1. çoğu yerde ve özellikle ülkemizde görülen durum. maalesef sevgili youser kardeşim kadınlar eş seçerken senin kaç kitap okuduğuna izlediğin filmlere bakmıyor. senle sohbet eder eğlenir ama sadece bu kadar sonra tekrar göğsü kıllı, amele kaslı, odun erkeğine koşacaktır. sen hala, aman fularım bozulmasın de.
  2. oysa biz erkekler, eş seçerken kesinlikle kaç kitap okunduğuna, olası partnerimizin izlediği filmlere, konuşmasının akıcılığına falan bakıyoruz. bu hiç adil değil. mesela siz hiç erkekler arasında popüler olan kızlara dikkat ettiniz mi? hepsi kültürlü kızlardır. yoksa güzel popoyla büyük memeyle ince belle pürüzsüz ciltle falan olmuyor. kızlar da anca kaslı erkek arasın. onlar kaybeder*.
    bozuk
  3. şu ana kadar hayatıma giren beş kadına bakılırsa pek de yanlış olmayan bir tespit, üçü üzerinde bu maço diye tabir edilen tavırlar sergiledim ve bu üçü ile uzun ilişkilerim oldu. yaklaşık bir yıl, iki sene ve dört yıl toplamda epey zaman harcamışım yalnız ya şimdi fark ettim. *

    edit: 28 yaşımda olduğuma göre ve son 3 yıldır sevgilim olmadığını hesaplarsak, benim şuan neden yalnız olduğum ortaya çıkıyor. ayarı kaçırıyorum ben.*

    edit 2: yalnız şöyle bir durum var. ben böyle olmamama rağmen adeta onlar istiyor. bir örnek vermek gerekirse, kıyafetlere karışan biri değilim ve bana bir yere gideceği zaman ''şunu giyeceğim izin veriyor musun ? '' diye sorması beni şaşırtıyordu. bende anladım ki onu sahiplenme mi istiyor. bende yalandan bazen sanki ona karşıymış gibi davrandığım oluyordu. sonuncusu doğru kadındı ama biraz benim aptallığım ve birazda hayat şartları bitirdi.
  4. genelleme yapmayın. hepsi öyle değil.
  5. aklın değil kaba kuvvetin egemen olduğu ülkelerde görülür.
  6. genellikle kendilerini geliştirmeyen/geliştiremeyen insanların yaptığı eylem.

    maçoluktan çok bir yönetici aramaktadır. biri emredecek o yapacak veya yapmayacak burası önemli değil.
    ramel
  7. bu konuda kızlara ben de çok kırgınım.

    genel olarak nazik bir insanımdır üstüne bir de ince düşünceliymişim oysa ben bunun farkına varmamıştım, zannediyordum ki çoğu insan olasılıkları hesaplıyor, düşünüyor. öyle değilmiş. bunu fark etmem başkasının yardımıyla oldu ve biraz zaman aldı.
    eski kız arkadaşım bir gün 'sen çok ince düşünüyorsun, benden bunu bekleme' demişti. hala aklımdan çıkmaz ve düşünürüm oysaki benim kimseden bir şey beklediğim falan da yoktu aslında ben herkesi böyle zannediyordum, dağın bir de görünmeyen yüzü varmış. ince düşünmek, karşındakine değer vermek, onun iyiliği için bir diğer adımı düşünmek vs. gibi eylemleri gerçekleştirdiğin için suçlanmak öyle bir duygu ki sanki kalbimdeki bir çizikle yaşıyormuşum gibi.

