• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
isimle ateş arasında - nazan bekiroğlu
ben uydurdum bütün bu hikayeleri. ama size şunu söylüyorum ki: daha yüksekte duran bir gerçeği işaret etmek için bunca hikaye uydurdum. demek istediğim, hepsi yalanken anlattıklarımın, anne kalbinde bir çocuk yokluğunun işaret ettiği acı yalan değildi. yalan değildi eşi zalim avcı tarafından vurulan turnanın zaruri ölümü. yalan değildi kemalin arkasından zevalin geldiği. olgunlaşan her şeyin sonunda bozulduğu. bir şey bozulurken onunla birlikte başka şeylerin de bozulduğu. yalan değildi devletlerin insanlar gibi, aşkların da devletler gibi ömürleri olduğu, mahiyeti safiyet olan aşkı en çok karanlıkların boğduğu. yalan değildi aşkın birbirine uymayan iki tanımının olduğu. bu tanımlardan biri sorgusuz sualsiz teslimiyet anlamına gelirken, diğerinin, sorgusuz sualsiz teslimiyetin kurulumu demek olduğu. böylece aşkın mutlak tanımının mümkünse aleminde na-mümkün olduğu. yalan değildi güzel kokunun ezel hatırası taşıdığı. yalan değildi bazı şeylerin hep bir şeyle bir şey arasında ürperti gibi asılı durduğu. günahı ve ihaneti bu dünyada su, öbür dünyada ateş arıtacakken, suyla arınmayan aşık kalbinin ancak ateşle durulduğu. belki de bu yüzden bir büyük yangının koptuğu. bir ocağın; kelama mecbur çileden yenik elemden ibaret bir kalpten kopa gelen yangınla tutuşup kül olduğu. hikayelerine ayrılarak anlatılmış bir romanda son kez yemin ediyorum ki; vallahi yalan değildi!
  1. osmanlı dönemini, yeniçerileri, öyküleriyle padişahları, turnanın hikayesini, ismi, ateşi, suyu, yangını, yanmayı, dayanmayı şiir gibi bir düz yazı üslubuyla kurgulamış nazan bekiroğlu eseri. okuduğum en güzel kitaplardan birisi. hiçbir şey kaçırmamak, her kelimesinde verilmek istenen her anlamı almaya çalışarak ağır ağır okuduğum ve öyle okunması gerektiğini düşündüğüm kitap.

    "sabah, uyuya kalmış çocukla uyuya kalamamış annesinin üzerine doğarken fark etti kadın: asıl acının çekilen acı değil de sevilenin çektiği acıyı bilmek demek olduğunu."

    "çünkü tarih ileriye doğru gitse de gördüğü sadece geçmiştir."

    "hiçbir şey olmamış gibi olsun istiyordum. ama her şey olup da hiçbir şey olmamış gibi yaşamanın mümkün olmadığını henüz bilmiyordum."

    "meğer aşk indiği kalbi ihya ediyordu ya, ihya edemezse yok ediyordu. kazasız belasız kurtulmanın imkanı yoktu."

    "yandım. dayanamadım. dayanamamak yanmaya mani değildi ama. ölümün en kötü yanı onu yaşayanın diri olması."

    "onu özlüyordum fakat özlediğimin artık o değil de onda gördüğüm şey, ona yansıyan şey olduğunu fark ediyordum acıyla. ahde vefaya söz vermeyenin ihanetinden söz edilemez elbet. ben ancak kendim kadar aldanmıştım."

    "tarih diye bir şey yok aslında. tarih, yenenlerin tarihi. kalem kimin elindeyse tarihi o yazıyor hem de yeniden yazıyor."