1. hayatımın en güzel günlerinden biriydi. çalıştığım kuruma girmek en büyük idealimdi. kuruma kabul edilince evraklar için ilk defa gittiğimde olayın farkında değildim. ilk iş günü sabah erkenden uyandım. saçlarımı özenle maşaladım bir haftadır karar verip astığım kıyafetimi giydim.(çalıştığım süre boyunca ilk defa o gün etek giydim). annemin babamın elini öptüm. abimle yola çıktım. abim beni kurumun kapısına bir kedi yavrusu gibi bıraktı. ego sahibi biri değilimdir ama o sabah sanki tüm dünyayı ben yaratmıştım.

    idari işlere gittim beni çalışacağım bölüme götürdüler. arkadaşlarla tanıştırdılar. sonra da bağışıklık aşısı yaptırdılar. şimdiki şefim beni önce otopsi odasına indirdi, sonra laboratuvara götürdü. derken öğlen oldu. yemekhaneye indim herkes yabancı. yemekhaneye girenler birbirleirnle şakalaşıyor laf atıyor falan ben öyle hööö gibi bakıyorum. böyle garip bir yanlızlık hissi derken biri yanıma geldi aynı bölümde çalışıyormuşuz beni diğer arkadaşların oturduğu masaya götürdü. o gün heyecandan yemek mi yedim dayak mı yedim anlamadım. akşam oldu bizim semtin servisini buldum.

    bunları yazarken düşündüm de o heyecanı hiç kaybetmemişim. işime aşığım bunu anladım. belki yeniyim belki ilk heyecan devam ediyor ama umarım emekli olana kadar devam eder.