1. temiz toplumuz ya çok iyiyiz hatta hepimiz birer meleğiz görünmeyen kanatlarımızla uçup herkese iyilik dağıtıyoruz. ve iyi insanlar olarak bir transeksüel kişiyi mobbing yaparak öldürdük, adına da intihar dedik.

    evet, arabasının içinde ilaç alarak yaşamına son vermiş bir travestinin hikayesi. tıpkı ondan önce ölenler, aşağılananlar gibi. katlettiklerimiz gibi.

    otopsi masasında onu görünce "ne kadar uzun boylu bir kadınmış." dedim. kızıl saçları neredeyse beline geliyordu. delil çantasını aldım yan tarafa koydum. evrağı okudum, adı asu'ymuş. "ne güzel bir isim bulmuş kendine." diye düşündüm. eşyalarını çıkardık, kolyesine gözüm ilişti. o kadar güzel ve zevkli bir kolyeydi ki "ben böyle zevkli bir seçim yapamazdım." dedim. "sanırım kimlik bunalımından intihar etti." diye düşünürken intihar notunu okudum, tam iki sayfa yazmış bütün içindekileri kelimelere aktarmış. çantasını açtım içindekileri not edeceğiz varsa bir delil arayacağız. ne kadar zevkli bir çantaydı. aynası, makyaj çantası vs vs. "ben doğuştan bayanım böyle zevkli bir ayna almak aklıma gelmedi." diye düşündüm.

    iki sayfalık yazısında bütün hayatını okudum. eşcinsel olduğu fark edilince babası tarafından dövülmüş. kolunu kırmış babası. (bunu otopside de gördük pazı kemiğinde platin vardı.) yıllarca bu kimliği içinde yaşamış. daha sonra evden kaçıyor ve cinsiyet değiştiriyor. ve dahil olduğu arkadaş grubuyla yaşamaya başlıyor.

    homofobikler tarafından sürekli ve sistematik olarak aşağılanma, hakaret, rencide edilme, dışlama, görmezden gelinme, insan yerine konmama, tehdit edilme, zaman zaman fiziksel darba maruz kalıyor.

    "ama ben insanım. ne önemi var ki organ uzantımın varlığı yokluğu" diye başlayan notunda her şeyi anlatmıştı.

    "fuhuş yapmak istemiyorum ki, ama mecbur bırakılıyorum, iş vermiyorlar!" diye devam etmişti. uğradığı tecavüzleri, yediği dayakları anlatmıştı. ölüme gitmek zorunda bırakılırken azrail'in eli bedenini sararken titreyen kaleminden dökülen son haykırışlardı.
    "ben yaşamak istiyordum. bahçe içinde küçük bir evim olsun istiyordum. bahçeme çiçekler dikmek istiyordum. ne istediniz benden? bu dünyaya bir tek ben mi fazla geldim?"

    evet, sen fazla geldin. "insan" adı altında atmosfere oksijen yükü olan insanların arasında farklı bir bedene hapsolmuş cinsel kimliğin ve tercihinle sen fazla geldin. çünkü sen pedofilik sapık değildin! çünkü sen katil değildin! çünkü sen ön yargılı değildin! çünkü sen kötü değildin!

    istediğin sadece hissettiğin ve mutlu olduğun kimlik ile yaşamaktı. insan gibi yaşamaktı. ama biz homofobik toplumuz. testosteron yüklü bir toplumuz. erkeklerimiz dünya erkeklerinin efendisi(!) onların üstünlükleri var bilmem nereleri onları üstün kılıyor(!) senin o organından vazgeçmen bunların kanına dokunur. adam demek organ demektir onlar için. sürüngen beyinleri çalışır onların.

    işlem bitti, ön raporu çıkardık. kurum dışından görevli biri geldi. "bitti mi ....nın otopsisi" deyince ".... değil o! o bir insan! adı da bu!" diye çıkıştım. bana göre o kelimeyi kullanan, onu ölüme zorlayan katillerden biriydi.

    sonra düşündüm? organından vazgeçmeyip erkek olarak devam etseydi ne olurdu diye? yattığı kızları, kadınları anlatsa "uuu beybiii!" diye çevresinden alkış alırdı. erkekliği ayakta alkışlanırdı.

    iyi ki kalbimiz şeffaf değil yoksa bu maskeleri takamazdık. herkes herkesin içinde çöreklenmiş zehirli yılanları, çiyanları görürdü. ne korkunç olurduk!

    evet, türkiyem! bu gün de namusumuzu kurtardık. insanlık adına homofobik cinayetlerimize bir yenisini ekledik. şimdi kanlı ellerimizle bu cinayetimizi alkışlama zamanı.

    katili, sapığı, hırsızı, arzısı, sığdırdığımız şu ülkeye 25 yaşında içi yaşama sevinci dolu olan, tercih ettiği cinsel kimliğiyle hayata tutunmaya çalışan asu'yu sığdırmadık, sığdıramadık, sığdırmak istemedik. bu kadar insanız işte.