1. insanlık tarihinin en kanlı savaşıdır. 1939-1945 arası süren savaş süresi boyunca 80 milyona yakın asker ve sivilin öldüğü tahmin ediliyor.

    bugün bu savaşın başlangıcının yıldönümü.
  2. (bkz: dresden) bütün tarafların savaş suçu işlediği fakat sadece yenilenlerin cezalandırıldığı savaştır(bkz: denazification) . sadece ülkeler değil fikirler de bu savaşta çarpışmıştır ve dünyanın en kanlı savaşıdır.her yüzyılda böyle büyük olaylar yaşanır sanırım bu yüzyılın olayıda 2. kavimler göçü ve sosyal demokrasinin çöküşü şeklinde tezahür edecektir.
  3. hatırladığım kadarı ile almanların kullandığı tiger tanklarının zırh kalınlığı 10 cm t34 tanklarının zırh kalınlığı ise 5 santimdir fakat rus tanklarının ön zırhlarındaki 30 derecelik eğim(5/sin30=10) aradaki bu zırh farkını kapatmış ruslara ise manevra kabiliyeti olarak geri dönmüştür tabi tigerların ateş üstünlüğü tartışılamaz dünyanın en büyük tank muharebesi de bu savaşta olmuştur(bkz: kursk muharebesi)
  4. kazananların da, kaybedenlerin de açıkça insanlık suçları işlediği büyük savaş. kazanaların yaptıkları pek sorgulanmamaış, hatta dile bile gelmemiştir. hitler kaybettiği için, tüm sorumluluğu da üzerine alarak ölüp gitmiştir.

    (bkz: dresden bombardımanı)
    (bkz: atom bombası)
  5. bütün dünya harbe girmiş, ortada kural belirleyen lider ülkede yok, o zaman suçta yok demek istediğim harp. tabi yinede hitler ırkçıdır, onu daha kötü yapanda budur.
    psk34
  6. savaş zamanı kıtlık nedeniyle şehri ziyarete gelen ismet inönü'nün önüne küçük bir çocuk atlayıp, '' bizi aç koydun'' demiş, inönü cevap olarak '' aç koydum, ama babasız koymadım'' ''demiştir.
  7. şu ana kadarki savaşlar içerisinde ekmeği en çok yenmiş (oyun, film vs.) savaştır aynı zamanda.
  8. almanlar italya ile müttefik olmasaydı, japonlar ise abd yerine sscb'ye saldırsaydı 2.dünya savaşı "büyük avrasya savaşı" olarak kalacak ve tam tersi bir sonuç vuku bulacaktı.
  9. 'tarihi kazananlar yazar' sözünü doğrulayan savaş.

    bu savaşta en az hitler kadar vahşete imza atmış olan stalin'in, ingilizlerin, amerikanların neredeyse 'cici çocuk' olarak gösterilmeye çalışılmasının nedeni budur. savaşı eğer naziler kazansaydı tarih bugün hitler yerine diğerlerini öcü olarak yazacaktı.

    bu savaşla ilgili yapılan algı çalışmalarının sonuçlarına dair bir örnek:
    https://twitter.com/BVRAY/status/706783599798951937
  10. postmodernizm eleştirileri için fazlaca materyal üretmiş savaş. şöyle ki: modernitenin temel savları aklı kullanmanın insan için yaşamı daha güzel ve müreffeh kılacağı fikri üzerine inşa edilmiştir. fakat önce birinci dünya savaşı ardından gelen ikinci dünya savaşı ile birlikte bilimde, teknikte ilerlemenin ve 'batı bilimi' kavramının insanları mutlu etmek bir yana atom bombasını doğuran vahşetin çıkış kaynağı olduğu savı ileri sürülmüştür.

    konuyla ilgili çok fazla alt başlıktan bahsedilebilir -ki zaten sadece yukarıdaki birkaç satır konunun özünü saptırır. ilk fırsatta gerekli başlıklara elimden geldiğince katkıda bulunacağım. neyse efendim, özellikle frankfurt okulu ve herbert marcuse-theodor adorno ikilisinin araçsal akıl eleştirisi bu konuda bilgi edinmek isteyenler için eşsiz bir kaynaktır.

    aydınlanma ve daha genel anlamıyla modernitenin en önemli vaatlerinden birisi mitleri terkedip, açılan boşluğu akıl vasıtasıyla doldurmak böylece insan türünün ilerlemesini sağlamaktı. fakat adorno ve marcuse mitleri yıkma vaadiyle gelen modernitenin(tam olmasa da bir bakıma aydınlanma düşüncesi zira modernitenin geçmişi biraz daha eski) mitleri yıktığı ama yıktığı o mitlerin yerine aklı yerleştirdiği yönündedir.

    frankfurt okulu düşünürleri aklın konumunu eleştirirken temel çıkış noktaları aklın sınıflı toplum yapısını engelleyemediği aksine ona hizmet ettiği şeklindedir. ayrıca bir kültür endüstrisi kavramı ortaya atılır ki o başlı başına bir inceleme konusudur. aklın araçsallaşması doğanın sadece insan çıkarı etrafında şekillendirilmesine yol açıyor ki bu da düzenin tamamen kazanma ve tahakküm altına alma fikri etrafında oluşmasına sebep oluyor. sanayileşme, sömürgeleştirme ve apokaliptik savaşlar bu ele alındığında arka plan biraz daha netleşiyor. zira aklı ve batı bilimini referans alan medeniyetler bu araçlar vasıtasıyla 'diğer' medeniyetler üzerinde bir tahakküm kuruyor, bu tahakküm hem farklı medeniyetleri hem de aynı toplum içerisinde farklı sınıfları köleleştiriyor. kısaca akıl ve onun biricik yavruları bilim, teknik insanları köleleştirmekten başka bir işe yaramıyor.

    paul feyerabend gibi bilim felsefecileri batı biliminin hem destrüktif yönünü hem de kendini tek doğru referans gibi göstermesini eleştirir yıkarıdaki ve benzeri sebeplerden ötürü. bunun sonucunda ise batı biliminin tek referans kabul edilmemesi gerektiğini ve toplumların işine yarayan her ne olursa(büyü, dua, taşlar, bitkiler) onun en az batı bilimi kadar geçerli sayılması gerektiği düşüncesini ortaya atar ki kişisel fikrim bu mantığın da sakat olduğu olduğu yönünde.

    sonuç olarak: d-day'den, hitler'den, churchill'den bahsetmeyen hatta alakasız görünen bir takım bilgiler verdim. fakat derdim daha çok bu savaşa giden yolda arka planda yapılan felsefi tartışmalardan ve kültür ortamından bahsetmekti. bu vesileyle kabaca günümüzdeki bilim, siyaset, toplum teorilerinin hangi koşullarda şekillendiğinin anlaşılmasına yönelik bir takım temel bilgiler verdiğimi umuyorum.