1. en önemli enstrümanlarından biri algı yönetimidir. insanları, olmak istedikleri kişi olduklarina gerçekten inandırmayı bir şekilde başararak, diğerlerine hükmetmeyi her zaman becerir.
    drunkard seesheaven bir örneğini güzel açıklamış (#32878)
    one
  2. mükemmel bir sistem. bireyciliği pompalar, özgürlüğü bireye indirger ve paraya endeksler. yeme içme, barınma, güvenlik, sağlık eğitim, ulaşım vs en temel insan haklarını da paraya endeksler. özgür olmak için paraya ihtiyaç duyarsın, para kazanmak için de özgürlüğünü satarsın. tek farkı birilerinin ya da toplumun değil parasal sınırların yasak koymasıdır. sıfırdan bir insanın ev sahibi olması için iyi bir eğitim alıp, başarılı olup iyi bir işe girip 10 sene kadar kıt kanaat geçinip taksit ödemesi gerekiyor. evet özgürsün kendine ev alabilirsin, parayı veren herkes alır, istediğin yerde yemek yer, istediği yere gidersin, her şeyi yapabilirsin, tamamen özgürsün. kapitalizm teoride bunu ispatlar aksini söylemek mümkün değildir. yapabiliyorsan yap sistemidir, en azından proletaryaya bunu söyler(utanmadan) halbuki zengin sınıfı denilen toplumun %1’ini oluşturan kesimin ortaçağdaki krallardan pek de bir farkı yoktur. bütün saraylar onlarındır, halk onlara hizmet eder. milyonlarca köleye sahiptirler.

    hatırlatmak isterim;

    güneşimizi satıyoruz.
    abi
  3. geri dönüşüm işçileri tarafından çıkarılan katık dergisinin mottosu gelir hep aklıma: "kapitalizmi tarihin çöplüğüne atmayın beş para etmiyor"
  4. sosyalizm ve komünizm hakkında herkes iyi kötü 5-6 cümle kurarken, kapitalizm için 3-4 kelimeden öteye gidilemiyor ve bu yüzden içi boş laflarla olduğundan daha vahşi gösteriliyor, aslında algı yönetimi dediğimiz olayı komünist sosyalist kesim bu konuda iyi bir ilerleme kaydedip, kapitalizmi tü kaka göstermeyi bir şekilde becermiştir. emek, para, sömürü, gölge, satmak, ağaç..

    aslında olay basittir: tek başınıza bulunduğunuz bir adada işaret parmağınızı soldan sağa doğru sanki bir düğmeye basarcasına hareket ettirdiğinizde bir emek meselesi söz konusu değilken bunu 96 katlı gökdelenlerde yaptığınızda bir emek sarfetmiş ve karşılığını almış oluyorsunuz.

    bu durumda asansör görevlisinin yaptığı hareketi paraya dönüştüren kişi yani asansörün mucidi ve parmağını soldan sağa hareket ettiren asansör görevlisi arasındaki adil dengeyi sağlayan sisteme kapitalizm denir.

    adalet kapitalizmin temelidir.

    önemli: nasıl sovyet sosyalizmi, sosyalizme iyi bir örnek değilse aynı şey amerikan kapitalizmi için de geçerlidir. amerikan kapitalizmi, kapitalizme iyi bir örnek değildir.

    ve açıkçası nietzsche'nin de dediği gibi büyük dehaların ortaya çıkarılması konusunda yetersiz kalan sosyalizme göre daha etkili bir sistemdir.

    yeteneğin ve yaratıcılığın daha çok ön plana çıktığı ve hak ettiği değeri bulduğu adil sistemdir.

    tekrar söylemekte fayda var amerikan kapitalizmi gerçek kapitalizm değildir.

    (bkz: atlas vazgeçti - ayn rand)
  5. insanın başarı ve mücadele ile odaklandığı hayatı içerisinde, prensiplerinin dayalı olduğu yaşam şeklidir. yani, herkes kazanç noktasında kapitalisttir, diğer kalan durumlarda da meyillidir. kapitalizmin gelişim habercisi ise; kişi ya da kişilerin, aykırı ve bencil davranışları meşrulaştırmasıdır. yani, her yaptığı yanlışa bahane arayışıdır. kapitalizm, insanın beyninin çalışma şeklidir. içindeki "önce ben" duygusunu açığa çıkartan en doğru işleyen sistemdir. kapitalizm, insan ırkının en önemli sınavıdır.
    kötüdür.
    ama herkes biraz kötüdür. (bu cümle, meşrulaştırma çabasına dayalı bir anlatımdır)
  6. ekmek aslanın ağzında. muhtemelen herkes birçok kez duymuştur bu sözü. hatta ekmek aslının ağzındaydı, şimdi midesinde şeklinde türevlerini de mevcut.