    sizi bilmem ama ilk izlenimimden sonra kadının kaç kitap okuduğuna, izlediği filmlere bakarım. bunu kitaplara ve filmlere indirgemek istemiyorum. genel olarak düşünce yapısını çözmeye çalışırım diyeyim. bu nedenle bugüne kadar çok sevgilim de olmadı zira çoğu zaman titiz davrandım. aslında aradığım diğer ilişkilerden ayıracak, çevremde şahit olduğum o cıvık ilişkilerden sıyrılmamıza yardımcı olacak bir farktı. birbirimize anlatacak bir şeylerimiz olsun istedim hep. filmlerden, hayattan, kitaplardan, insanlardan, konuşanlardan, koşanlardan. kimseyi yanımda çanta gibi dolaştırmak istemedim. fakat onlar sıkıldı, belki benim yeterince özgüvenimin olmamasından, belki yaptığım hatalardan, belki karşılarına geçerek onlara kitaplardan vs. bahsetmemden sıkıldı. belki kendileri o cıvıklığı arıyorlardı bilmiyorum ama açıkçası bu sıkıntıları sebep göstererek gitmeleri beni de hoşnut etmiştir. hoş bunlar için belki de ben yeterli bir insan değildim ve ondan gittiler bu da olabilir.

    schopenhauer aşk ve kadınlar üzerine kitabında gayet de değinmiştir bu konuya. kadınları 2.sınıf canlılar olarak nitelendiren schopenhauer haliyle onları erkekten aşağı bir varlık olarak görmüş ve muhakeme etme gücünün eksikliğinden dem vurmuştur. kadınlara bakışı bu şekilde olan schopenhauer aşkta da, kadınların kendilerini sahiplenecek güçlü erkeklere ihtiyaç duyduğunu yazmıştır. zira insanın aslında aşk'ın peşinde değil o iki kişinin birleşiminden meydana gelecek tür için bir araya geldiğini söyler. bu nedenle kadınlarında güçlü erkeğin güçlü türü meydana getirmede yardımcı olacağına değinir. zekaya aşık olmak eyleminin de gerçeği yansıtmadığını savunur.
    ama siz yine de güzel insanlara yer verin hayatınızda. kafamızı çevirdiğimiz de hoşnut olacağımız yüzleri barındıralım hayatımızda ve hayvansal içgüdülerle hareket etmemeye özen gösterelim çünkü bizi muhabbet kurtaracak.
  8. kismen hak verilebilen durum.
    baba figürü türk aile yapisinda dominant rol oynadigindan kaynaklaniyor. kiz cocuklarinin elindeki tek örnek belli bir yasa kadar bu erkek oldugundan istemsiz bir sekilde toplumumuzda kabul gören benzer örnekler ariyolar. tabi bu sadece benim yaptigim bir genelleme ve birinci agizdan duydugum hikayelerden yaptigim cikarimlara dayaniyor. yoksa ben ve kadinlari anlamak peh...
  9. yalan yalnızım.

    şaka maka kadınlar neyi seçebileceklerine karar veren erkekleri sever, çocuk yetiştirme gibi düşünün. çocuğun ne isteyeceğine sen karar vereceksin falan.

    kadınlar böyle erkekleri sever ama pek azı bu erkeklerle birliktelik kurmaya cesaret edebilir. valla ben manipülasyona karşıyım.*
  10. doğalarının sonucu demek tam bir saçmalık. öncelikle neolitik devrim yapılalı yaklaşık 10000 yıl oluyor. öyle 1000 sene önce avcılık yapmıyordu insanlar. avcılık yaptığı dönemde de kadınların büyük bir kısmı katılırdı.

    neyse efendim birtakım tarihsel gerçeklerden yola çıkarsak evet aile kavramı 200 yıllık. kadının eve hapsolması daha da önce. ama kadınların maço erkek sevmesini -ki buna asla katılmıyorum- bununla bağdaştıramayız. güç istencini çok avam bir şekilde yorumlamış oluruz. aydınlanmadan önce kadınlarla sadece çocuk yapmak için birlikte olunurdu. e bu erkek ne yapıyor peki? eşcinsel ilişki yaşıyor. islamda da bademleme olarak geçen aynı minvalde tonla gelenek var. maço kavramını günümüzdeki gibi olduğunu düşünenler için daha geniş bir bakış açısı sunabilmişimdir umarım. saçmalık.

    edit:dünyada yönünü bulmayı sağlayan şeylerin -erillik- sarsılmakta olduğunu kabul etmek zordur elbette. uzun döngüden diğerine geçişte trajik buhranlar yaşayıp kadının yeri evidir diyebilir tabi insanlar.
    sezgi