1. 13 yildir onur haftası kapsamında yapilan yuruyuslerin hepsi sorunsuz gecmisken bu yil ramazan ayi milletin cani g*t, meme çeker diyerek yasaklandigini tahmin ettigim, yerde oturan trans'a, elinde gökkuşağı bayrağını sallayan kişiye dahi tahammülü olmayan polislerden bir kez daha nefret etmemi saglamis olan ama her şeye rağmen "aşk kazanacak" dediğim yuruyus.
  2. en onurlu yürüyüşlerden biridir.
  3. açıkçası çokta hoş olmayan görüntülere sahne oldu bu yürüyüş. izlemek isteyenler tıklasın (+18)

    ben de yürüyüşe katıldım. taksim , gezi parkı arası git-gel yaptık biz. bir köşeyi dönüyorsun polis çıkıyor , başka bir köşeye yine polis. yine de güzeldi. sloganlar atıldı , insanların yüzünde gülümseme , haklı bir eylemin verdiği gurur ile yürüdük.

    ne zaman ki eve geldim , interneti karıştırmaya başladım o zaman utandım. görüntüleri izledikten sonra " yuh amk napıyorsunuz siz " diye düşündüm. yani kurban olayım bir şeyi tadında bırakmak bu kadar mı zor ? haklı konumdayken , haksızlığa depar atmak niye. memeni götünü gösterdin de ne oldu ? kendini ve kendinin ait olduğun camiayı rezil etmekten öteye ne elde ettin. üzüldüm yemin ederim. aynı hissi gezi parkı eylemlerinde de yaşadım ben. nerede haşat hala gelmiş bir belediye otobüsü gördüm , nerede taş atan bir adam gördüm , üzüldüm ben. gezi yine iyiydi bir kişi taş atarken , on kişi " hayır atma " diye bağırıyordu. peki bu görüntülerde ? millet alkış tutuyor , tezahürat yapıyor. neyin kafası anlamadım ben.

    yurtdışın da bu tarz görüntüler olmuyor mu ? tabi ki oluyor. femen işine hiç girmeyelim onlar tamamen ayrı bir örgüt. karşılaştırması doğru değil. farklı ülkelerde "gay pride" yürüyüşlerine baktığın da bu şekilde görüntüler oluyor. genel de onlar da çıplağa yakın erkekler oluyor fakat polis müdahale ediyor. çünkü yasal değil bu. şimdi kalkıp bir polis oraya müdahale etseydi kim ne diyebilirdi ? nasıl savunabilirdi ?

    rengarenk giyinmişken , ellerinde mizah dolu pankartlar taşırken , bu saçmalık neden ?
  4. sokak ortasında çıplak gezerek onur(!) yürüyüşü düzenlediğini iddia etmek evet gerçekten çok mantıklı.kafayı bulduktan sonra gecenin körü birine laf at sonra dayak yediğin zaman "ama bizi dışlıyorlar ühü ühü "diye ağla.tolerans gösterildikçe daha fazla şımarıyorlar başka birşey değil.
  5. radikaller her yerde arkadaşım. iki-üç, beş-on çıplak gördün diye bütün hepsine önyargıyla yaklaşma. eğer kafamız buysa senin inandığın dine mensup insanlar bebek katili, senin arkasında durduğun siyasiler hırsız, senin türünden olan hayvanlar adi, şerefsiz, pislik... radikalleri boşver. mesele onları normalleştirebilmek. bırak insanlar yaşasın ya sana ne.
    buradan alperen ocaklarına selam duruyorum. o yaptığınız aptal açıklama ve katliam çağrısı metnini yazabilecek kadar beyniniz olduğuna şaşırdım doğrusu. en azından okuma yazma bildiğinizi öğrenmiş oldum.

    edit: love is love ulan!
  6. tüm dünyada "biz de varız ve buradayız" demek adına düzenlenen, şölen tadında geçen yürüyüşler.

    kesinlikle desteğim tam ve bulunduğum şehirlerde yapılsa kesinlikle katılırım.

    lakin türkiye'de onur yürüyüşlerinin formatının değiştirilmesi ve onur yürüyüşlerine ek olarak yeni etkinlikler ve oluşumlar düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum.

    türkiye'nin sahip olduğu bir statükoda bu tür radikal eylemler kendisine çok rahat çarpıtılacak bir ortam sağlıyor ve kendine bu çarpıtmalar ile anti radikal bir kitleyi giderek besliyor. türkiye'de lezbiyen gay transeksüel biseksüel ve interseksüellerin en büyük sorunu toplum tarafından kabul görememek ve zannımca ilk yapılması gereken ve üzerinde durulması gereken konu "kabullenme" konusu.

    onur yürüyüşlerinin haberlerini izleyen veya sokakta gören şimdiye kadar lgbti'lere karşı homofobik düşünceler besleyen bir insanın fikrinin değişmesi çok zor. aksine yine bilmem neler sokağa çıkmış diyerek sinirlenmeye başlıyor. bunu gidermek için öncelikle başka sosyal çalışmalar yapılmalı kanaatindeyim. buna ek olarak o yılın tüm bu çalışmalarını taçlandıracak ve anacak bir onur yürüyüşü olması daha gerekli bence.

