1. sert bir kabuğun içinde yaşayan dört ayaklı sürüngengillerden bir hayvan.
    zoolojik tanımını bir kenara bırakacak olursak. sürekli barınağını sırtında taşıyan, ters döndüğünde tümüyle etkisiz kalan, tehlikelerle dolu bir yaşam içerisinde, yeteneği ve gücü sınırlı, ancak ölçülü adımlarıyla yaşam içinde var olan bu hayvan bir çok mitte, öyküde, efsanede,sabır, bilgelik ve uysallığı simgeler.

    kendimizi ve başkalarını tanıtmak, yüceltmek, yermek, alay etmek için hayvanları hep simge olarak kullanmışızdır.
    la fonten bile bizim kadar hayvansal simge kullanmamıştır.

    birine aptal demek için eşşek.
    çevik, ürkek, güzel demek için ceylan.
    uğrusuzluğunu yüze vurmak için baykuş.
    kötü demek için yılan.
    masum ve zarif demek için kuğu.
    güçlü demek için aslan.
    sinsi diyeceksek fare.
    inatcı diyeceksek katır.
    çalışkan diyeceksek inek.
    yavaş hareket edene kaplumbağa

    kaplumbağa bence bu simgelerin içinde en güzeli en yakışanıdır. ağır ama emin adımlarla süren bir ilerleyişi, sabrı, bilgeliği, uysallığı, sakinliği tüm insanlarda birer parça olsa, herşey daha güzel olur aslında. onu için ben kamplumbağa simgesini hep ulvi ve bilge insanlarla özleştiririm.
  2. kronos'un büyük kızı ve zeus'un kız kardeşi olan hera aynı zamanda zeus'un karısı idi.
    zeus kendisine sadık bir eş aradığı zamanlar hera'yı yalnız yakalayıp onu evliliğe ikna etti. zeus düğününü yapmak için onu kitheron dağının en büyük tepesine götürdü.
    tanrıların* evlenmesine sevinen tüm canlılar toplandılar ve tüm tanrılar olympos'tan aşağı indiler.
    düğün çok muhteşem olmuştu. bütün mevcudat düğünde hazır bulunmuştu. yalnız khelone adında bir peri kızı gelmemişti. bu yüzden tembelliğinin cezasını çekmekte gecikmedi. bu peri kızı ağır hareketin ve hantallığın sembolü olacak olan kaplumbağa'ya çevrildi.
  3. köken olarak kapalı kurbağa anlamına gelen hayvan. ismi bana kalırsa dilimizdeki en güzel kelimelerden. ek olarak içimi burkan bir olayı paylaşıcam. neredeyse herkes bir karavanım olsa da dünyayı gezsem diye hayal kurar. doğuştan karavan sahibi tek canlı kaplumbağadır. onun da hız problemleri var, gezemiyor gariban. her güzellik bir arada olmuyor.
    kuz
  4. yunan kahramanı akhilleus’un kaplumbağa ile bir yarış pradoksu vardır. çok iyi bir koşucu olduğu için akhilleus kaplumbağa’nın belirli bir mesafe, örneğin yüz metre, ileriden başlamasına izin verir. eğer her ikisinin de sabit hızlarda koştuğunu düşünürsek (biri sabit yüksek bir hızda, diğer sabit düşük bir hızda), belirli bir süre sonra akhilleus yüz metre koştuğunda, kaplumbağanın başladığı yere gelmiş olacaktır; bu süre boyunca kaplumbağa da küçük de olsa belirli bir mesafe ‘koşmuştur’, örneğin 1 metre. akhilleus bir süre sonra bu mesafeyi de tamamladığında, o süre zarfında kaplumbağa yine küçük de olsa bir mesafe ilerlemiş olacaktır ve bu böyle devam edecektir. böylece, akhilleus ne zaman kaplumbağanın varmış olduğu bir noktaya varsa, daha hâlâ gitmesi gereken bir mesafe kalmış olacaktır. bu nedenle zeno akhilleus’un kaplumbağayı hiçbir zaman geçemeyeceğini söylemiştir.
  5. bir sürü türü var. onun diğer adı tosbağa. çizgi filmlere, masallara konu olmuş; ağırkanlı bir sürüngen. kalın kabuklu ve evini sırtında taşıyan. karada ve denizde yaşayabilen bu hayvanların, denizde yaşayanı denizin en diplerine dalıyorken kış uykusuna yatmaz. (bkz: caretta caretta)

    sevimli mi sevimli olan bu hayvanlardan biri geçtiğimiz günlerde bir orman yangınında evini kaybetti :( bir kaç iyi adam bir araya gelerek ona 3d yazcıda üretilmiş bir ev tasarladılar. insanoğlunun belki de bozduğunu, yine bir insanoğlu düzeltti. kim bilir ne kadar canı yandı :((

    *
  6. orman yangınından sonra gördüğüm, kaçamamış bir kaplumbağanın kararmış kabuğu...

    bir yıl sonra dikilecek otelin ön hazırlığı...

    ölüler üstüne kurulan bu düzen her yerde.
  7. gördüğümde ters çevirip kaderine terk ettiğim hayvan.
  8. birkaç sene önce kur yapma ve çiftleşme anını canlı canlı izlediğim hayvan. aklıma geldikçe bi gülme geliyor.