1. kimseye iyilik yaramaz. ("cehenneme giden yol iyilik taşlarıyla döşenmiştir" sözü çok doğru. )
    kimseyi değiştiremezsin, zamana ve akışına bırakmalısın.
    kimseden bir şey veya onun için yaptığın güzelliklere karşılık bekleme.
    bir sırrın mı var? bırak sende kalsın.

    "ot" dergisinin haziran sayısında "abdal ile aptal" başlıklı bir bölüm var. ikisinin karşılaştırılması. orada şöyle yazıyor: "aptal çok insana az, abdal az insana çok değer verir. birincisi ne verdiğini bilmez, ikincisi bilir." o nedenle az insan, öz insan, nitelikli insan.

    "insan" sözkonusu olunca oğuz atay'ı anmadan olmaz. tehlikeli oyunlar'ın 45. sayfasında diyor ki: "...aslında hepimiz başkalarına daha iyi yerler açabilmek için katlanmış bir konumda bulunuyoruz." kimse için bunu yapma.
  2. ne öğrendiysem insanlardan öğrendim. haybeden dünyaya gelip, onların dilini konuştum, onların kelimeleriyle düşündüm. onlarla var oldum, onlardan biri oldum. kendime bakıp onların kim olduğunu öğrendim. öğrenemediğim tek şey var o da benim ne olduğum. bir de soğanlı yumurtanın güzel olduğunu öğrenme durumu var.
    abi
  3. "yaşama sanatı, sevdiklerimize onlarla birlikte olmaktan ne büyük bir zevk duyduğumuzu belli etmemekten başka bir şey değildir; bunu başaramadık mı, bırakıp giderler bizi."*

    tam olarak budur.
  4. güvenmemek gerektiğini öğrendim
  5. karşındakinin sosyo-kültürel yapısına göre çeşitlenendir. ya da bir sitem itemi olarak "güvenmemek cnm yha"
  6. önce kendim olmayı öğrendim. ölümün ne zaman geleceğini bilemediğim için, çevremdeki herkese hoşgörülü olmayı ve onları sevmeyi öğrendim, çünkü onları bir daha göremeyebilirim.

    bazen insanların kalplerinde gezinen kocaman yılanlar olduğunu gördüm. o yılanların çatal dilleriyle pervasızca zehir saçmalarından, insanları kırmamayı, zehirlememeyi öğrendim.

    umursamaz, sorumsuz, günü yaşayan insanlar olduğunu gördüm, onlara bakıp duruşlu olmayı, amaçlarım olması gerektiğini öğrendim.

    bütün acılarından uzaklaşan insanları gördüğümde, uzaklaşmak yerine acılarımla yüzleşmeyi öğrendim. insanlardan hiçbir şey beklememeyi öğrendim.
    kendine yetebilmeli insan beklemeden vermeli.

    insan ve insancıklardan daha çok şey öğreneceğim. kırıla kırıla kırmayı. belki öğrenmem gereken şey budur.

    insan dediğinin kürkü giyilmez, eti yenmez, tatlı dilden, güleryüzden başka nesi var ki? o zaman neden bu kırıcılık? ve sevgili insanlar sizden öğreneceğim daha çok şey var.
  7. önce her şeyi..

    sonra o 'her şey'in aslında hiçbir şey olduğunu.
  8. elbette ikinci şans vermemeyi..
  9. iyi niyetin nasıl suistimal edileceğini,
    en yakınım dediğin kişiden kazık yemeyi,
    sevgili yapınca arayıp sormamak gerektiği(!) ,
    yüzüne gülüp arkadan konuştuğunu,
    işine nasıl gelirse o şekilde anladığını.

    sevilmeyi,
    sevmeyi,
    kardeşin yoksa nasıl kardeş olunacağını,
    bir telefon kadar uzakta olmayı,
    beraber gülüp eğlenmeyi,
    yeri gelince karşındakine dert ortağı olmayı.

    bu iki tür özellikleri de öğretti bana insanlar. iyisiyle kötüsüyle yaşadığımız herşey bir tecrübe. o yüzden yaşatanlara sağolun varolun diyorum.
  10. insanlardan, insanlar öğrenilir.

    insan ilişkileriyle ortaya çıkan kurallar vardır, bu kuralların hileleri öğrenilir.

    insan insanı öğrenmezse, ölür, öldürülür.