1. onur ünlü'nün yazmış olduğu şubat dizisinde yayınlanan hikaye.

    kam ağacı, yanmayan bir ağaç türü olarak bilinmektedir. efsanevi bir ağaç olduğunu söyleyebileceğimiz bu ağacın ölümsüz olduğuna inanılır. ancak bu ağacı öldürebilecek olan tek şeyin de yakınlarında bulunan daha büyük bir başka ağaç ya da yapı olduğu da söylenmektedir. kendinden daha büyük bir şey olmasına katlanamayan ağacın tüm gücünü onun uzunluğunu geçmek için kullandığı ve geçemediği için de yorgun düşüp öldüğüne inanılmaktadır.

    ağaçla ilgili anlatılan efsaneye bakacak olduğumuzda olayın bağdat yakınında küçük bir kasaba olan altahra'da geçtiği görülmektedir. altahra aynı zamanda kuran'da adem'le havva'nın yasak elmayı yiyip cennetten kovulduktan sonra dünyaya sürgüne gönderildikleri zaman geldikleri ilk yer olarak bilinmektedir. hz adem altahra'da bilinen ilk evi yapmak için kam ağacı diye bir ağacın kütüklerini kullanır. büyük iskender'in tahtının da kam ağacından yapıldığı görülmüştür. hitler'in dolma kalemi, pers imparatoru mukafkas'ın yatağı da ağaçtan yapılmıştır. napolyon'un da büyük mısır seferine çıkarken amacı da issac christen novak'ın çalışma notlarını ele geçirmektir.

    issac christen novak 15. yy'da yaşamış olan aslen macar olan bir kimyagerdir, novak, maddenin içiyle ilgilenmektedir. ölümsüzlükle ilgili bir kitap yazdıktan sonra novak, diri diri yakılmıştır. öldü sanılıp bırakılan novak, kıbrıs üzerinden orta doğu'ya kaçar ve bağdat yakınlarına al tahra-ül'cem'e gelir. burada hayatı boyunca hep duyduğu ancak hiç görmediği ağaçlarla kam ağacı ile karşılaşır. üstelik düşündüğünden on kat fazlasını bulur.

    novak'ın kendi gibi macar asıllı olan bir çırağı vardır. urban istanbul'un fethi esnasında top ustalığı yapan bir kişidir, fetih esnasında surların yıkılması için yapılan topları kendisi yapmıştır. hatta fetih sırasında kullanılan 14 top bulunamamıştır, çünkü sanıldığının aksine toplar demirden değil bu ağaçtan yapılmıştı. bağdat'ta kam ağaçlarıyla ilgilendikten sonra çırağıyla yazışmaya başlayan novak, kendisini yakan kiliseden nefret ettiği için istanbul'un düşmesini istemiş, urban'a ağaçların özelliklerinden bahsetmiştir. ustasının mektuplarını okuyan urban tonlarca kam ağacı getirterek topları yapar ve fetih sonunda da hepsi yakılır.

    fatih'in topçusu urban'ın ustası olduğu öğrenilen novak'ın ünü çevreye yayılınca bu durum novak'ın bir çeşit dokunulmazlığa sahip olmasını sağlamıştır. ancak bu olanaklara rağmen ağaçlara kafayı çok takması, ağaçların bulunduğu toprakların satın alması ve tek tek bu ağaçları kesmeye başlaması insanları rahatsız etmeye başlar. novak, durumu idare edebilmek için bir süre sonra müslüman olduğunu açıklasa da bu yetmez, canını kurtarmayı başarsa da sürgün edilir.

    novak, kesmiş olduğu ağaçların özünü yemektedir. 25 metrelik bir ağaçtan da ancak 22 gramlık bir öz çıkmaktadır. kam ağacının özünün etkisiyle hızla gençleşmeye başlayan novak'ın çektiği acılar da dinmeye başlamıştır, ancak yanık yaraları asla geçmez. biraz daha güneye giden novak, beyrut yakınlarına gelir. burada müslüman olduğunu söylememiştir. çünkü burada hristiyan arap nüfusu oldukça fazladır ve kendisi de kimliğini gizlemektedir.

    novak'ın aklı hala ağaçlardadır. çünkü, bulduğu formülde hala eksik olan bir şeyler bulunmaktadır. kendisini yakanlara karşı öfkesi dinmeyen novak, o dönemin fransa kralına bir mektup gönderir ve durumunu anlatarak ona ölümsüzlüğü vaad eder.bu vaadi yerine getirmek için kilisenin ortadan kaldırılmasını istediğinden dolayı fransa kralı ajanlarını novak'ı yakalatmak için gönderir. ajanların o dönemde kullanmış oldukları en büyük silah olan hançer isa çarmıha gerilirken kullanılan çivilerin eritilmesiyle yapılmıştır. novak bu hançerle sırtından bıçaklanır, ancak ölmez. sırtında o hançerle kaçan novak kayıplara karışır. rivayete göre kaçarken yanında kam ağacının tohumları da bulunmaktadır.

    kaynak