkan
film, bir seks işçisinin bir bakan tarafından tecavüze uğraması sonrasında seks işçisinin dava açma sürecini ve bir seks işçisine nasıl tecavüz edilir mantığıyla mücadelesini anlatır.
  1. iki kadın; başrollerinde zuhal olcay, haluk bilginer ve serap aksoy'un oynadığı 1992 yapımı yavuz özkan filmidir. filmde karakterlerin adları yoktur. bu yüzden filmi anlatırken karakterleri oynayanların isimlerini kullanacağım.

    film, bir tecavüz sahnesiyle başlar. bakan, bir otel odasında seks işçisi olan zuhal olcay'ı beklemektedir. zuhal olcay geldiğinde haluk bilginer zaten pek de istemeyerek geldiği bu ortamı beğenmez ve sevişmek istemez. bunun nedeninin bir sonraki sahnede de göreceğimiz üzere kendisinin asıl öznesi olmadığı bir sevişmeye başlamak istememesi olduğunu düşünüyorum. çünkü bakan kendinden emin bir şekilde pasif durarak zuhal olcay'ın numaralarını göstermesini bekliyor. bu onu cezbetmiyor ve sevişmek istemiyor. bunun üzerine zuhal olcay, "madem beceremeyeceksin neden orospu çağırırsın ki?" diyor. bu laf bakanın "erkekliğine" dokunuyor ve seks işçisine tecavüz ediyor. erkeklik, bunu gerektiriyor. erkeklikten, taşıyıcısı olduğu iktidarı her daim hayata geçirmesi, hep yeniden üretmesi bekleniyor. zaten çok bir çaba sarfetmeden kendimizi içinde bulduğumuz bütün "değerlerimiz" çok çabuk dağılıyor. en ufak sözü, en ufak hareketi bu değerlerimize bir hakaret sayıp ne kadar da kolay tecavüz edip, insan yakıp, öldürüyoruz. bizim, bu devletin yüzyıllardır kendine kalkan olarak oluşturup bize bahşettiği değerlerden kurtulmamız için ekstra bir çaba harcamamız gerekiyor. bu değerlerle sürekli bir mücadele içerisinde olmamız ve sistemde küçük delikler açmamız gerekiyor. ancak böyle kendimize bir yaşam alanı oluşturabiliriz.

    yeniden filme dönecek olursak devamında zuhal olcay bakana dava açmak ister. avukata gittiğinde aralarında şöyle bir diyalog geçer;

    avukat: niyetin ne senin? durup dururken bir sürü masraf. hiç bir şeyi kanıtlayamayız.
    zuhal olcay: durup dururken mi? evet ben bir garip fahişeyim. döverler de, ırzına da geçerler. onurumu da kırarlar. onur, bir fahişe için ne lüks? bunları mı söylemek istiyorsunuz? beni siz de aşağılıyorsunuz.

    bu diyalog filmin gidişatı için önemlidir. çünkü avukat bu konuşmadan sonra davayı üstlenmeyi kabul eder. bundan sonra zuhal olcay için sıkıntılı bir süreç başlayacaktır. bakan, kendisini burada önemli olan benim şahsım değil, devlet adamı kişiliğimdir diye savunur. kendi yerini suçlarla,savaşlarla,cinayetlerle sağlamlaştıran bir devletin bakanından da başka bir savunma yapması beklenemezdi!

    sonrasında devreye bakanın eşi serap aksoy girer. serap aksoy eşinin açıklamalarına rağmen ona inanamamıştır ve hem kendini rahatlatmak hem de zuhal olcay'la yüzleşmek için bir arkadaşının vasıtasıyla zuhal olcay'la bir buluşma ayarlar. bu buluşmanın para karşılığında olması ve buluşmanın "seks işçisi-müşteri" boyutunda olması da önemli bir ayrıntıdır. bu buluşmada iki kadın birbirini anlar ve yakınlaşmaya başlar. burada lezbiyenlik göndermeleri de yapan bu cesur filmin bir sahnesinde iki kadın arasında geçen bir konuşmada zuhal olcay, "benimkisi klasik bir düşmüş kadın öyküsü değil. başıma da bir şey gelmedi. ben kendim istedim orospuluğu hiçkimse sebep olmadı." diyerekten tüm genel kabulları yerinden sarsar.

    bana jean-luc godard'ın "para karşılığında yapmak istemediğimiz işlerde çalışmak zorunda olduğumuz bu dünyada hepimiz fahişeyiz." sözünü hatırlatan bu filmin beni tek rahatsız eden yanı zuhal olcay'ın çocuğunun seslendirilmesiydi. çocuğu seslendiren ses sanatçısının çocukmuş gibi konuşması çok iticiydi. bunun dışında çok şey anlatan bu filmi söylemek istediklerini dikkate alarak izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.