    mesela neler olabilir?
    bu toplumun sahip olduğu ve sevdiği değerler üzerinden gidilebilir.
    galatasaray lgbti taraftar topluluğu ve lgbti çarşı gibi oluşumların ortaya çıkması
    lgbti eğitim topluluğu gibi tüm ülkenin geleceğini aydınlığa taşımaya çalışan bir topluluk
    kızılay gibi sosyal yardımlar için çalışabilecek bir lgbti yardımlaşma birliği
    şehirlerin kendi içindeki dertlerin peşine düşen yerel lgbti kalkınma birlikleri

    lakin burada şuna dikkat çekmek istiyorum.
    hem bu tür oluşumların oluşmasını ve mensubu olacakların kendini lgbti onur yürüyüşlerinde olduğu gibi gururlu ve onurlu hissettiği yapılar
    hem de çalışmalarının sadece lgbti'li bireyler için değil tüm toplum için olması gerektiğini savunuyorum.

    bu tür yapılara dahil olacak kişiler zaten gündelik hayatlarında böyle amaçlar taşımıyorsa bu tür oluşumlara dahil olmayacaklardır. bari bu tür oluşumlar altında yapmaya çalışsınlar ki hem bir grubun üyesi olarak hissetsinler, hem çevrelerine kümülatif olarak fayda sağlasınlar hem de topluma "bakın biz size düşman değiliz, biz de bu toplumun gelişmesi ve kalkınması için çalışıyoruz. hedeflerimiz, sevdiğimiz, üzüldüğümüz, gururlandığımız şeyler aynı"yı göstererek toplumda bu kabullenmeyi, sempati altyapısı ile kurmayı hedeflemelerini dilerim.

    onur yürüyüşlerinin taşıdığı homofobiyi destekler tarafının bu tür eylemlerle kırpılacağını düşünüyorum.

    çünkü yukarıda sözünü ettiğim çalışmaların ve oluşumların hayata geçmesi ile bu yürüyüşler daha farklı bir anlam kazanacak toplum için;
    - daha düne kadar sevmedikleri insanların, kendilerince garip garip insanların toplandığı bir gün olmayacak artık bu yürüyüş.
    + bundan sonra topluma ( yani bizatihi kendilerine ) faydası dokunan insanların özel günleri olmaya başlayacak.

    şu an onur yürüyüşlerinin göstermesi gereken etki böyle bir algı altyapısı kurulmadığı için kendini belli edemiyor ve tam tersi yönde çalışıyor.

    kendimce düşüncem budur. böyle uzun bir yazıyı okumaya değerli gördüğün için okuyan kişi sana teşekkür ederim
  7. geçmiş yıllarda katıldığım bir onur yürüyüşünde duyduğum şu slogan beni hem çok mutlu etmişti hem çok hüzünlendirmişti hem de epey düşündürmüştü açıkçası.

    "kimsenin askeri olmayacağız, ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz!"

    böylesine ölmekten ve öldürmekten uzak, yaşama derinlemesine tutunan bir düşünceyi kendilerine slogan edinerek yürüyen bu insanlara yaşamın her alanında ölümü reva görüyoruz ya, vallahi yazık!
  8. 2. gezi gaz alma operasyonu kokusu aliyorum..

    yobazlar saldiricak..bizler direnmeye katilicaz..kutuplasma daha da artacak..

    umarim düsündüklerim olmaz..
  9. bu sene 26'sında taksim'de 14.sü düzenlenecek olan yürüyüştür.

    bu sene geçen seneye oranla tedirginliklerim biraz daha arttı. zira tahammül seviyesi son derece az ve insanları oldukları gibi kabul etmeyip kalıplara sokmaya çalışan bir milletimiz var. gözlemlediğim kadarıyla azımsanamayacak bir çoğunluk var ki bu yürüyüş için saldırı düzenleyebilir, bunun için tereddüt dahi etmeyebilir. umuyorum ki yaşanmaz. son gay bar saldırısı sonrasında bu kitle iyiden gaza gelip ulan biz de yapabiliriz deyip tehdit savurarak alenen istemiyorlar bu yürüyüşü.

    kendilerini köy korucusu sanıp "izin vermeyiz!" diyorlar. yahu sen kimsin? vatanına milletine çok mu bağlısın, toplumun huzurunu çok mu düşünüyorsun? eğer öyleyse samimiyetsizsiniz. kaçınız yürüdü "toplumun huzurunu bozan" çocuk istismarlarına? kaçınız ses çıkardı istikrarlı şekilde gerçekleşen canlı bombalara? önce insan olma erdemine erişin.

    diğer yandan bu onur haftasına müteakiben o hafta içinde gerçekleşecek seminerlere ve bilinçlendirme amaçlı düzenlenen konuşmalara bence kesinlikle katılınılmalı. sadece yürüyüşle kalmayıp lgbt bireylerinin haklarını, yaşamlarını irdeleme amaçlı böyle işlerin yapılması son derece önemli bir adım. dikkatimi çeken eşcinsellerden ziyade trans bireylere ağırlık verilmesi oldu. onlar eşcinsellere göre biraz daha yaşama anlamında kaygılılar. üzerinde durulması hoşuma gitti. umarım katılım fazla olur.

    son olarak, umarım hayata tek bir pencereden bakmak yerine evrende var olan diğer tüm pencereleri, renkleri görebilir, tanımlayabilirsiniz. önyargıları bırakın ve yaşamı özümseyin. o zaman herkes için yaşam daha katlanılır olacaktır.

    sevgiler.