• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
ilk öğretmen - cengiz aytmatov
"ağlama altınay." dedi. "birlikte diktiğimiz kavakları ben büyüteceğim. büyük bir kadın olup da döndüğün zaman ne kadar güzel olduklarını göreceksin."
(...)
kavaklarım benim. körpecik fidan olduğunuz o yıllardan bu yana ne kadar çok şey değişti. sizi diken, büyüten insanın bütün istekleri gerçekleşti. ama siz neden böyle üzgün hışırdıyorsunuz? kışın yaklaştığına, yapraklarınızın döküleceğine mi üzülüyorsunuz? yoksa sizi böyle üzen halkımızın büyük acısı mı? evet, kış geceleri soğuklar donduracak, fırtınalar dağlarda, vadilerde uğuldayacak. ama sonra bahar gelecek...

insanın temel meselelerini, aşkını, hasretini, düşüncelerini kısacası insanı anlattı cengiz aytmatov. kökü manas'tı. gelenekten geleceğe uzanıyordu düşünceleriyle. yepyeni ufuklara açılıyordu. çocukluğunda dinlediği masallar, gençliğinde hasret ve hüzünle eşlik ettiği şarkılar, ozanların yaktığı türküler dünya görüşünün temelini oluşturdu. insanların gönlünü kazandı eserleriyle. dünyanın dört bir tarafında okundu.
o, yazılmamış bir tarihin dilini keşfederek sadece insanları ve tabiatı değil, insanın ve tabiatın hâllerini bu dille anlatıyor eserlerinde. okuyucuyu çeken de onun bu özgün kurgusu ve üslubu oluyor.
(tanıtım bülteninden)
  1. bu akşamki sıkıcı otobüs yolculuğumda bana eşlik eden, sayfa sayısına aldanmanın gereksizliğini okuyucunun yüzüne tokat gibi çarpan, bir çırpıda okuduğum cengiz aytmatov öyküsü.

    gözlerim dolu dolu okudum çoğu zaman. cengiz aytmatov'un kitaplarındaki samimiliği bilmeyen yoktur. ama bu öyküde bambaşka bir şey var. altınay'ın anlatımıyla beraber başlayan bir duruluk, tüm öykü boyunca yüreğinizi titreten bir şey.

    bir öğretmenden çok daha fazlası, duyuşen. öğretmenliğin salt duygusuz ezberleri aktarmaktan ziyade bir gönül işi olduğunu herkese gösteren adam.
    bir öğretmen için bilmek, her şey değildir bazen. duyuşen kadar kimse daha güzel anlatamazdı bunu.

    eğitim fakültelerindeki öğrencilere bu kitabın zorunlu olarak okutulması söz konusu olsa, en çok ben sevinirim herhalde. öyle güzel, öyle samimi, hayatın kendisinden ta içinden gelen bir öykü.
    okumakta fayda var, her aytmatov eserinde olduğu gibi.