    kimse de çıkıp demiyor ki aslan etçil bir hayvan, ekmeğin aslanın ağzında ne işi var diye? kim koydu ekmeği aslanın ağzına?

    bu söz; biat kültürünü kuvvetlendirmek için söylenen bir söz. kapitalizm temeli.

    ekmek aslanın ağzında diye diye bize sevdiğimiz bir işi yapmak yerine, herhangi bir gelir elde edeceğimiz bir işe girmemiz öğretildi. dövseler de, sövseler de ne yapalım ekmek parası diye sineye çekmemiz ve boyun eğmemiz öğretildi.

    ekmek aslanın ağzında diye diye sevmediği işlerde ömrünü harcayan mutsuz kitleler yaratıldı. ilgi alanın olup olmaması önemli değil ya da hayatının sonuna kadar sevmediğin bir işi yapıp mutsuz olman da önemli değil. sonuçta ekmek aslanın ağzında.

    peki, ekmeği aslanın ağzına kim koydu? ekmeği aslanın ağzına insanları açlıkla, yoksullukla korkutarak kontrol etme, sömürme ve kendi çıkarları için kullanmak isteyenler koydu.

    insanlara yaptığı işi, sen yapmasan başkaları yapar, bu işi yapacak senden başka çok kişi var, ekmek kazanmak kolay değil, ben sana ekmek veriyorum mantosuyla insanları sömürmek için koydular ekmeği aslanın ağzına. sen onlara ekmek veriyorsun ama sana ekmeği kim veriyor?

    " + az önce o adama ne dedin?

    - daha hızlı çalışmasını söyledim!

    + ona ne kadar ücret veriyorsun?

    - günde 15 dolar!

    + ona vereceğin parayı nereden buluyorsun?

    - malları satıyorum!

    + bu malları kim üretiyor?

    - o yapıyor!

    + bir günde kaç tane mal üretiyor?

    - 50 dolarlık.

    + o halde, bırak ona ödeme yapmayı, kendisine daha hızlı çalış, demen için sana günde 35 dolar ödüyor!

    - ha? ama makineler bana ait!

    + peki, bu makineleri nasıl elde ettin?

    - malları satıp aldım!

    + iyi de o malları kim yaptı? "

    not: insanları fakir bırakarak ve yoksulluklar yaratarak; orta sınıfa, bak ben sana ekmek parası veriyorum, ben olmazsam sende diğerleri gibi açlıktan ölürsün diye gözdağı veriliyor. fakirliğin ortadan kalmamasının en önemli nedeni de bu bence. çünkü silah olarak kullanıyorlar.
  7. yakında çökecekmiş. işletme bölümü asistanı arkadaşımın yalancısıyım. bekliyoruz.
    gri
  8. kötü insanların günah keçisi.

    kapitalizm iyi bir şeydir. kapitalizm sayesinde insanlar yüzyıllar öncesine nazaran daha refah içinde yaşıyorlar. insanların yaşantılarını kolaylaştıran ürün ve sistemler, bebek ölüm oranlarının azalıp ortalama insan ömrünün uzaması hep kapitalizmin nimetleridir.

    kapitalizmin temelinde hukuk ve özgürlük yatar. ne yazık ki bireylerin, yahut bireylerden müteşekkil kurumların (devlet / örgüt vs.) yapmış olduğu hata ve yanlışlar kapitalizme mal edilmekte. bu durum tıpkı bıçakla cinayet işleyen bir caniyi koruyup da suçu bıçağa atmaya benziyor. kardeşim bıçak ekmek kes diye üretilmiş bir nesne, adam öldür diye değil. benzeri şekilde kapitalizm bireylerin hırsları ve diğer bireylere muhtaç olması gerçeğini (ki bu inkar edilemez bir varsayımdır) olumlu yönde kullanıp max verim üretme temeline dayalı bir sermaye yönetim modelidir. insan doğasına uygun olanı da budur. kapitalizm alternatifsizdir. kapitalizm yerine üretilebilecek herhangi bir model de zaten bulunmuyor. (ve hayır kardeşim, sosyalizm kapitalizmin bir ikamesi değildir)

    ilgili bakınızlar;
    (bkz: adam smith)
    (bkz: murray rothbard)
    (bkz: ludwig von mises)
    (bkz: frederic bastiat)
    (bkz: friedrich august von hayek)
  9. namuslu insanların elinde düzgün çalıştığına inandığım sistem. ama işte insanlar namussuz sistemin bi suçu yok.