john stuart mill

Kimdir?

ingiliz filozof, politik ekonomist, parlamento üyesi ve devlet memuru.

mantık alanında, yalnızca tümdengelimsel mantıkla ilgili çalışmalar yapmayıp, tümevarımsal mantığı da formüle ederek geliştirmiş olan mill, mantıksal ilkeleri sosyal alana, siyaset ve ahlak alanına uygulamasıyla ün kazanmıştır. psikoloji alanında, çağrışımcılığın babası olarak kabul edilen filozof, psikolojiyi "zihin kimyası" olarak tanımlamıştır. o, çağrışımcı psikolojisini bilgi konusuna da taşımış ve bu alanda, berkeley'den esinlendiği besbelli olan psikolojik bir idealizm geliştirmiştir. mill, bununla birlikte, psikolojik idealizminde, maddesizciliği seçen berkeley'den ayrılmış ve dış gerçekliğin varoluşunu kabul ederek, söz konusu nesnel gerçekliği "duyumları mümkün kılan, kalıcı dayanak" olarak tanımlamıştır. ahlak alanında yararcılığı savunan mill, hazzı ya da mutluluğu insan eylemlerinin en büyük amacı ve mutlak ölçüsü yapmış ve yararcılığında, genelin iyiliğini ve refahını temele almıştır.
  1. az önce öğrendim ki, kendisi 3 yaşındayken platon'un orjinal yunan metinlerini okuyabiliyormuş. 11 yaşındayken ilk bilimsel raporunu hazırlamış.
    12 yaşına geldiğindeyse üniversite düzeyindeki tüm konulara oldukça hakimmiş.

    ayrıca kadına ve kadın haklarına oldukça duyarlı bir felsefeci.
    karısı öldükten sonra mezarını görebileceği bir ev yaptırmış.
    yararcılıkta biraz uç noktada gezinen, pek sevgili pragmatist felsefecimiz.

    ben 3 yaşındayken napıyordum acaba diye sorgulamama sebep olmuştur akşam akşam.
    insan gerçekten hayret ediyor.
  2. kadın erkek eşitliğine ve erkek tahakkümüne dair düşüncelerine değer verdiğim sayısı az olan feminist erkek filozofların içinde yer alır.

    sanıyorum bunda tesir eden unsurlardan biri de sevgilisinin de feminist olması olabilir.

    diğer yandan tam bir maneviyat aşığı, fiziksel yarar, haz ve zevklerden daha ziyade içsel duygulara, ruhsal mutluluklara ve bilgisel anlamda zenginliğe önem veren sayılı filozoflardan.

    şöyle de bunu destekleyen ve döneminin yanılmıyorsam faydacılık gözetiminde kurucusu sayılan aynı zamanda etkilenmiş olduğu jeremy bentham'a da dokunan okkalı bir sözü vardır;

    "tatmin olmuş bir domuz olmaktansa, tatmin olmamış bir sokrates olmayı tercih ederim."

    anlatmak istediği sayfalarca yazıyı bu tek cümleyle açıklıyor esasen.
  3. mill’e göre manevi hazlar önemlidir. çünkü manevi hazlar, toplumsal yararı da sağlar. adalet ve ahlak üst düzeydeki manevi hazlardandır.

    ruhsal haz > bedensel haz

    mill der ki, ruhsal haz, bedensel hazlar için bir denge-fren mahiyetindedir. bunun örneği çok kazanandan çok, az kazanandan ise az vergi alınmasıdır. bu durum adaleti sağlar ve toplum mutlu olur. ayrıca manevi haz özgürlüğe de yol açar. zira, en önemli haz özgürlüktür. özgürlük gelişmeyi de beraberinde getirir. bkz: abd, ingiltere…

    ifade hürriyetinin sınırı olmaz, olmamalıdır. özgürlük çok büyük bir kargaşa-sıkıntı yaratıyorsa o zaman özgürlük kısıtlanabilir haklı gerekçeler ile (hazır-yakın-doğrudan tehlike)

    bentham ile mill’in sentezini ise şöyle ifade edebiliriz; mill’in yaklaşımı ancak demokrasilerde gerçekleşir. yani devlet bir enstrümandır, devlet bir gitardır ve devletin müziği de hukuktur. bu hukukun bestekârı ise insan, toplum ve sosyal olgudur.