1. başlığın doğru olup olmadığından tam emin olmamakla beraber en uygununun bu olduğunda karar kıldım.
    konuya gelecek olursam efendim, malzemeler ve insan arasında özellikle bir noktada çok fazla benzerlik olduğunu düşünüyorum.

    bu konu ise, hassasiyet ve tepki.

    şimdi, malzemeler hakkında kısa bir bilgi vermem gerekiyor.
    malzemeler, kuvvet uygulandığında bir tepki verir. bu tepkinin büyüklüğü ise o malzemenin karakteristiğini belirler.
    bir çekiçle malzemeye vurduğumuzu düşünelim. bu durumda bir şekil değişimi vuku bulur. buna malzemenin sünekliği denir. malzeme şekil değiştirmeye ne kadar yatkınsa o kadar sünektir. bir de aksi bir durum söz konusudur ki, o da şöyle gerçekleşir, malzeme kırılır. mesela cam. cama kuvvet uyguladığınızda sünmez ve kırılır.

    bir diğer önemli özellik ise sertliktir. malzeme esnemeye direnç gösterdiği ölçüde serttir ve uygulanan kuvvete büyük tepki verir. çünkü kuvveti sönümlemediği için (esnemediği için) aynen geri verir.

    insanda da durumun buna çok benzer olduğunu düşünüyorum ve buradan bir kaç çıkarım yapmak istiyorum.
    siz birine bir şey söylediğinizde veya yaptığınızda (bir kuvvet uyguladığınızda) eğer sert tepki veriyorsa esnemeye dirençli bir insandır yani toleransı çok azdır. kuvveti ememez. bu da demektir ki; kendisinde bir değişiklik gerçekleşmesine müsaade etmez. bu da kapalı bir karaktere işaret edebilir. toleranslı (belki hoşgörülü) insanlar ise daha az sert davranma eğilimindedir çünkü dışarıdan gelen girdilerin kendilerinde değişiklik yapmasına izin verirler, bu kuvveti sönümleyebilirler (esnemeye meyillidirler)

    bence enteresan olan nokta şu ki, sertlik hassaslık demektir. yani bir malzeme ne kadar sertse kırılmaya o kadar yatkındır.
    bu analojinin doğal sonucu olarak da söyleyebiliriz ki; sert insanlar, sert olduğu kadar hassas, ve kırılgan bir yapıya sahiplerdir.
  2. hidrojen oksijen ve karbon kardeşliğinden ileri gelmektedir. zira bildiğimiz tüm canlı cansız madde dokusununun ana sorumlusu bu üç kardeşdir.
  3. bilgisini oluşturan ve tanımlayan insan, anlamak istediği şey için tanımlamalarını kendine aykırı seçemez. bunu başaramaz.
    örneğin, araba kullanmak, bilmeyen için o kadar zor ve karışık gelse de, arabanın çalışma sistemini yapan insan kendine aykırı bir durum oluşturamaz. insanın nöronları bu karmaşayı çözer.
    bir maymun düşünün, sırtını kaşımak için taşıdığı ağaç dalını hayatına ne kadar sokarsa o kadar kendinden anlam yükler. maymuna sorsanız, kullandığı malzemeyi kendine benzetecektir.
    kısacası, insan kendiyle ilgili olmadığını düşündüğü bir şeyi tanımlayamıyor ne yazık ki. bu da malzeme ile insanın benzerliğini değil, insanın malzemeyi anlamak için kendinden anlam yüklemesi ile açıklanabilir.
  4. başlığa katıldığım hatta ekleme yapma isteği uyandırmıştır.

    esnek maddeler de insanlar arasında ki tutumlarını ortama göre şekillendiren tipler olmaktadır.