• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.50)
kaçırdıklarımız-yaşanmamış hayata övgü - adam phillips
hepimiz bir şeyleri seçmekle başka şeyleri kaçırdığımız hissine kapılırız zaman zaman. bir hayatı seçmekle başka hayatlardan mahrum kaldığımızı düşünürüz. psikanalist ve yazar adam phillips’in kitabının adı bu kaçınılmaz ve içinden çıkılmaz duruma atıfta bulunuyor. ama kitabın konusu bununla sınırlı değil: her zamanki incelikli ve özgün bakış açısıyla phillips, temel insani duygu ve tecrübelerden bazılarını mercek altına alıyor.

küçüklüğümüzden beri yakından tanıdığımız hüsran neden kaynaklanır? aşkla hüsran arasında nasıl bir ilişki var? peki ya tatmin? arzulanan şeye ulaşmak tatmin getirir mi, yoksa olası bir tatmini sonsuza dek yok etmekten başka bir işe yaramaz mı? gerçek bir tatmin mümkün mü? neden illaki bir şeyleri anlamak, kavramak isteriz? kavrayamamak neden bir dışlanmışlık ve küçük düşme duygusu verir? kuralları ihlal etmenin yanımıza kâr kalmasından keyif almamız bizim hakkımızda ne söyler? nasıl olur da yaşamadığımız deneyimler hakkında, yaşadığımız deneyimlere kıyasla daha çok şey biliyormuş gibi görünürüz?

bu ve benzer sorular üzerine kafa yorarken phillips, başta shakespeare ve freud olmak üzere edebiyatın ve psikanalizin önde gelen isimlerinden faydalanıyor ve ele aldığı eserlere taze bir soluk getiriyor.
  1. sindirerek okunmasi gereken kitaplardan. hayatin günlük telasi icerisinde farketmedigimiz detaylarla ilgili. hüsranı, tatmini, kavrayamamayi ve hüsrana neden olan halleri mercek altına aliyor. bunu yaparken de shakespeare’den freud’a pek cok isimden yararlanmis.

    kitaptan küçük (ve benim bir dönem gözüne far tutulmus tavsan gibi saskin dolasmami aciklayan) bir bölüm:

    "daha öncesinde hayatınızda bir şeyin eksik olduğunun farkında olun ya da olmayın, istediğiniz kişiyle tanıştığınızda o farkındalığa erişirsiniz. psikanalizin bu aşk hikâyesine katacağı fikir ise şudur: âşık olduğunuz insan aslında rüyalarınızın erkeği ya da kadınıdır; daha tanışmadan önce onu hayal etmişsinizdir – yoktan değil, zira hiçlikten hiçlik çıkar, ama yaşanmış veya arzulanmış deneyimlerinizden.
    o kişiyi o denli net bir biçimde ayırt edebilmenizin sebebi onu bir anlamda zaten tanıyor olmanızdır; onu bunca zamandır beklemiş olduğunuz için ezelden beri tanıyormuşsunuz gibi gelir, ama aynı zamanda size gayet yabancıdır. tanıdık yabancı kişilerdir onlar.
    fakat bu basit hikâyede oldukça dikkat çekici bir unsur var: rüyalarınızı süsleyen bu kişiyle tanışmayı ne kadar istiyor, umut ve hayal ediyor olursanız olun onu özlemeye ancak onunla tanıştıktan sonra başlarsınız.
    bir nesnenin yokluğunu (ya da başka bir şeyin yokluğunu) hissetmek için onun varlığı gerekli gibidir. o gelmeden önce de bir tür hasret duyuyor olabilirsiniz, ama yokluğunun yarattığı hüsranı tüm gücüyle hissetmek için önce onunla tanışmanız gerekir."
    kimse
  2. bu kitabı haydarpaşa sahaf festivalinde gördüm. kapağı, adı falan hoşuma gitti. adam philips'i tanıdığımdan falan değil. arkadaki açıklamayı da okuyunca ilgimi çekti almış bulundum.

    kitabı okudum hem de belki de aynı cümleyi 3 kere okudum, çünkü anlaşılması kolay olmayan, çok şey anlatan bir kitap. kitapta yer yer çok güzel cümlelerle karşılaştım, çok mantıklı bulduğum kısımlar oldu ama kitabı okuduktan sonra bana bu kitabın bir özetini, ana fikrini anlatır mısın deseniz anlatamam ve kitabın doğrudan kaçırdıklarımızla bağıntısını kuramadım. bazı bölümler ( özellikle çıkıp gitmek üzerine)'de bu bağlantıyı yakalamak zor değil ama kimi bölümler farklı bir konunun başlığı gibi. muhtemelen bu benim kaçırdığım bir durumdur ama yine de kitabın hakkını da teslim edelim, bölümleri kendi içinde etkileyici. bence okumaya karar verirseniz ucundan freud ve biraz shakespeare'e hakim olmanızı öneririm, o zaman çok daha keyifli olacaktır.

    kitabın bölümleri:
    hüsran üzerine, kavrayamamak üzerine, yanına kar kalmak üzerine, çıkıp gitmek üzerine, tatmin üzerine, ek: deli rolü üzerine.