1. altitudes gibi hem aşırı hızlı hem de duygusal bir eser vermeyi başarmış müthiş gitarist. als hastalığına yakalanan gitarist hastalığından sonra da bir albüm bestelemiştir. kankaları arasında marty friedman vardır.

    kesinlikle dinlenmeli!
  2. dünya tarihinin en iyilerinden biri. daha 20 yaşını doldurmamışken virtüözlüğünü ispat etmiş bir gitar tanrısı. sweep üstadı.

    işler kadar bu özellikleri yüzünden de efsane kabul edilen onca kaybeden arasında müthiş müzikal bilgisi ve sınırsız yeteneğini harmanlayarak ürettiği benzersiz yapıtların yanında yaşama olan tutkusuyla da gerçek bir efsane, gerçek bir kazanandır jason becker.

    bir insan, bir enstrüman üzerinde en fazla bu kadar hakimiyet kurabilir. bir insan, kendisine verilmiş benzersiz bir yeteneği kullanamadığı halde yine de yaşama en fazla bu kadar sarılabilir.

    bugün dünya çapında virtüöz kabul edilen adamların ustalık eserlerine benzer eserleri daha 20 yaşını doldurmadan yapabilmiş bir adam jason ve 20' li yaşlarının başında da gitardan kopmak zorunda kalmış bir adam. ama hayattan hiç kopmadı o. ölerek değil yaşayarak efsane oldu. bugün ölmeyi seçenler kadar çok bilinmez, ama adını bilen herkesin kıyısından köşesinden illa ki hayatına dokunmuş bir adamdır jason.

    o ölü yıldızların yaptıkları işleri elbette övebilirim ama bu o yıldızları övmemi gerektirmez. onların hemen hemen hiçbiri benim gözümde önemli bir adam değil, sadece bazı güzel işler yapmış başarılı müzisyenler. ama jason becker, o kahramanım, o ilhamım.

    ben müzik sevmiyorum, ben jason becker seviyorum.

    https://www.youtube.com/watch?v=saMnZF-nHC0 16 yaşında yapıyor bunu 16!

    bir youtube videosunda jason bir parçayı çalarken bırakıyor ve (kendi çevirimle) buraları biraz zor, boş verin diyor. alttaki yorum; ''eğer jason becker bir şeye zor diyorsa o siktiğimin şeyi(bundan sonra 3 fuck daha var aynı cümlede) imkansız derecede zordur.''

    daha önce de yazdım; jason becker gitarın mozart' ıydı.

    edit: youtube linki güncellendi.
  3. http://imgur.com/a/FlajO

    1969 doğumlu efsane gitarist. hayat hikayesi biraz iç kıyıcıdır ancak müthiş bir azim hikayesi olarak da okunabilir.

    (bkz: megadeth) 'ten bildiğimiz marty friedman ile 1985 yılında (kendisi 16 yaşındayken yani) cacophony grubunu kurdu becker. 1987'de speed metal symphony ve 1988'de go off albümlerini çıkardılar. becker solo takılmak istedi ve ilk solo albümü olan perpetual burn'ü çıkarttı aynı yıl. 1989 sonunda david lee roth ile çalmaya başladı. ve hikaye bundan sonra yön değiştirmeye başladı.

    roth ile birlikte bir turnedeyken becker sol kolunda bir hissizlik hissediyor. "ulan, n'oluyoruz, güçsüz mü düştüm acaba?" derken (burada araya girip bir bilgi vermem lazım. becker virtüöz seviyelerine bu sıralarda varıyordu ve diğer metal gitaristleri arasında bile "hacı*" olarak adlandırılıyordu. alkol ve uyuşturucuyla arası hiçbir zaman olmamıştır), doktora gidiyor. 6 aya yakın tetkik ve değerlendirmeler sonucunda (bkz: amyotrofik lateral skleroz) * hastası olduğunu öğreniyor. gücünü verimli kullanması gerektiği için gitarlarında ince tel kullanmaya başlıyor. ayrıca doktorlar 3 ile 5 yıl arasında ömrü kaldığını, bunu da istirahat ederek geçirmesini söylüyorlar. hale baksana aga. dünya'yı peşinde sürükleyebilecek bir gitarist olmanın kıyısındayken als oluyorsun ve sana "3-5 yıl yaşarsın anca" diyorlar.

    roth'la yolları ayrılıyor. kısa bir süre sonra da yürüme, konuşma, ellerini hareket ettirme becerilerini kaybediyor. babasının yaptığı bir bilgisayar desteği ile hayatta en çok değer verdiği şeyi yapmaya devam ediyor: beste yapmak. 1996'da çıkarttığı perspective albümünün kapağındaki küçük notu ise her şeyi açıklar nitelikte: "als hastasıyım. bu hastalık konuşmamı ve vücudumu kullanmamı engellese de, zihnimi engelleyemiyor."

    solo albüm diskografisi şu şekilde:

    - perpetual burn (1988)
    - perspective (1996)
    - the raspberry jams (1999)
    - the blackberry jams (2003)
    - collection (2008)
    - boy meets guitar, vol. 1 of the youngster tapes (2012)

    bu youngster tapes'in ikinci bölümünü çıkartmaya çalışıyordu en son. yeni haber olup olmadığına baktım ama yeni bir bilgi bulamadım.

    hastalığının ilk zamanlarında gitar çalmakta zorlanmasını ve kollarını hareket ettirmekte yetersiz kalmasını dile getiriyordu en çok . sonraları yalnızca klavye çalabildi. ama the raspberry jams ile birlikte onu da yapamamaya başladı. babası ve arkadaşları göz hareketleriyle beste yapmasını sağlayan bir sistem yaptılar. şu anda da halen daha beste yapmaya devam etmektedir.

    bu adamın hayat hikayesi azmin zaferi değilse, başka hiçbir şey azimle ilişkilendirilemez heralde. birkaç efsane şarkısını dinlemenizi isterim: perpetual burn, opus pocus, life and death, serrana.

    bir de kendisini anma* filmi yapıldı 2012'de jason becker: not dead yet adında. evet, "not dead yet".

    saçma sapan müzikler dinleyip kulak ve akıl sağlığınızı bozacağınıza, açın bu adamı dinleyin, dinletin.