• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.50)
Yazar osamu dazai
insanlığımı yitirirken - osamu dazai
''sefer tasında bıraktığım üç pirinç tanesinin, on milyon kişi her gün tabağında üç pirinç tanesi bırakacak olsa, kaç küfe pirincin boşa gideceği gibi şeylerin, ya da kağıt peçete konusunda günde on bin kişi tutumluluk gösterse ne kadar kağıt artacağı gibi 'bilimsel istatistikler'in beni ne kadar tedirgin ettiğini, her bir pirinç tanesi bıraktığımda, burnumu her sildiğimde, dağlar gibi yığılmış pirinç ve kağıdın boşa harcanması sanrısıyla bunalır, o an çok büyük bir suç işliyormuş hissine kapılırdım.''
  1. bir türlü ölemeyen bu yaşlı çocuğun günlüğüdür elinizde tuttuğunuz, saygı duyun.
    ozeus
  2. dazai'nin yarı otobiyografik şekilde yazdığı uzun öyküsüdür. bir "nevrotik"in, yaşamla olan mücadelesini, iç çatışmaları eşliğinde anlatır.
    " herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vaktinin geleceğini bilmiyor musun? hayatın her zaman kendisiyle alay ettireceğini mi sanıyorsun? bundan kaçmak için gece yarısından biraz önce sıvışabileceğini mi zannediyorsun? yoksa ondan dehşete kapılmıyor musun? gerçek hayatta insanlar gördüm, öylesine uzun zamandır başkalarını kandırmışlar ki, en sonunda gerçek mizaçları ortaya çıkmaz olmuş; saklambaç oynayan insanlar gördüm, o kadar uzun zaman oynamışlar ki en sonunda delirip o ana kadar gururla sakladıkları gizli düşüncelerini iğrenç bir şekilde başkalarının gözünün içine sokmuşlardı. peki, sonunda mizacının bir çokluğa dönüşmesinden, açıkçası çok sayıda olmaktan, o mutsuz şeytaniler gibi bir lejyon oluşturmaktan ve bu şekilde bir insanda bulunan en içteki, en kutsal şeyi, kişiliğin birleştirici gücünü kaybetmiş olmaktan daha korkutucu birşey düşünebiliyor musun? doğrusu ciddi olduğu kadar dehşet verici olan o şeyle dalga geçmemelisin" kierkegaard, kahkaha benden yana

    kierkegaardun bu uzun alıntısı karakterimizin içinde bulunduğu psikolojik gerçekliği çok güzel anlatır.
    karakterimiz ilk çocuklukluğunda içinde bulunduğu şartlar sonucu kendi benliğinin izini kaybetmiş görünmektedir. karakterimizin, potansiyel olarak düşmanca olan bir doğa olarak algıladığı bu şartlar sonucunda güven duygusunun tahrip olmuş, ayakta kalabilmek için kendi benliğinden uzaklaşıp bir tür rol yapma yeteneğine sığınmıştır. kişi, güçsüz ve zayıf kendilik algısından dolayı kendini korumaya almak kendi benliğinden uzaklaşıp,kendi olmayan bir ben imgesine yatırıp yaptıkça kendi gerçek benliği güçsüzleşir. kendi benliği güçsüzleştikce de kendi olmayana yatırım yapmak zorunda kalır. karakterin içinde bulunduğu bu kısır döngü kitap boyunca devam eder. bu sürece bir çok içsel çatışma ve yoğun bir boşluk hissinin eklenmesi kaçınılmazdır. kendi olmaya yönelik yoğun korku, kendi olmadığı için duyduğu yoğun utanç, gerçek kendiliğinin ortaya çıkma tehlikesi sonucu artan kaygı, içinde bulunduğu boşluğu doldurma arzusu karakterimizi sürekli arayış içine iter. kendi benliğine olan yoğun öfkesi ve aşağılaması sonucu bu arayışların nesnesi ve amacı her zaman bir ötekidir. öte yandan öteki ile “gerçek” bir ilişki kurmak için rol yapmayı bırakmayı gerektiğinden, bu arayışları her zaman hüsrandır. hüsranla karşılaştıkça, umutsuzluğu ve öz-nefreti artar. sonuç olarak tüm kullandığı bu işlevsiz mekanizmalar , gerçek benliğini felç eden kısır döngü , yoğun öz-nefret ve öz-aşağılama onu öz-yıkıma götürür. bu öz-yıkım da, karakterimizin benliğine yönelir ve intihar girişimlerinde , madde bağımlılığında ve amaçsızlık içinde sürüklenmesinde kendisini gösterir.

    bir de animeye güzel bir uyarlaması vardır. * *