• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
kaos'un kutsal kitabı - albert caraco
yirminci yüzyılın son peygamberi caraco’nun eserinden rahatsız edici hakikatler birer havai fişek gibi fırlar ve patlar. bu fişeklerin soğukluğu, doğrudanlığı, berrak karamsarlığı az rastlanır türdendir; ne nietzsche’de ne de cioran’da rastlarız böylesine. caraco "acı gerçekler"i çarpar yüzümüze; hem de klasik yazarlara özgü bir sadelik ve akıl gücüyle. o bir "nesnellik fanatiği"dir.
guy debor’u andıran doğru çıkan bir kehânet gücü vardır. bedduası ve laneti "nesnel"dir: ürememize, üretmemize ve tüketmemize itiraz eder; dünyanın sonunu hazırlayan şehirlerimize, üst üste koyduğunuz beton yığınlarına, budala politikacılara ve yok olmaya mahkûm kitlelere, sürüleredir onun laneti, böcekleşmiş yığınlara, gökten firar etmiş tanrılara bu yüzden de "doğru"dur. dünyada en çok sevdiği şeyin, uygarlığın ihanetine uğramış birinin öfkesidir onunki.

cinsellikten yahudi sorununa, sembolizmden felsefi meselelere ve edebiyata dek her alanda yazmış, şu ana dek yirmi iki ciltlik eseri yayımlanmış bir yazar olan, ancak pek az tanınan, pek az okunan, tanınmayı ve bilinmeyi ise hem içerik hem de biçim bakımından hak eden albert caraco’nun eserinin en özlü kısmı olan "kaos’un kutsal kitabı" ideal bir saldırı malzemesi, bir dinamit, bir tahrip kalıbıdır: yoğun, kısa, esinli, terörist, sert, kehanet dolu, provokatif, karanlık, gizli ve yeterli... (bilgiler basılan yayınevinden alıntıdır.)
  1. erasmus'un deliliğe övgüsü'ndeki alay edilen tiplerin, çağımıza kadar gelen kan emici, gereksiz ve kaynakları tüketenlerin hayatlarının koskoca bir savurganlık olduğunu, onları öldürmenin o ahmakları uyandıramayacak kadar köleleştiklerini, zavallılaştıklarını, biraz aklı olanların ise zaten intihar ettiklerini gayet rahatsız edici bir üslupla ve cioran'dan daha sert bir şekilde suratımıza çarpa çarpa yazan ve metinlerini okutmayı başaran bir yazarın kitabı.

    insanların yeni mezar taşları, diktikleri yüksek binalardır demiştir en hafif tabiriyle.

    okunasıdır, okutulmalıdır.

    imla.
  2. bildiğim kadarıyla 25 adet kitabı olan, ancak pek tanınıp başka dile çevrilen yazarlardan olmayan biri. ingilizceye bile hiç çevirisi olmayıp türkçeye iki kitabının ve türkçe haricindeki bir kaç dile de az sayıda yapıtının çevirisi olduğunu duymuştum albert caraco'nun.

    kitaba gelirsek, bana çok duygusal geldi, bu sebeple ki nietzsche'nin üzerimde bıraktığı etkinin yarısını dahi bırakmadı, bilemiyorum belki de ben öyle pek düşünmeye müsait olduğum bi zamanda okuyamadım kitabı. ama bahsedildiği kadar sert gelmedi bana, "ben bunları söylüyorum çünkü böyle hissediyorum" gibiydi. filozofça değil şairce yazılmış bi kitaptı. kötü diyemem, sadece bugüne kadar bana söylendiği, övüldüğü kadar iyi değil diyebilirim.