1. bir araya gelen insanlar ne konuşuyor, ne konuşmalı, susmak yeterli mı?
  2. wittgenstein'a göre "üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı". alanı oldukça daraltıyor ve bilineni sorgulatıyor.

    bana göre de bu soru gereksiz kaygı yaratıyor, belirli bir amaç yüklüyor. bu sebeple ne konuşalacağına fazla odaklanmak manasız. her zaman söyleyecek birşeyi olanları bazen kıskanıyorum, bende o konuşma enerjisi hiç olmadı.
  3. yapılan bir​ araştırmaya göre gün içindeki konuşmalarımızın yüzde sekseni gereksiz ya da önemsizmiş. aklıma lao tzu'nun "konuşmadan önce düşün; gereği var mı? şefkat barındırıyor mu? kimseyi incitebilir mi? sessizliği bozacak kadar değerli mi?" sözünü getirdi. çoğumuz düşünmüyoruz.
    jimi
  4. bilimsel bir kaynak olmadan yazıyorum: çoğu boş ve boktan muhabbetler. ne bileyim dedikodu veya onun gibi gereksiz şeyler. ama bildiğim kadarıyla dedikodu bugünkü sosyal yaşamımızın temelini oluşturan şey (emin değilim).
  5. ne zaman konuşmaya girmeye çalışsam konu illaki istemediğim yerlere çekilip oradan devam ediyor ve eğer sevgilin ya da nefret ettiğin bir insan yoksa imkanı yok konuşmaya giremiyorsun ve bir süre sonra da arkadaşlık görevinden saf dışı ediliyorsun (denemiş ve uygulanmıştır) konuşmayı düşünmeden yapabilen insanlar varsa gıpta ediyor başarılarının devamını diliyorum
  6. küçük insanlar kişiler, normal insanlar olaylar, büyük insanlar fikirler hakkında konuşur.
    (birinin sözüydü ama kim hatırlayamadım şimdi)
  7. "eğer sevdiğinin yanındaysan konuşmak gürültüden başka bir şey değildir" -ak sakallı dede*