1. ''anamın, uyuşmuş ayağını harekete getirmek için söylediği söz.''

    sarardın üzüntüden, üç gün ağladın
    baktım gözlerine şıçramış halkın gözleri
    incesin
    bardakta bir karanfile benzemiyor inceliğin
    serçeler sekmiyor hayır, dudaklarında
    ham demirden bir çanakta dövülmüş otlar olur
    ısınmış taşlar olur yazları geceleyin
    sazlar
    kanımda çiçek dağı'nı vurur
    doldurur öylece göz yerlerimi inceliğin

    tenimde iz bırakmış kar kokusu
    terli, muğlak adamların hevesleriyle
    harman edilmiş tenim
    sevinçler artırmışım çiçekli
    ve çiçeksiz bütün dağlardan
    sarhoşken bağrıma akıtılan yıldızlar
    özümü çekip ayırmış avuntulardan
    şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin
    ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya
    valentina tereşkova
    ve çekik gözlü kadın komandolar
    çünkü üç gün beslendiler senin gözyaşlarınla

    sen ağlarken azığımız çoğaldı
    elledik halkın ağrılarını cesurca
    ağlamasan
    kök inatla kavramıyor toprağı
    boş umutlar içinde pervasız büyüyor kir
    ağlıyorsun ihanete karşı şavkıyor pıçak
    bir pıçak ki sevgilim, sürmene işidir

    bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin
    üzgün, kara, ayaklanmaya hazır
    ben yaralar kuşanıp katılırım onlara
    onlara katılırım yedek mermi ve şarkılar alarak
    seni alırım sonra her bir yanım çağıldar
    bir oyuna kalkarız sıkılmış yumruklarla
    yazarız duvarlara fırtınalı yazılar
    bir gün burda, bu kalktığımız yerde
    kendini yaşamakla taşıran bir güneş kabarcığı
    zonklayan bir atardamar olduğu anlaşılır
    el tutuşmuş çocuklar ki o zaman
    senin gözyaşlarını heyecanla kapışır
    araf