1. aniden bastıran tatlı isteğine çözüm olarak akla ilk gelenlerden biridir. dün öyle bir andı benim için ve 1 çay bardağı irmiği yaklaşık olarak 25-30 gr. yağ ile birlikte kavurdum. rengi hafif döndüğü zaman bir çay bardağından biraz az şeker ilave ettim. fazla tatlı seven miktarı arttırabilir. sonrasında diğer bir yerde ısıttığım iki çay bardağı sütü ilave edip koyulaşıncaya kadar karıştırdım. süt değil su ile de yapılabilir. ben ilk sıcaklığı geçtikten sonra olaya daha fantastik bir hal katmak adına bir parça damla çikolata ilave ettim. arzuya göre yağı tencereye ilk koyduğumuz an çam fıstığını önden kavurup, irmiği sonra da ilave etmemiz mümkündür.

    siz olayı şölen haline çevirmek isterseniz şayet, denizli yöresine ait olan dondurmalı irmik yapabilirsiniz. aynı ölçülerde yaptığınız irmik helvasını derin bir kaseye sıvıyorsunuz. ardından kolay erimeyen maraş usulü dondurmayı ortasına yerleştirip tekrar üzerine helva koyuyorsunuz ve üst tarafı kapatıp bir tabağa ters çeviriyorsunuz. sıcak ve soğuğun marjinal buluşması da tam o anda başlıyor işte.
  2. bu tatlinin 2 versiyonunu biliyorum

    1- cok fazla yogun , rengi koyu , agizda yapisan , baya esmer

    2-az yogun , rengi daha açık , agizda dagilan , baya krem

    her ikisinde de buram buram köy tereyagi ile irmik biz guzel kavruk kavruk ediliyor . sonrasinda serbet olayi var ilk olanda sanirim . ama o kavrulurken ki meydana gelen koku o koku iliklere kadar isliyor . minnak minnak pistikten sonra ki ben 2.ci olani tercih ederim.ya dondurma ya da çaya dostluk ediyor.bazenleri minnik fistik parcalari da ziyarete geliyor

    afiyet olsun ^^
  3. çok güzel yaptığım, pratik ve enfes tatlı.

    yillar önce bir gün canım cekti, ablamdan istedim. ablam da her zamanki gibi "bana ne lan git kendin yap! "dedi. canım ablam.

    ben de netten tarif buldum oktay usta'dan. sütlü bir tarifti, aldım malzemeleri yaptım gayet de güzel oldu. bir de dediğim gibi toplam 20-30 dk surdugunden yapması da zahmetsiz, tam tembel işi. o günden sonra alışkanlık oldu. sık sık yapmaya başladım.

    sonra işe başladım. bir arkadaş evinden sütlaç getiriyordu, birinin eşi borek çörek gönderiyordu ben de helva yapıp getirmeye karar verdim. götürmez olaydım. insanlara kimsenin ölmediğini, sadece helvayı sevdiğimi anlatmaya çalıştım saatlerce. her helva ikram ettiğim "basınız sağ olsun!" diye karşılık verince insanin morali bozuluyor biraz.

    neyse helvam bayağı meşhur oldu. hatta çaycı abla durup durup 5 sene önceki helvami ovuyor.

    he bir de bir gün eve gittim, dayı ogku hastalanmış sanirsin ölecek. nasıl bir hava var tüm sülalede anlatamam. taa uzak akrabalar ziyarete gelmiş. meger hastalık da ciddi bir şey değilmiş. akdeniz ateşi miydi ne, ayağı şişmiş. ben ameliyat olduğumda kimse de iplemediginden biraz kiskandim. gittim helva yaptim ve hasta ziyaretine goturdum. yengeme "al yenge oğlunun helvası, vaktiniz varken beraber yiyin." dedim. biraz bozuldular ama helva da çok güzel olduğundan karşı koyamadılar tabii. bu da böyle bir animdir.

    şahsen ben helvamin arkamdan yapılmasını istemem, sagken yapın da yiyek!