1. insanlık evrim geçirmeye devam ederek sürekli değişen çevresel yaşam ortamına uyum sağlayacak ve varlığına devam edecektir. bunu eski insanların besin olarak kullandıkları yemeklerin sindirilmesinde görev alan apandisin şu an vücudumuzda gereksiz organ olarak bulunmasından veya yine geçmiş zamanlarda önemli yere sahip olan ancak şu an gereksiz olan 20'lik dişlerden anlayabiliriz. insanlar evrim geçirmeye devam edecek ve hatta ölümsüz olacaklardır.

    ulaşım en hızlı şekilde sağlanacak yani gereksiz ulaşım araçları tarih olacak insanlık gitmek istediği yere uçarak ardından da ışınlanarak gidecektir.

    dünyaya ait sorunlar bitecek. bunlardan ilki nüfus... şu an 7 milyar olan insan nüfusu savaşlar ve bilinçli olarak yayılacak salgın hastalıklar sayesinde hesabını yapamayacağım kadar düşecek ve dengeye girecektir. ardından enerji ihtiyacını ele alırsak sınırsız enerji sağlayabilecek yapay enerji kaynakları üretilecektir. böylece enerji sınırsız olacak ve bir sorun olmaktan çıkacaktır. bir sonraki sorun yiyecek sıkıntısı, tarım öyle bir gelişecek ki ne çiftçiye ihtiyaç kalacak ne aşçıya her şey robotlar sayesinde hazır olacak belki eski tatlar olmayacak ancak insanlığın yemek ihtiyacı da ortadan kalmış olacaktır.

    uzay çağı başlayacak ki halihazırda başladı da diyebiliriz. gelişecek, uzayda yaşam başlayacak. bilim insanlarının mars'da yaşam olduğu konusunda bu kadar ısrarcı olmaları boşuna değil orada yoksa milyarlarca gezegen var illaki birinde yaşam bulunacak ve oraya gidilip dünyevi sistemler kurulacak. belkide farklı gezegenlerde farklı akıllı yaşam formlarıyla karşılaşılacak belki inanılmaz dostluklar kurulup bilimde çağ atlanacak belkide uzay savaşları çıkıp star wars gerçek kılınacak...

    bunların hepsini görebilmek için bile ölümsüz olup kenarda köşede oturup sakince izleyebilmeyi diliyorum bazen. ne diyor bu manyak da diyebilirsiniz bana ancak orta çağlarda da "eğer insanlar uçabilecek olsa kanatlarda doğarlardı" deniyordu şu an ise dünyanın bir diğer ucuna saatler içinde gidip gelebiliyoruz.

    "eğer tanrı varsa bize, bunları hayal edebilecek beyinler vererek bizi kutsamıştır. hayal edilebilen her şey sonunda yapılabilir. aksini düşünen ise bir aptaldır."
  2. heyecan vericidir. evrimsel olarak varacağımız nokta en çok görmek istediğim şey. çünkü inanılmaz bir şekilde istemediğiniz kadar farklı ihtimal var ve yüksek bir ihtimal oranı ile ön görülemez. dolayısıyla bunu ancak o zamana varabilenler yaşayabilecek ve bu beni derin üzüntülere boğuyor. ama bir nebze de olsa rahatlatan bir şey var. o da bu ileri nesillerin büyük bir ihtimal ile 2000'li yılların tarihine bakarak kendi zamanları için büyük merak içerisinde olan birilerinin olduğunu bilecek olmaları.

    evrim bizi bu zamanlara, bu şartlara, bu fonksiyonelliğe ve dünyanın en etkili türü haline getirdi. günümüzde artık evrimin kendi "karmaşa" algoritması yanında yapay algoritmalarımız da var. bunların birleşimi ve artan teknolojik gelişme ile bizden sonraki türü merak etmemek elde değil.
  3. bundan belki de 100 yıl sonra google gibi sistemler bize dair her bir haltı bilecek. ilerleyen dönemlerde, google gibi sistemlere verdiğimiz bilgilerimizle ortaya çıkan gelişmeler o kadar tatmin edici olacak ki daha çok bilgi verme konusunda sakınca görmeyeceğiz.

    binlerce meslek tarih olacak. hatta kanunları bile artık algoritmaların yazacağı ifade ediliyor. şimdiler de bile planlama durumunda olan ve parmak izi teknolojisinin tarihe gömecek olan yüz tanıma teknolojisi oldukça yaygınlaşmaya başlamış durumda. bunlar yeni cihazlarla, sisteme dahil edilmeye başladı. işin tuhafı bunu size kimse sormayacak. yani artık yüz tanıma teknolojisini kullanma veya kullanmama durumu size bağlı olsa da yakın bir zaman içinde bunu kullanma mecburiyetinde olacağız.

    sisteme verdiğimiz her bilginin küresel anlamda işlenmesi ile bize geri dönüşü (rutin çıkmazlar dışında) muazzam sonuçlar doğuracak gibi. düşünün, 5 yıl boyunca düzenli olarak kullanılan ve çeşitli izinleri kendisine verdiğiniz bir giyilebilir teknoloji ile takip edilen vücut, günün birinde kalp krizi geçirdiğinde, o beş yıllık dönemin analizi ile geliyorum diyen ölümün belirtilerinin tespit edildiğini... peki, bu 5 yıllık peryotta binlerce insanın düzenli olarak o teknolojiyi kullandığını düşünün?! muazzam bir veri tabanı. bu veri tabanını analiz edecek alt sistemler de, karar verici diğer algoritmaları gerektirecektir. belki de 100 yıl sonra çok az insan kalp veya şeker hastası olacak.

    hal böyle olunca, verimliliği artan bir sistem ağına dahil olmamak elde değil elbette. tüm özel bilgilerimizi sisteme girme konusunda çekince göstermeyebiliriz. hatta yatak odalarınıza yerleştirilen alıcılar veya ısıl kameralar ile google gibi sistemler seks anınızda kan ve beyin fonksiyonlarınızı ölçüp, binlerce insanın aynı durumdaki verileri ile karşılaştırarak cinsel problemlerinizi çözebilecek belki de.

    bitkilerin veya hayvanların gerçekten ne hissettiğini anlamamızı sağlayan teknolojiler, giyilebilir cihazlarımıza bir aplikasyonla dahil edilebilir. böylelikle, köpeğinize seslenirken onun size verdiği cevabı veritabanındaki milyonlarca ses ile saniyeler içinde karşılaştırıp kulaklığınızla, kendi dilinizle duyabileceksiniz belki de.
    ya da bitkilerin fark edemediğimiz renk değişiklikleri, boyun bükmeleri ya da çiçek açmalarının anlamını gözümüze yerleştirdiğimiz lens ile öğreneceğiz. düşünün; güneşte kalan ve oradan kaldırılmak istenen bir çiçeğinizin toprağına yerleştirdiğiniz bir cihazın sizdeki diğer cihazla iletişime geçerek, 'anne burası çok sıcak' şeklinde bize iletildiğini? muazzam.

    evrim için en büyük kural bence, güçlülerin soylarını devam ettirebilmesidir. insanlık geleceği de bunun benzer bir örneğini içinde barındıracaktır. korkutan odur ki, hayatımızın algoritmalara bağlı olması fikri biraz ürkütücü de gelebilir bu yüzden. çünkü algoritmalar rakamsal değerler üzerinden ilerleyecek. belki de sadece kurtarılmaya değer şeylerin yaşamlarını devam etmesine karar verecek. belki bir gün, teknoloji 'ölmek istiyorum' dediğinizde, sadece windows' un sorusunu soracak ve şartelinizi indirecek... 'emin misin?'