1. hala gençliğini kaybetmemiş başarılı oyuncu durukan ordu, dokunduğu her oyuna bir sihir perdesi ekleyen usta yönetmen ilham yazar...
    kesinlikle tanıtıma ihtiyacı olmayan bir oyun, usulca oynanıyor ve prömiyerinden itibaren biletleri yok satıyor. ankara seyircisi de bu oyunun güçlü kadrosunun farkında. huzurlarınızda roland topor'dan bir başyapıt: joko'nun doğum günü...
    iyi seyirler!
  2. fransız oyun yazarı, yönetmen, yapımcı, ressam ve şair roland topor'un absürd fiziksel tiyatro oyunu.

    çok sayıda tiyatro tarafından sahneye konan ve hala konmakta olan oyunu, ben bu oyunla çok sayıda ödül almış yolcu tiyatro'dan oyun atölyesi'nde izledim.

    tiyatronun teorisiyle ilgilenen bir arkadaşım, oyunda 2. dünya savaşının sancılarının, nazi almanyası, hitler vs. etkilerinin görüldüğünü söyledi. görüşlerine ve fikirlerine saygı duyuyorum ama bu beni şaşırttı. izlerken daha içsel, insanın kendisiyle hesaplaşması üzerine bir oyun olduğunu düşünmüştüm.

    tiyatronun genç özel tiyatrolar eliyle değiştiğini ve dönüştüğünü, artık dekorlu, kalabalık kadrolu, kostümlü oyunların olmadığını, tüm dünya gibi türkiye'de de oyun salonlarının küçüldüğünü ve daha minimal işler yapıldığını söylemişti. bu tip bir oyuna ilk gidişim, bu açıdan da oyun benim için ilginç bir deneyim oldu.

    kastıktan sonra ve hatta kasmadan da oyundan sürü sepet, bir alay aforizma çıkar ve kitapları, filmleri, oyunları içlerinde geçen aforizmalar üzerinden anlatmayı hatta içlerinde ki aforizmalar üzerinde konuşmayı bile sevmiyorum ama tam olarak bir aforizma olmasa da bir sahneden bahsetmeden duramayacağım. oyunun bir yerinde, elbette faşizm budur diye bir tanımlama yapmıyor ama laylaylom seyirciye komik ve komiklik amaçlı kelime oyunları gibi gelecek ama hiç de öyle olmayan öyle bir faşizm tanımı yapıyor ki insan afallıyor hatta sersemliyor. ki oyun sık sık bunu yapması yani düşündürtmesiyle, sorgulatmasıyla ve hatta izleyiciyi rahatsız etmesiyle takibi ve içinde kalınması biraz zor bir oyun.

    fiziksel tiyatro demişken oyuncuların hepsi ciddi fiziksel efor sarfediyor. sahnede ortaya koydukları performans özellikle jokomuz tolga iskit'in performansı normal bir performans değil ama merve dağlı bale kökenli midir, akrobat mıdır, jimnastikçi midir, nedir anlamadım. kadının eklemleri resmen, bildiğin ters açı yapıyor.

    son olarak oyun bitti, alkışladık. oyunculardan biri yazılı metinden güncel bir açıklama yaptı vs vs... tüm bunlar olup biterken benim aklımda oyunun textine ulaşıp okumak ve bir şekilde başka bir ekipten de izlemek vardı. yani gençler demem o ki işin içinden insanlar bu oyun yeni ''bir delinin hatıra defteri'' diyorlar ki bence de olabilir. en azından ana dalgayı kaçırmamak adına gidin izleyin.
  3. sistem yüzünden göğe bakmayı unutan insanları absürt bakış açısıyla ele alan adt oyunu.
    konusunun çok güzel olduğunu fakat bir türlü tam olarak işlenemediğini düşünüyorum. belki de durukan ordu'nun biraz fazla çabalamasındandır. eğreti durdu.

    sonuç olarak adt'nin sırt çevirilmeyecek oyunlarından biri. gidiniz.

    *sahiden.. birinin sırtına binince neler hissettiğini merak etmiyor musun joko?