1. bir onur ünlü hikayesi...

    altahra bağdat yakının da küçük bir kasaba adem babamızla havva annemiz hani elmayı yediler felano hikayeyi hatırlıyorsunuzdur. neyse, o elmayı yiyip dünya'ya sürgüne gönderildiklerinde ilk geldikleri yer; bu altahra'ydı altahra-ül cem; sonsuz uyku demektir yani dünya'ya düştüler, hakikatle ilişkileri kesildi ve aslında sonsuz bir uykuya daldılar, adem babamız orada ilk bilinen evi yaptı kam ağacı diye bir ağacın kütüklerini kullanarak. adem babamızın evi yaparken o ağacı seçmesi tesadüfi değildi kam ağacı normal şartlarda asla ölmez bir durum hariç; yanına kendisinden daha uzun bir ağaç ya da bina ya da onun gibi bir şey dikilirse, onu geçmek için hızla uzamaya çalışır ve geçemeyince; gücü tükenir ve ölür hırsından ölen bir ağaç yani. bu yüzden gerçek imparatorların tahtları hep kam ağacından yapılmıştır. hükümdarlığın ölümsüzlüğünü,fakat; hükümdarın sonuçta bir insan olduğunu vurgulamak için büyük iskender'in tahtı da kam ağacındandı. hayatı boyunca onu hep yanında taşıdı hindistan seferine de götürdü iskenderiye de de ona oturdu. hitlerin dolma kalemi, pers imparotorunun kafkasının yatağı... hepsi kam ağacındandı. napolyon'un büyük mısır seferine çıkarkentek bir amacı vardı; issac christin novak'ın çalışma notlarını ele geçirmek. novak; macar asıllı bir kimyagerdir ona simyager diyerek aşşağılamaya çalıştılar ama o gerçek bir kimyagerdi. maddenin içi ile ilgilenirdi. 15. yüzyılda yaşadıölümsüzlük ile ilgili bir kitap yazdı ve sonra onu yaktılar. novak ölmedi... ölü sanıp bıraktılar kıbrıs üzerinden orta doğuya kaçtı bağdat yakınlarına altahra- ülcem'e burada hayatı boyunca duyduğu ama hiç görmediği kam ağaçlarını buldu hemde düşündüğünden on kat fazlası urban'da novak gibi macardı. urban istanbul'un fethi sırasında top ustasıydı. fetih sırasında kullanılan ve surların yıkılmasını sağlayan 14 tane büyük toptan şuan da eser yoktur, çünkü o bombalar sanıldığı gibi demirden dökülmedi... urbanın ustası novaktı. bağdatta kam ağaçlarıyla ilgilendikten sonra urbanla yazışmaya başladılar ona ağaçları anlatmaya başladı çünkü kendisini yakan kiliseden nefret ediyordu istanbul'un düşmesini istiyordu urban ustasının mektuplarını okuyunca tonlarca kam ağacı getirtti ve topları yaptı fetihten sonrada hepsini yaktılar. urban'ı da bir daha istanbul dışına bırakmadılar hep istanbul'da kaldı. novak'ın fatihin topçusunun ustası olduğu çevreye hemen yayıldı bu da novak'a bir çeşit dokunulmazlık sağladı. ama buna rağmen kam ağaçlarına kafayı bu kadar takması,ağaçların bulunduğu arazileri satın alıp ağaçları tek tek kestirmeye başlaması,bir süre sonra insanları rahatsız etti, o da durumu idare etmek için müslüman olduğunu ilan etti, ama o da yetmedi canını kurtardı, ama onu sürdüler. peki ağaçlara ne yaptı?hepsini yedi. ağaç yemek bildiğiniz gibi birşey değildir. bütün ağacı olduğu gibi yiyemezsin. 25 metrelik ağaçtan yaklaşık 22 gram öz çıkar ağacın özü... novak kam ağacının özünün etkisi ile hızla gençleşmeye başladı çektiği acılar tamamen dindi. fakat yanık yaraları asla geçmedi. biraz daha güneye indi, beyrut yakınlarına orda müslüman olduğunu söylemedi çünkü zaten hristiyan arap nüfusu oldukça fazlaydı kimliğini de gizliyordu zaten. fakat aklı hep ağaçlardaydı çünkü formülünde hala bir ekgiblik vardı kendisini yakanlara karşı duyduğu kin,bitecek gibi değildi. dönemin fransa kralına bir mektup yazdı durumu anlattı ona ölümsüzlüğü vaad etti ama çok cürretkardı, karşılığında kilisenin tamamen ortadan kaldırılmasını istiyordu. sonra, fransız kralı onu yakalatmak için ajanlarını gönderdi, son anda kurtulup kaçtı. sırra kadem bastı kaçarken yanında kam ağacının tohumlarından da götürdüğü biliniyor...