1. dream theater'ın gitaristi.
    henüz pek dinlemişliğim yok dt'yi ama bu adamı ya çok seviyorlar ya da nefret ediyorlar.
    en çok getirilen eleştiri ise çok teknik ve duygusuz çaldığı yönünde.
    tabi insan berkeley müzik koleji okuyunca öyle oluyor.
    ama iyi gibi duruyor.
    biraz deneysel ve avantgarde'lık varsa bendendir bakalım.
  2. şu anda yeryüzündeki en iyi gitaristler arasındadır. duygusuz diyenleri "ah hayatım ben hep jiiaz buluuz" diyenler olduğunu düşünüyorum. metal müzikten bahsediyoruz. dream theater da işin içine girince iş progressive metal oluyor. adamın ne yapması bekleniyor? davul arkada çıldırıyor, bas klavyeyi baştan sona dolaşıyorken john gitarı cleane alıp duygusal solo mu atsın? he illa onu kast etmiyor olabilirler. ama o bpmde duygu ancak tonla ev tekniklerle sağlanır. ki yazdığı tonların şarkılara çok uygun olduğunu düşünüyorum. teknik olarak da bir sıkıntısı elbette yok.

    ayrıca günümüzün leş müzik piyasasında hala çatır çatır metal yapma gayretinde olan sayılı adamlardandır. sırf bu bile saygı duyulmasını gerektirir bence.
    jimi
  3. bir karikatürü vardı. her seferinde yarılıyorum gülmekten. böyle adamlar beni gitardan soğutuyor. allah vergisi yok işte napalım.
  4. en sevdiğim 2. gitaristtir kendileri (birincisi için (bkz: steve morse) ). sonradan öğrendiğim kadarıyla petrucci'nin de idolüymüş steve morse baba. aha bu da ispatı..

    mükemmel bir tekniği vardır. çok kompleks ve aksak ritimli parçalar bestelemesiyle ve "duygusuz" çalmasıyla tanınır.

    önce şu duygusuz konusunu halledelim. açıyoruz best of times'ı geliyoruz solosuna bu albümden kesilmiş hali, bu da sadece petrucci. şimdi bu adam bu soloda resmen teknik sıçmış. peki duygusuz mu? bence kesinlikle hayır.

    duygu kısmını hallettiğimize göre gelelim solo albümüne. kendisinin 2015'te piyasaya çıkan suspended animation adında bir albümü var. benim favori parçalarım glasgow kiss ve damage control.

    sırada ise liquid tension experiment'la yaptıkları insanlık dışı çalışmaları var.
    aynı isimle 2 albümleri var burada da. paradigm shift, osmosis, universal mind, acid rain, biaxident benim için güzel çalışmaları.

    an evening with john petrucci and jordan rudess diye bir şey var bir de. bu çalışma da resmen can sıkıntısından ortaya çıkmış. doğaçlama takıldıkları nispeten daha az deneysel ama bence çok güzel bir çalışma olmuş.

    geldik zurnanın zırt dediği yere. petrucci ve dream theater.
    bildiğiniz üzere dream theater, berklee'de okuyan üç kafadar john myung, john petrucci ve mike portnoy tarafından kurulmuştur. petrucci'nin çocukluk kankası kevin moore'a da gel abi çalalım demesiyle temeli atılmıştır.
    myung abi çok aşırı aşmış (bilenler bilir, bilmeyenler için link) bir abimiz olmasına rağmen konuşmaz. efendi, şeklini hiç bozmayan, işini yapan bir kişidir. o yüzden genelde grubun başında portnoy ve petrucci vardı. 2010 yılında portnoy'un gitmesiyle de petrucci benim için grubun tek sahibi olmuştur.

    dream theater'da yaptığı besteleri ya da mükemmel sololarını yazmaya kalksam başa çıkmaz. o yüzden o kısmı atlıyorum. yine de şu videoya bakmanızı tavsiye ederim.

