1. herhangi bir eylemin bir öncesi bir de sonrası vardır. eylemin amacı, yani eylemi yapanın niyeti, eylem ve eylemin sonuçları. kant'ın deontolojisine göre, bir eylemin "iyiliği" sonuçlarına bakılarak değil, arkasındaki niyete bakılarak belirlenebilir. yani eylemi gerçekleştirdikten sonra iyi mi kötü mü yaptım diye karar vermez insanlar. eylem gerçekleşmeden önce bu konuda bir fikirleri vardır.

    gerçekten "iyi" olan, her koşulda iyi olan tek şey iyi niyettir. mesela zeka kavramsal olarak iyi ya da kötü değildir. hem iyi niyetle hem de kötü niyetle kullanılabilir. ya da almanların "schadenfreude"(*:çok seviyorum bunu) kelimesi... bir eylem size zevk veriyorsa kategorik olarak iyi olmak zorunda değildir. çünkü insan başkalarının üzüntüsünden de zevk duyabilir. bu nedenle kant genel iyilere ve genel kötülere karşıdır. ahlak, insanın iradesine ve ödev bilinci ile hareket etmesine bağlıdır.

    bir davranışın iyi niyetli olup olmadığını tespit etmek için kant 3 yol önerir:

    1. yaptığınız davranışın dünyada genel geçer bir davranış şekli olmasını da kabul eder gibi davranmak. (evrensel yasa)
    2. kendiniz dahil tüm insanlara sadece bir araç gibi değil, bir amaç gibi davranmak. (insanlık)
    3. yasa-koyucu gibi davranmak. - yani salt kendi iradenizle, dışarıdan gelen bir zorlama ya da otoriteye bağlı olmadan davranmak. (otonomi)

    bu zorunluluklara göre bir örnek verelim: arkadaşınıza bir hediye aldınız. arkadaşlara hediye almak evrensel olabilir mi, pek tabii olabilir. bu tamam. ama arkadaşınıza hediye alarak ondan bir çıkar bekliyorsanız 2. maddede yandınız. arkadaşınıza hediye almanız bir grup kararı ve siz de buna uymak zorunda hissediyorsanız 3. maddede de yandınız.

    yani hakikaten iyi olmak zor bu dünyada.

    şimdi yukarıda lake'in verdiği örneğe bakalım: biri düşmüş, komik düşmüş hakikaten de. gülerek yardım etmek de aslında yardım etmektir. çoğu insan bunu da yapmıyor. insanlar, yolda düşen insanların yardımına koşsun mu, bu evrensel bir yasa olsun mu? evet. o insana yardım etmeniz araçsal mı? yani kalabalıklar tarafından onore mi edilmek istiyorsunuz ya da düşen kişi tarafından? büyük ihtimalle hayır. sizi buna zorlayan iradeniz dışında faktörler var mı? yok. zaten insanların yarısı geçip gitti, demek ki zorlayıcı bir durum yok. o zaman yaptığınız davranış iyidir. gülerek yapsanız bile.

    tanım yok valla, aralardan çıkartın işte.

    (bkz: ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler)