• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.33)
jules et jim - françois truffaut
yakın arkadaş olan jules ve jim’in hayatları, catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. her ikisi de aynı kadına aşık olsa da catherine, ilk başlarda sadece jules’a ilgi duyar. bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. ilk zamanlardan beri jim’in ilgisinin de farkında olan catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. catherine’i terketmeyi düşünmeyen jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.
  1. françois truffaut'nun 1962 yapımı filmi, fransız yeni dalga sinemasının en eşsiz örneklerinden biri. kadın-erkek ilişkilerine bir 'menage a trois' örneği üzerinden bakan film, daha sonra çekilen sayısız yapımı etkilemiş, filmdeki catherine karakteri birçok karaktere ilham vermiştir. aslında truffaut'nun catherine'i yaratırken de benzer bir ilhamı rüzgar gibi geçti'deki* scarlett karakterinden aldığını düşünmüşümdür. egosantrik, ne istediğini bilmeyen ama erkekleri parmağında oynatabilen iki cazibeli kadın karakter. üstelik iki filmde de araya giren bir savaş var.

    "fransız yeni dalganın o şiirsel dili ile savaşın bile ayıramadığı bir aşkın ve dostluğun hikayesi birleşirse ortaya nasıl bir şey çıkar" sorusunun cevabını merak edenler izlemeli bu filmi.
  2. 1962 yapımı filmi, françois truffaut, henri-pierre roche’nin romanından çok etkilenerek çekmiş.

    sonrasında tüm fransız yeni dalgacılar üzerinde etki bırakacak olan sinema tarihinin en çarpıcı "üç kişilik aşk" öyküsü.

    bugün bile, bilinen dostluk ve aşk kavramlarının ötesinde, ikiyüzlü sadakati cesurca sorgulayan filmde insanlığın aşk kavramına ciddi bir eleştiride bulunurken, yeni dalga’nın da imza niteliği taşıyan kamera hareketlerini, kurgusunu, rahatsız edici anlatıcı özelliklerini koruyor.

    kartpostal tadında siyah beyaz görüntüleri, bazı sahnelerin dondurulması tekniği ve minimalliği ile dikkat çekici.

    truffaut bir röportajında bu hikayenin 50 yıl önce geçmesi dolayısıyla yakın çekim kullanmayıp genelde tam boy görüntü vermeye çalıştığını ve bununla birlikte filmin eski bir fotoğraf albümü havasında olmasını istediğini belirtmiş.

    sinema tarihinde, sadece konusu ve sekansları ile değil, muhteşem ve yerinde dış ses anlatımı, serbest anlatım tekniği ile kendinden sonraki bir çok filmi etkilemiştir.

    !---- spoiler ----!

    unutulmaz sahnelerden biri: jim ve cathrine'in öpüştükleri sahnede arka planda pencerede beliren sinek. (amelie filminde de benzer sahneye rastlarız.)

    başlangıç sekansı cathrine:

    -bana "seni seviyorum" dedin.
    -ben sana "bekle" dedim.
    -"al beni" diyecektim.
    -sen bana "git" dedin.

    ‘’seni seviyorum jim.
    dünyada anlamadığımız çok şey var.
    bir çoğu da gerçek.

    bu kağıt senin tenin,
    bu mürekkep benim kanım.
    içine girsin diye bastırıyorum.’’

    gilbert: jim bir kez olsun burada kal, yanımda uyu.
    jim: hayır. kalırsam yarın kalmamak, bende seni terk ediyormuşum izlenimi uyandıracak. yarın da kalırsam birlikte yaşıyor olacağız, yani evlilik gibi bir şey...

    !---- spoiler ----!