1. aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
    içimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
    birkaç köy sular altında.
    kalbimin doğusu,
    her resme güneş çizen bir çocuktu.
    gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
    kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları.
    ölümün ötesinde bir köy vardı
    orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
    şimdi bana yalnızca
    dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı.

    güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
    yorgundu oysa
    durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.

    kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
    okyanusları mavi olmayan.
    benim için hayat,
    kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
    geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
    benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
    bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
    bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
    onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
    bir gül parasına satardı.
    oğlan kıza bir gül alsa
    bilirdim odur en kırmızı zaman.
    adına aşk diyorlardı
    kalbimin en doğusunda bir yalan dünya vardı.

    kim bir şairi kırsa
    şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
    bilirim kim dokunsa şiire
    eline bir kıymık saplanacak.
    bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
    yorgunum oysa
    durmadan kendime bir tunç uyak aramaktan.

    aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
    boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla
    kediler gibi mırıldanarak.
    alkolden bir denize bıraktım kalbimi
    kırmızı bir sandal gibi,
    arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla.
    avuçlarımla konuştum,
    allah büyüktür diyen insanlar gibi.
    kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi
    yumuşak ve kremalı konuştum onunla.
    baharda leylaklar açardı boynumda
    mor ve pembe konuştum karanlıkla
    gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim,
    sözler vardı içimde işe yaramayan
    sözlerle konuştum karanlıkla...
    önce söz yoktu kalbimin en doğusunda
    sözler...
    bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan.
    sidar
  2. "gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
    kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları.
    orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
    şimdi bana yalnızca
    dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı."



    nasıl da aşık oldum bu dizelere. "bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda" kedi gibi mırıl mırıl mırıldayarak. kutlamalı bunu. şeritlerini saydığım papatyalar ve onlara taşınan yeni baharlarla.