• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
kadınlığın 21 hikayesi - murathan mungan
kapak resmi: jack vettriano

kapak tasarımı: emine bora

kitabın baskıları:
1. basım: ağustos 2004
6. basım: mart 2015

kadınların çocukluklarından yaşlılıklarına ömürleri boyunca içinde yer aldıkları çeşitli durumları gösteren öyküler bunlar; yaşam boyu verdikleri var olma savaşı; anne, eş, kız çocuğu, sevgili, metres olarak sürekli kendilerini bir erkek üzerinden tarif etmenin ağır, uzun yolu; bu uğurda onları çoğu kez karşı karşıya getiren ilişkilerin eşitsiz aritmetiği?
durumların bir aradalıklarından, öykülerin art arda dizilişlerinden bir üst cümle kurmak istedim. dönüp tek tek hikâyeleri, durumları yeniden gözden geçirmemizi sağlayacak olan bir üst cümle? edebiyatın asıl gücünün burada saklı olduğunu düşünüyorum. akıp gideni durup görmemizi sağlayacak olan bir atmosfer yaratmak, bir dünya kurmak. öğrenmiş
gözlerle bize hayatı yeniden iade etmek. yazdıklarım bir yana okuduklarımı okurla paylaşma isteğim de bu yüzden.. – murathan mungan

içindekiler
önsöz, murathan mungan
son perde, roald dahl
tokalar, margaret atwood
kırmızı mercanlar, judith hermann
saf, temiz köylüler, flannery o'connor
böceklerin dünyası, jean rhys
kız, hanif kureishi
resimler, katherine mansfield
271 no.'lu çağdaş azize, tama janowitz
çatal ve bıçakla, doris dörrie
büyük sarışın, dorothy parker
kasabanın en güzel kızı, charles bukowski
gomore'ye bir adım, ingeborg bachmann
evli bir kadının serüveni, italo calvino
bir aile babası, v. s. pritchett
latin âşık, marta lynch
vanda, vasco pratolini
señora forbes'in mutlu yazı, g. g. marquez
o, doris lessing
kürtaj, alice walker
gerçek bir kapıcı, jhumpa lahiri
nine, elsa morante
  1. 21 farklı yazar tarafından yazılmış 21 farklı kadın öyküsü yer almakta olan kitapta 7 erkek, 14 de kadın yazarın öyküsü mevcut. sonrasında murathan mungan erkek öyküleri için de benzer bir kitap derledi.
    kitaptaki öyküler bir seçimin sonucu olarak kitaba girdiğinden boş öykü yok elbette ancak bazıları diğerlerinden ayrılıyor. kendimce o ayrılanları yazayım;

    bukowski' nin en sevdiğim öyküsü ve bence en iyi işi olan ''kasabanın en güzel kızı''
    muzır yazar roald dahl' ın ''son perde'' isimli öyküsü.
    italo calvino' nun ''evli bir kadının serüveni'' isimli enfes bir sadakatsizlik öyküsü.
    ingeborg bachmann' dan ''gamora' ya bir adım'' isimli kışkırtıcı, hüzünlü bir çaresizlik öyküsü.
    gabriel garcia marquez' in benzersiz üslubunun tadına varabileceğiniz -ki inci kut çevirisi- ''senora frobes' in mutlu yazı''
    elsa morante' nin, marquez gibi masalsı bir anlatımla kaleme aldığı ve şadan karadeniz gibi bir çevirmenin de payıyla büyüleyici bir hale gelen ''nine''

    bu 6 öykü benim tekrar tekrar okuyacağım öyküler. tabii bir seçki olduğundan başka türlüsü de beklenemezdi ama muazzam çeviriler olduğunu da söylemem gerek. yukarıda iki ismi yazdım zaten, onun dışında italo calvino' yu rekin teksoy gibi italya' dan ödüllü bir çevirmen, buwkoski' nin öyküsünü, bukowski' yi bize sevdiren avi pardo, backmann' ın öyküsünü günter grass, thomas mann, kafka çevirileri de yapmış olan kamuran şipal, roald dahl' ın öyküsünü ise tülin nutku(bunu bilmiyorum ama can yayınları etiketi fazlasıyla tatmin edici zaten) çevirmiş. ilginçtir sevdiğim bu 6 öyküden 4 tanesi erkek yazarlara ait. 14 kadın yazar içerisinde sadece 2 tane kadın yazarın öyküsünü çok sevmişim. tabii muhtemelen bu, olaylara erkek bakış açısından baktığım için böyledir ve erkeklerin yazdığı öyküleri kendime daha yakın hissetmişimdir.

    bu altı öykü içinde bana kalırsa en zayıf öykü marquez' inki. marquez' i bu altılıya koyma nedenim ise benzersiz üslubu.

    bu altı öykünün giriş cümlelerini yazacağım şimdi ve marquez' in neden benim için çok özel olduğunu özetleyeceğim;

    ''kapının zili çaldığında anna mutfakta ailenin akşam yemeği için boston marulu yıkıyordu.'' (roald dahl-tülin nutku)

    ''bayan stefania r. sabah altıda eve dönüyordu.'' (italo calvino-rekin teksoy)

    ''son konukları da uğurladı.'' (ingeborg bachmann-kamuran şipal)

    ''kırkında dul kalınca, elena tam yaşamadığının ve kocaman, umarsız bir boşluk içinde olduğunun ayrımına vardı.'' (elsa morante-şadan karadeniz)

    ''cass, beş kız kardeşin en küçüğü ve en güzeliydi.'' (bukowski-avi pardo)

    ''öğleden sonra eve döndüğümüzde, kapının pervazına boynundan çivilenmiş koskoca bir yılan bulduk; rengi simsiyah ve parlaktı; hala canlı gibi bakan gözleri ve açık çene kemiklerindeki testere gibi dişleriyle çingenelerin yaptıkları bir kötü büyüyü andırıyordu'' (g. g. marquez-inci kut)

    evet, marquez' in girişi daha uzun ama mesela bu değil. marquez, tıpkı bir masala girer gibi giriyor öyküye, sizi daha ilk cümlede büyülü, fantastik bir dünyanın için çekiyor ama bunu ejderhalardan falan bahsederek yapmıyor. marquez benim için çok ama çok büyük bir yazar.