    şu video beni eğlendirmişti hakkında az çok fikir sahibi olmak için izlenebilir. petrucci'nin parçaları nasıl öğrendiğini merak edenler için şurdan fikir sahibi olunabilir. şurda da kızıyla yaptığı eğlenceli cover her telden çalabileceğini en güzel şekilde gösteriyor bence. ayrıca sahnede çalarken iki tane demir blok kullanır. adı varsa onların bilmiyorum. solo atarken ayağını koymak için. kendisi biraz evrim geçirmiştir. şiştikçe şişmiştir eski videolarında tanımakta zorlanabilirsiniz.

    gitar olarak başlarda ibanez jpm kullansa da şimdi musicman'in kendisi için ürettiği gitarları kullanmaktadır. gitarları konusunda bir diğer ayrıntı ise bazı parçalarında 7 telli gitar çalmasıdır.

    ayrıca rock disipline adında bir gitar metodu yayınlamıştır. eline gitar alan her insan evladının bir göz atmasını tavsiye ederim.
  5. dün önceki yorumuma ekleme şeklinde yazmıştım bunları ama silinmiş. üşenmeyip tekrar yazayım dedim. şimdiden söyleyeyim gitar parçalarına ve teknolojilerine ilgili değilseniz sıkılabilirsiniz okurken. ona göre okumaya başlayın :)

    kendileri music-man marka gitar kullanır. bilen bilir seri üretim yapmaz sipariş üzerine üretim yaparlar. ki john'un gitarları da seri üretime geçilecek gitarlar değildir zaten. şöyle ki.

    gitarlarında iki çeşit manyetik bulunur. ikisi normal manyetiklerken diğeri köprüde bulunan piezo manyetiktir. normal manyetiklerin bağlandığı birinci jak soketinin dışında piezo manyetiğin bağlı olduğu ikinci bir jak soketi vardır. bunlar arasında geçiş bir switch yardımıyla rahatça yapılabilir. ilk jak soketinden normal elektro gitar tonları elde edilirken ikinci çıkıştan babalar gibi akustik gitar tonları alınır. hem de öyle böyle değil. bu da elbette gitarın ton yelpazesini ciddi anlamda genişletir.

    gitarlarının kasası genellikle ıhlamur kasadır. bu hem hafiflik hem de dayanıklılık sağlıyor gitara. ama ıhlamurun verdiği tonun sertliği john'a yetmediğinden ve daha çok sustain istediğinden gitarın arkasında oyulan bir bölüme maun plaka yerleştirilmiştir. hem maunun avantajlarını hem de ıhlamurun avantajlarını tek gitarda birleştirmiştir.

    gitarlarında manyetik dizilimi h-h (humbucker-humbucker) şeklindedir. bu dizilimli gitarlarda manyetik switchi üç yollu olur normalde. en altta köprü manyetiği, ortada birbirlerine yakın kutuplar, en üstte sap manyetiği çalışır. ama john'un gitarlarında dördüncü bir yol daha vardır. bu da birbirine uzak kutupların çalışmasını sağlar. böylece gitarın ton yelpazesi biraz daha artmış olur.

    gitarlarının manyetikleri pasif manyetiktir. bu da tuşeye elbette etki eder.

    köprüsü ise yarı oynar köprüdür. böylece tremolo kolunu kullanabilmenin yanında sustaini de hala yüksek tutabilmektedir.

    setupı ise ciddi anlamda büyüktür. konserlerde önüne bakarsanız sürüyle pedal görebilirsiniz. böylesine bir adamın da basit bir setupla çıkması beklenmez zaten.
    jimi
  6. ses efektlerini sık kullanıyor ve gitar soundu klasik metalci distortion'ı değilse bu adama daha yoğun ilgi duyabilirim.
    çünkü tam bir gitarist koleksiyoncusu ve manyağıyım.
    en büyük fetişim ise farklı gitar tonları.
    bu yüzden jimi hendrix'i değil de robert fripp'i daha çok severim. bu yüzden eric clapton'u değil de adrian belew'i daha çok severim. bu yüzden yngwie malmsteen'i değil de buckethead'i daha çok severim.
    bu yüzden david gilmour'u değil de syd barrett'i daha ilginç bulurum.
    benim istediğim bir gitaristte farklı tonlar, deneysellik ve beste yeteneği.
    petrucci böyleyse tamamdır.