• youreads puanı (8.00)
  1. yusuf hayaloğlu'nu kendi sesinden dinliyoruz bu sefer de.

    işte gidiyorum...
    karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü!
    işte gidiyorum,
    toprak alsın benim de bu hazin öykümü...

    işte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi,
    çukura kim indirecek?
    işte gidiyorum,
    bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?

    çürüdü gözlerim,
    çürüdü yüreğim, bu yağmurlu şehirde.
    işte gidiyorum,
    beni kaldırın, hicranım kalsın teneşirde.

    size, yüzyıllardır sesini kaybetmiş
    bir türküyü söyleyecektim;
    ve bir yayla rüzgarı şefkatiyle
    kirpiğinizin ucundan öpecektim...

    bir masum türküydü sadece
    yüz binlerce mağdurun gönlünde;
    belki söyleriz hep birlikte
    belki... mahşerin birinci gününde.

    nasıl sevmiştim hepinizi,
    nasıl böyle oldu akıbetim?
    ve nasıl çöle döndü,
    o benim gül-gülistan memleketim?

    işte gidiyorum,
    hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız.
    ben başımı verdim, sizinse
    insafsız bir linç oldu karşılığınız.

    işte gidiyorum,
    penceresiz bir dünyanın bilinmez labirentine...
    işte gidiyorum,
    ''saçlarındaki yıldızları artık koparabilirsin anne! ''

    sonunda kaptırdım gönlümü
    ölüm denen o kaypak türküye.
    ve işte kurtuldun benden
    şen olasın ey sevgilim; türkiye!

    elbet benim de vardı,
    kendime ve yurduma dair umutlarım.
    belki bıraktığım yerden sürdürür;
    dostlarım, karım ve çocuklarım...

    çatladı yüreğim, çatladı sazım.
    demek ki böyleymiş yazım.
    sizlere armağan olsun
    sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım.

    bu nasıl hapis tanrım
    sabah-sabah bu ne hikmet, bu ne sis?
    kalbime son mermiyi sıkmak
    sana mı düştü, ey güzel paris?

    işte gidiyorum,
    kalmadı söyleyecek son bir sözüm.
    dediğiniz gibi olsun be!
    dediğiniz gibi olsun gözüm!

    işte gidiyorum,
    tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair.
    belki benim için birkaç mısra döktürür
    hayaloğlu diye bir şair!