1. anna karenina'da şöyle bir tasvirini yapmış tolstoy:

    "ilkbahar gelmekte biraz gecikmişti. perhizin son haftalarında hava açık ve soğuktu. gündüz güneşte buzlar eriyor, gece ise sıcaklık sıfırın altında yedi dereceye kadar düşüyordu; yerdeki karın yüzeyi, arabayla yoldan gidilemeyecek kadar buz tutuyordu. paskalya karlıydı.

    sonra paskalya'nın ikinci günü birdenbire ılık bir rüzgâr esti, yağmur bulutları geldi ve üç gün üç gece fırtınayla birlikte ılık bir yağmur yağdı. perşembe günü rüzgâr durdu, doğada meydana gelen değişikliklerin sırlarını saklarcasına koyu, gri bir sis çöktü. sisin içinde sular akıyor, buzlar çatırdıyor, hareket ediyor, köpük köpük bulanık sel suları hızla akıyordu. akşam krasnaya gorka'nın tam üzerinde sis dağıldı, bulutlar ak koyunlar gibi sağa sola dağıldı, hava açıldı ve gerçek ilkbahar geldi. ertesi sabah yükselen parlak güneş, suyun üstündeki ince buz tabakasını hızla yiyip bitirdi ve ılık hava yaşlı topraktan çıkıp, içini dolduran buharlarla titremeye başladı. eski çimenler ve iğne iğne süren yeni çimenler yeşermeye başladı, kartopu, frenküzümü ve akağaçların tomurcukları kabardı, altın rengine boyanmış söğüdün üstünde kovanından atılmış bir arı vızıldadı. kadifeyi andıran yeşilliklerin ve buz tutmuş anızların üstünde görünmez tarlakuşları şarkı söylüyor, kızkuşları fırtınada suyla dolmuş ve henüz suları çekilmemiş çukurların ve bataklıkların üstünde ağlaşıyor ve turnalarla yaban kazları neşeli bir bağırışla yüksekten uçarak geçiyordu. otlaklarda tüyleri dökülmüş, henüz yer yer yeni tüyleri çıkmamış hayvanlar böğürmeye, çarpık bacaklı kuzular, tüyleri dökülmüş, meleyen annelerinin çevresinde sıçramaya, ayağına çabuk çocuklar kurumuş patikalarda çıplak ayaklarının izlerini bırakarak koşmaya, gölette kaba ketenden giysilerini yıkayan köylü kadınların neşeli sesleri duyulmaya, avlulardan sabanlarını ve tırmıklarını onaran köy erkeklerinin balta sesleri gelmeye başlamıştı. gerçek ilkbahar gelmişti."(*:çeviri) (*:ayşe hacıhasanoğlu)
  2. "ilkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer... ne olursa olsun..."

    (bkz: içimizdeki şeytan)
  3. kıştan sonra, yazdan hemen önce, bahar dallarının açtığı mevsim.
  4. şiir yazmak için en uygun mevsimdir ama nedense şairler hep paltoyla şapkayla poz verir kitap kapaklarında. sanki bütün şiirler sonbaharda yazılmış gibi bi hava var gri, atkılı bereli şairler her yerde. şortlu tişörtlü şairler de olmalıydı.
    abi
  5. nisan itibariyle başladı. ohh artık hem içimiz ısınır hem doğa canlanır mutlu oluruz :))

    bu bahar hedefim pazar sabahları eymirde olmak ama çok erkenden. kahvaltı, gazete, uykusuz dergisi, kulaklıkları takıp yürümek...

    bisiklet sürebilmeyide biraz ilerletsem şahane olur :))

    ohhh iyiki bahar geldi hiç gitmesin...
  6. henüz gelmemiş olan mevsim.

    üşüyorum mikail reiz!
  7. bugün hava çok sıcak deyip şort tişört dışarı çıktıktan hemen 1 saat sonra sağanak başlatıp ardından da sizi çekilmez bir gribin kollarına atma ihtimali çok yüksek olan mevsimdir. yazdan da kıştan da güzel. ama sonbahara yaklaşamaz.