1. www.kafkaokur.com adresinden hizmet veren güzel bir iş daha. böylelerinin sayısının artması gerektiği kanısındayım.
    one
  2. ucuz dergi. fiyatı değil ama kendisi.

    bugün gördüm mayıs-haziran sayısını. kapağında sabahattin ali'nin hoş bir illüstrasyonu vardı, o haliyle içeriğinin özel olacağını düşündürdü. bir de iki ayda bir çıkıyormuş emin gibiydim içeriğinin özel olacağından. paketini açtığımda kazım koyuncu posterini fark ettim ve mutlulukla okumaya başladım. sabahattin ali üzerine hazırlanmış ilk kısım çizgisinde ilerleseydi dergi hakkında bir eleştirim olmazdı ama olumlu yorumum da olmazdı. her neyse malum alıntı sayfasına iki deneme ve öykü sayfalarını okuyarak ulaştım ve beynimden vurulmuşa dönmedim; vuruldum.

    ilk alıntı, aşık veysel'den olduğu iddia edilen alıntı şuydu:
    " benim sana verebileceğim çok bir şey yok
    aslında...
    çay var içersen?
    ben var seversen?
    yol var gidersen?"

    bu alıntıyı daha önce sosyal medya üzerinde görmüştüm, sıradan yalan alıntılardan biri. (inanılmaz yalan alıntılar var, haliyle bu çok sıradan.) dergiyi okumayı bıraktım ve ekşi beye sordum. oradaki yazarlar da bahsettiğimden bahsetmişler. hatta kafkaokur malum alıntı sayfası için özür dilemiş. bu özür kendi üzerilerine sürdükleri lekeyi temizlemez.

    başta söylediğim gibi dergi içeriği ucuz, sadece illüstrasyon ilgilileri iki ayda bir satın alsalar bir şey kaybetmezler. gerçekten iyi örnekler görme ihtimalleri var.
  3. yayimladiklari sözlerin kime ait olduğunu bile bilmeyen popüler kültür dergisi. bir kaç ay alayım dedim fakat insana bir şey kattığı yok. liselilerin twitter'da paylaşacak atar gider söz dağarcıklarını genişletiyor. pahali olmasina rağmen #tarih, ot tercihimdir.
  4. one
  5. iki aylık edebiyat dergisi. yeni olmasına rağmen, hızla gelişmekte. kalitesinden ödün vermez umarım.
  6. hiçbi zaman sevemedim
    kup
  7. ilk birkaç ay ben de destekledim.
    ama bana çok soğuk geldi ne yalan söyleyeyim, hep bir mesafeli yazılar, okuyucuyla samimiyet kuramıyor, en azından bende etkili olmadı.
    çok sanat sanat sanat, edebiyat edebiyat edebiyat; anlarsanız ne mutlu, anlamazsanız sanattan anlamıyorsunuz havası var.

    virginia woolf sayısındaki yalnızca virginia woolf dosyası güzeldi. diğerlerine de bir şey diyemem.

    daha güzeli; (bkz: peyniraltı edebiyatı)
  8. piyasadaki diğer dergilerden (ot, kafa vb.) takındığı ciddi tavırla ayrılan dergi. denk geldikçe takip ederim. her ay kıymetli gördükleri bir insanın hayatını gayet disiplinli bir şekilde inceleyip anlatıyorlar. bilgilendirici. yer verdikleri öyküleri de beğeniyorum. çizgilerini bozmamalarını umuyorum.
  9. oldukça kötü bir dergi. iki ayda bir çıkmasına rağmen içeriği kaliteden uzak. edebiyat ile ilgisi kahve-çikolata-kitap fotoğraflı instagram hesapları kadar. popüler şeylerden kesitler. tüm olayları görüntü. süslü yazılar, araştırılmış görünen şeyler ama içerik bomboş. bir edebiyat dergisine göre fazlaca anlatım bozukluğu, noktalama işareti hataları ile dolu. başkalarına ait sözleri araştırmadan başka kişilere koymalarından bahsetmiyorum bile. ellerinde bir-iki iyi yazar vardı onları da kaybettiler. geçen günlerde bir yerde mizah bölümünde satıldığını görünce yüzümde bir gülümseme oluştu. ilk başlarda şöyleyiz böyle yapıcağız diye başlayıp sonraki davranışları, tavırları ve yazıları ancak komik oluyor zira.
  10. mart ayi sayisini aldigim ve beni hayal kirikligina ugratan dergi bozuntusu. daha dogru duzgun okuyamadan, soyle bir goz gezdirmemle iki tane anlatim bozukluguyla karsilasmam bir oldu. kendilerine gelen onlarca yazidan eliyorlar ve bu metinler mi kaliyor yani geriye?